"Müslümanın ülkesi sınır, ufku hudut kabul etmez. İmanı ise, en batıdaki mazlumlar gibi, en doğuda Çin'in esaretinde yaşayan Türkistanlı'ları da kuşatır."
Ümmetin en yalnızları, babalarının kucaklarında çaresiz bir halde titreye titreye, annelerinin mütevekkil ifadeleri arasında Rabbi Zülcelâl'e yürüdü. Bilad-ı Şam'da dünyanın gözleri önünde kimyasal silahla şehit edilen o çocuklar, Allah Rasûlü'nün (s.a.v) zamanında yaşasaydı böyle yalnız kalırlar mıydı?
İmandan ve amel-i salihten başka dayanağın olmasın. Seni, ne kalbinin temizliği ne de babanın hocalığı kurtarabilir. Çünkü Allah Rasûlü (s.a.v) kızına; " Ey Muhammed'in kızı Fâtıma! Malımdan dilediğin şeyi iste (vereyim, fakat) Allah'ın azabından hiçbir şeyi senden defedemem " buyurmuştu.