Merhaba arkadaşlar nasılsınız. Size çok aşk içeren bir kitap ile geldim. Aşk, dostluk,acı, gözyaşı, bekleyiş ne ararsanız hepsi bu kitapta. Kimlerin aşkını mı okudum. Mimoza çiçeği ile Rüzgar yavrusunun aşkı. Ahh ne güzelde sevdiler birbirlerini ama bir adam var ki offf Rüzgar bir insan nasıl böyle bebek gibi sevebilir yahu.
Liza ve poyraz onlar lise aşkı. Onların aşklarını okurken lise yıllarıma gittim. Rüzgar onu ilk gördüğü anda yüreğine düşürdü. Liza'nın aile çok varlıklı bir aile ama bir o kadar da nefret edilecek bir aile. Sırf babasının başka bir kadın ile ilişkisini ve ondan çocuğunu olduğunu öğrendiğinde bunu annesi ile paylaşır. Bunun sonucunda babası tarafından saatlerce şiddete uğrar ki bu ilk değildi. Öncesi de vardı. O anne nasıl bir anne ki o dayak yerken bir köşede izlemesini okurken ifrit oldum. Ama beş para etmez oğulları Cihan'a her şey mübah. Ayy anlatırken yine sinirlendim.
Liza o şiddet günü soluğu Poyraz'ın yanında alır. Yaa nasılda yaralarını sardı sevdiceğinin. Mimoza o gün teslim oldu rüzgarına. Oysaki onu evde bekleyen büyük bir kabusun varlığını bilmeden.
Eve döndüğünden apar topar Almanya'ya gideceklerini duyar. Onun düşüncesine göre bir kaç günlük olduğunu düşünür.
Almanya'ya gittiğinde dünyası başına yıkılır. Neden mi? Çünkü amcası ve babası kardeş gibi büyüdüğü kuzeni ile evleneceğini söyler. Asla evlenmeyeceğini söylese de amcası ona bütün gerçekleri açıklar. O gerçekleri okuduğumda sen nasıl bir babasın dedim. Bu kadarı da pes dedim.
Almanya'da kalabilmesi için kağıt üzerinde olan bir evlilik yapar.
Diğer tarafta mimozasının gittiğini öğrenen rüzgar deliye döner. Ailesinin evine gittiğinde ona çok başka şeyler anlatırlar. Ve mimozasını kalbine gömer. Yaşayan bir ölü olur.
Liza Almanya'da kendi ayakları üzerinde duran aklı başında