Sarah Crossan’ın “Hey, Zoey” kitabı, sessiz bir çığlık gibi kalbime dokundu. Zoey’in yaşadıkları, bir gencin iç dünyasındaki fırtınaları, yalnızlık hissini ve kendini bulma mücadelesini öyle içten anlatıyor ki, sayfalar arasında kayboluyorsunuz.
Zoey’in güçlü görünmeye çalışırken içten içe kırılması, sevilme isteği ve hayatın ağırlığıyla baş etme çabası herkese bir şekilde tanıdık geliyor. Yazar, gençlik döneminin karmaşasını abartmadan, sade ama etkileyici bir şekilde yansıtmış.
Crossan’ın dili şiir gibi akıyor; kısa cümlelerle bile derin anlamlar taşıyor. Kitabı okurken hem Zoey’e dokunuyorsunuz hem de kendi içinize bakıyorsunuz.
“Hey, Zoey”, sadece gençler için değil, kendini kaybettiği yerde yeniden bulmak isteyen herkes için yazılmış bir hikâye. Okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir roman.
```