Hepinize merhabalarr. Bugün sizlere bir konu hakkında bilgi vermek için geldim. Bazılarınızın belki bildiği üzere discordda kitaplar hakkında konuşabileceğiniz ve kitap yazanlara destek veren sunucular bulunmakta. Bende bugün sizlere benimde içerisinde bulundum iki sunucu önerisi yapacağım.
Bunların birincisi benim kurmuş olduğum ve yeni yeni isleve gören içerisinde 100 den fazla kişinin bulunduğu sunucu burada kitaplar hakkında sohbet ediyoruz kitap yazanlara destek oluyoruz ve güzel bir ortam oluşturmayı deniyoruz.
Gelmek isteyenler bu linke tıklayarak gelebilirler:
discord.com/invite/nANfCXDW4T
Diğer sunucu ise Gece Kütüphanesi sunucusu. Sunucunun içinde 700 den fazla kişi okur yazar veya kitaplara saygı duyan bir çok kişi var. Bu sunucudada aynı şekilde kitaplar hakkında konuşabilir ve yazdığınız kitaplara destek alabilirsiniz.
Bu sunucuya katılmak içinde bu linke tıklamanız yeterli.
discord.com/invite/5yagYjFcfz
Her iki sunucuda birbirinden güzel ve samimi. İki sunucudada sizleri görmekten büyük bir mutluluk duyarız(:
Merhabalar bugün sizlere adora Yağmurun yazdığı wisteria serisinin ikinci kitabı olan Acıların Hükümdarı kitap incelemesi ile geldim.
Kitap birinci kitaptan bağımsız olarak 1. Kitaptan sonra geçiyordu. Ama olaylar bağlantılıydı. Euria da tıpkı ırithel gibi zor bir geçmişi olan fakat onun aksine bir tahtın varisi olan prensestir. Bu kitapta Euria nın vermek zorunda kaldığı kararlar ve ilişkilerini inceliyoruz.
Kitap aşkında baştan başa olaylar ile dolu akıcı bir kitap fakat ben ara vermek zorunda kaldığım için biraz kesildi. Ama her şeye rağmen akiciligiyla ve diki ile güzel bir kitaptı. Yazarın kaleminin 1. Kitaba göre daha çok geliştiğini düşünüyorum. Ama yine karakterlerin yek yönlü olması yanibir karakterde hep aynı duygunun yansıtılması eksi bir yöndü. Buna örnek olarak mesela zedy kitabin başından beri hep masum ve çocuksu davranışları olan sevimli bir karakterdi gibi. Kitabın sonu çok iyiydi. Yine bol ters köylerin olduğu akıcı ve güzel bir kitaptı. Ayrıca bu kitapta daha çok fantastik yön vardı. Bir şans vermelisiniz.
Merhaba kitap sever dostlarım bugün sizlereBeni Bul kitabının yorumuyla geldim.
Konusu
Rosa, tam beş yıl önce karanlık bir gecede iskelenin en uç noktasına doğru yürüdü.
Bir süre, girdap yapan derin suları izledi. Sonra da kendini o derinliğe bıraktı. Umut vadeden bir Cambridge öğrencisiydi. Babasını kısa süre önce kaybetmişti. Ölümü trajikti ama beklenmedik değildi.
Yetkililer Rosa’nın intihar ettiğine karar verdiler. Ancak Rosa’nın erkek arkadaşı Jar, buna inanmıyordu. Yıllar boyunca her yerde onu gördü –istasyonda beklerken önünden geçen trenin cam kenarı koltuklarından birinde, yürüyüş yaptığı parktaki bir bankın üzerinde… Gittiği her yerde yanındaydı Rosa. Aradan geçen yıllar Jar’ı, Rosa’nın ölmediğini kanıtlamak konusunda neredeyse takıntılı birine dönüştürdü. Herkes onun paranoyak olduğunu düşünüyordu. Ta ki bir gün Jar, Rosa’nın adresinden gönderilen o e-postayı alana dek:
Beni bul, Jar. Beni bul, onlar bulmadan önce…
Yorumum
Harika bir kitaptı, çok sevdim tam gizem-gerilim olmasada çok merak uyandırıcı ve tam rs den cikmalik bir kitap. Hele ki o sonu... sonunda her şeyin açığa çıkması iyiydi. İlk başlarda 1 bilum Rosa'nın günlüğünden okurken bir bölüm Jar'ın ağzından okuyorduk. İlk başta o günlük kısımları olmasada olurmuş diyerekten okudum ama daha sonrasında ise iyiki de varlar dedim çünkü hikayenin oturmasına çöl fazla yer kaplıyorlar. Daha sonrasında ise başka bir kişinin günlüğünü okuyoruz ama söylersem belki spoiler olabilir. Kitabın sonuna gelecek olursak tün olayların altında yatan kişi aslında çok masum bir insan ve ne!! Diyiyoruz okuyunca. Yani bir insan bunkari nasıl yapabilir ki? Kitap hakkında söyleyeceğim çok şey var aslında ama ne desem spoiker olur o yüzden sizin okuyup görmeniz çok daha iyi olur. Bulursanız mutlaka okuyun bu kitabı!
Beni BulJ. S. Monroe · Nemesis Kitap · 2017168 okunma