Kime sarılırsam sarılayım, kimi kucaklarsam kucaklayayım, kollarımı kime açarsam açayım sanki hep kendi kollarıma kavuşuyor, içimde bir tuhaf bir boşluk, sonunda hep kendime sarılıyordum. İçimdeki yalnızlık, boşluk ve gam hissini kimse söküp alamıyordu.
Ben büyürken o ufaldıkça ufalmıştı. Ben onun babası olmuştum, o çocukluğuna dönmüştü… Bütün babaların, çocuklarını neden “babacığım” diye çağırdığını tam da o an anladım galiba. Günün birinde ister istemez yer değiştireceklerini, biri büyürken diğerinin küçüleceğini, zamanın tersyüz olacağını bildikleri için.