Ötekiyle doğru bir iletişime girme arzumuz onunla hemhal olabilmekle mümkündür ancak, onun var olma biçimine, dünya görüşüne nüfuz edebilmem ve onunla
ortak bir anlam oluşturabilmem için onun dilini bilmeli, o dilden konuşabilmeliyim.
Ama ya o beni ikna edebiliyorsa? O zaman görüşlerime yeni bir zaviyeden bakmaya hazırım. Ötekini anlamak,
"kendi inançsızlığımızdan şüphe duymayı" gerektirir.
Gözardı etmediğimiz her farklılık, bir armağan olarak kutlanmaya değer.
Aramızda sulh olsun diye kendi görüşlerimden vazgeçecek değilim, onun beni ikna etmek için konuşmasına izin veriyor da olsam, ikna olmak zorunda değilim.