Hayat masalıma bakıyorum da hikâyeden ziyade bir opera benziyor. Mütemadiyen ayakta ve dekor içinde, mütemadiyen el ve kol sallayarak konuşuyor, bağırışıyor, mütemadiyen öteye beriye düşüp ölüyoruz.
Hakikat, kozadan çıkan kurdun kelebek olduğunu görür gibi ihtilal ordusunun daha çalak ve halkçı fakat eski Türk ordusunun simasıyla ihtilal sahnesine geldiğini görüyorum.
Ne zamana kadar kan, ne zamana kadar ıstırap ve meşakat! Ne zaman bu kadar mebzul akan genç kanı ve gözyaşına mukabil bir avuç toprağımız bize kalacak?