Yedinci güne gelindiğinde yapmakta olduğun işi bitirdin ve o gün dinlenmeye çekildin; belki de yedinci gün hala sürüyor çünkü masumların, acı çekenlerin çığlıkları ulaşmıyor sana ve artık her şey güzel değil.
Bu dünyada değil sanki, yaşayan bir kişinin bakışları bu kadar uzak bakamaz olan bitene. Küstahlık, meydan okuma, öfke, küskünlük, umutsuzluk, acı, yalvarma, kırgınlık, sevgisizlik, gücenme, soğukluk, sitem, incinme, kırılma kelimeleri bu bakışları açıklamaya yetmez. Hele acı kelimesi hiç uygun değil.
"Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası; ne bana acıyın ne de çocuğuma. Merhamet zulmün merhemi olamaz."
Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman
yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.