Hayat hakkında teori üretmiyorum. İyi midir, kötü müdür, diye sormuyorum kendime. Benim gözümde hayat kötü ve hüzünlüdür ve nefis düşlerle iç içedir. Başkalarına nasıl göründüğünden bana ne?
Bugün kendi dinimde münzeviyim. Bir fincan kahve, bir sigara, bir de düşlerim; göğün, yıldızların, işin, aşkın ve hatta güzelliğin ya da ihtişamın yerini gayet rahat doldurabilir. Deyim yerindeyse hiçbir uyarıcıya ihtiyacım yok. Ben afyonumu, kendi ruhumda buluyorum.
Zihnim kayıtsızlaştıran, karmaşık bir disiplinsizliğe gömüldü. Neresiydi sığındığım yer? Bana öyle geliyor ki hiçbir yere sığınmış değildim. Neye olduğunu bilmeden bıraktım kendimi.
Bütünlüğünü koruyarak acı çekenlere ne mutlu. Sıkıntı çekseler de tuzla buz
olmayanlara, inançsızken bile inananlara ve art niyetsizce güneşin altına serilebilenlere.