Size de öyle gelmiyor mu, diye sordu, o uçsuz bucaksız engin üzerinde insanın ruhu alabildiğine yüzer gibi olur, denize bakarken ruhunuz yükselir, sonsuzluk düşünceleri, yüksek düşünceler uyanır?
Sen olmasaydın ben ne mutlu yaşardım, biliyor musun? Kim zorladı seni bu işe? Bir bahse mi girmiştin yoksa? Yine de seviyormuşsun, öyle diyordun daha biraz önce! Ah! Beni kovsaydın daha iyi ederdin! Ellerim dudaklarının ateşinden yanıyor...
Kendini de, onu da daha iyi aldatmak için mi yapıyordu bunu? Yoksa, bırakıp gideceği şeylerin acısını daha derinden duyabilmek için, şehvete yakın bir tür kendine cefa etme isteğinden mi ileri geliyordu? Hayır, böyle bir amacı yoktu; tersine, yakında kavuşacağı mutluluğu şimdiden duymanın sevinci içine dalmış gibi yaşıyordu.