-Keşke seni daha iyi hissettiren biri olabilseydim. Ama olmuyor işte. Bundan sonra da olmayacak gibi.
-Sen olsan da olmasan da ben zaten yalnız ve mutsuzum. Birlikte olalım diye mutluluğu vadetmiyorum. Mutsuz olsak da birlikte olalım diyorum.
En küçük bir talihsizlikte bile Gu'dan ayrıldığım için cezalandırıldığımı düşünürdüm; azıcık mutlu olduğum anlarda Gu aklıma gelir, o mutluluğu görmezden gelmeye çalışırdım. Mutsuzken de mutluyken de Gu'yu düşünerek yaşardım. Böyle bir hayat istemiyordum. Gu'yu düşünerek yaşamak istemiyordum. Gu'yla birlikte yaşamak istiyordum.
O zaman da öyleydi, yeniden buluştuktan sonra da ben hep Gu'yu bekledim. Yeniden ayrılırsak, ömrüm boyunca Gu'yu beklerdim. Nerede, ne yaptığını bile bilmeden. Bir gün yeniden karşılaşacağımıza dair en ufak bir vaade tutunmadan.
Seninle ben, ölünceye kadar birlikte olacağız. Birlikte olmasak bile birlikte olacağız.
Buna ne demeliydi? Aşk demek mümkün değildi ama aşka en yakın duyguydu. Hem bedenimize hem ruhumuza yapışmıştı ve öldükten sonra bile yok olmayacaktı.