Her biri bir yıldız gibi parlayan 144 kısa hikaye…
Nevit Dilmen’in kaleminden çıkan Binbir Işık Noktası, masalların sadece çocuklara değil, her yaştan insana seslenebileceğini hatırlatıyor.
Her hikaye; umut, sevgi, cesaret ve farkındalık temalarını işlerken, okura yaşamın küçük ayrıntılarında gizli ışıkları gösteriyor.
Sade dili ve derin anlamıyla, hem yetişkinler hem de çocuklar için düşündürücü bir okuma deneyimi sunuyor.
“Bir ışık yakmak bazen bir masal anlatmaktır…”
Bu kitapta 144 farklı ışık yanıyor; her biri insan ruhuna dokunan bir hikaye.
Kadınlar Ülkesi / Charlotte Perkins Gilman
Kadınlar Ülkesi, yalnızca edebi bir ütopya değil; toplumsal cinsiyet rollerini, iktidar ilişkilerini ve kültürel normları sorgulatan sosyolojik bir deney alanı gibi okunabilir.
Gilman, erkek egemen toplumun “doğal” kabul ettiği düzenin aslında ne kadar kültürel olarak inşa edildiğini gösteriyor. Kadınların bilgi, emek ve üretimle kurdukları bu yeni toplum; biyolojik farklılıkların toplumsal hiyerarşiye dönüşmediği, iş bölümünün adaletli paylaşıldığı bir alternatif düzen sunuyor.
Okurken şunu düşündüm: Toplumsal cinsiyet dediğimiz şey, bireylerin potansiyelini sınırlayan bir pranga mı, yoksa değiştirilebilir bir kurgu mu? Gilman’ın ütopyası, bize bunun cevabını güçlü bir şekilde hatırlatıyor.
Vandyck Jennings (Van), Terry Nicholson ve Jeff Margrave’in gözünden ilerleyen bu kurgu; bize farklı önyargıları, şaşkınlıkları ve öğrenme süreçlerini aktarıyor. Özellikle sosyolog Van’ın anlatımı sayesinde kitap, yalnızca bir ütopya değil aynı zamanda sosyolojik bir saha araştırması niteliği kazanıyor. Ben de bir sosyolog olarak, bu güçlü kurgusuyla Kadınlar Ülkesi’ni bayılarak okudum.
#kadınlarülkesi #ithakiokurları #neokudum #gilman
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,7bin okunma
Dr. Emily Carter’ın Ergen Evlat ile Nasıl İletişim Kurulur? kitabı, ebeveyn olmasam da beni fazlasıyla etkiledi. Çünkü ergenlik yalnızca ailelerin değil, toplumun tamamının tanık olduğu bir süreç. Bu dönemde gençlerin ne hissettiğini, neden bazen sert tepkiler verdiklerini ya da aslında söylemek istedikleriyle dile getirdikleri arasındaki farkı görmek benim için çok öğretici oldu.
Kitabın dili oldukça sade, akıcı ve anlaşılır. Bilimsel birikimle yoğrulmuş olsa da kuru bir akademik metin değil; aksine günlük hayata dokunan, okurken “evet, tam da böyle oluyor” dedirten örneklerle dolu. Özellikle ergenlerin düşünce dünyasını, öfke patlamalarının arkasındaki sebepleri ve onlarla sağlıklı iletişim yollarını anlattığı kısımlar, ebeveyn olmayan biri olarak bile bana yeni bir bakış açısı kazandırdı.
Bence bu kitap, yalnızca annelere-babalara değil; öğretmenlere, ablalara/abilere, hatta gençlerle bir şekilde yolu kesişen herkese çok şey katabilir. Çünkü en temelde bize şunu hatırlatıyor: İletişim sabır, empati ve gerçekten dinlemeyi gerektirir.
Benim için bu kitap, ergenlik dönemini daha iyi anlamamı sağlayan bir rehber oldu. İleride bir gün ebeveyn olursam mutlaka yeniden başvuracağım kaynaklardan biri olacak.