“Ne olur bana onun hangi koltuğa oturduğunu göster. Kahve severdi biliyorum, herhalde ona kahve ikram etmişsindir; bana onun kahve içtiği, dudaklarının dokunduğu fincanı göster. Geceleri uyuyamadığımı söylemiştim, dayanamayıp da biraz daldığım zaman her şey daha korkunç oluyor. Çünkü onun hâlâ yaşadığını sanıyorum. Sanki rüyamda Arzu’nun öldüğünü görmüşüm de bir an önce uyanırsam oh diyecekmişim gibi hissediyorum. Sonra da gerçek, o sivri uçlu hançerini kalbime batırıp içinde çeviriyor.”