Gülünç olan ya da gülünç olduğunu sanan az insan mı var? Zaten zamanımızda yetenekli insanların hemen hepsi gülünç görünmek korkusunun tedirginliği içindedir.
Bu kitap oldukça sabırla ilerlediğim bir eser olsa da yazarı bir söyleşide tanıyıp dünyaya ve yazın dünyasına bakış açısını biraz olsun anlayınca devam etmek istedim. Bilinç akışı tekniğinin oldukça başarılı kullanıldığı kitapta anlam giriftse biçimin de girift olabileceğini savunan yazar aynı ifadeleri birkaç kelime değişikliği ile tekrar ettiği bir yöntem kullanmış ve bence bu zihni yoruyor,
kafa karışıklığı oluşturuyor. Bir düş ile başlayan roman yabancılaşma, yalnızlık, huzursuzluk temalarını içinde barındırıyor. Bu huzursuzluk Gereksizyazar’ın kendine dair yolculuğunu başlatıyor, yazdığı romanın başkarakteri M vasıtası ile tanımaya başlıyoruz yaşamını. Tabii kurgu içerisinde yazarın bu kendini bulma çabası, zaman içerisinde kendini kaybetmesi diyebiliriz, çoğu yerde M mi konuşuyor Gereksizyazar mı diye düşünmemize sebep oluyor. Düş Kesiği sıradan bir insanın kafa karıştırıcı hikayesi. Düş ile gerçeğin, geçmiş ile bugünün ve zihinden geçen her ifadenin yer aldığı bir eser. Kitabın bazı bölümlerindeki aforizma niteliğindeki güzel cümleler, öğrettiği yeni bilgiler, bilinç akışı tekniğinin oldukça başarılı kullanılması kitabı okumak için bana göre yeterli sebepler. Tabii bu tekniğe alışkın değilseniz ilerlemek için üstün bir çaba ile okumaya devam etmeniz gerekebilir.