Giriş Yap

İhsan Şenocak

Yazar
9.0
3.049 Kişi
Unvan
Türk İlahiyatçı, Hafız, Yazar
Doğum
Samsun, Türkiye, 1974
Yaşamı
1974 yılında Samsun’da dünyaya geldi. İlkokuldan sonra hafızlık yaptı. 1994’te Samsun İmam Hatip Lisesi’nden 1999’da Ondokuzmayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Okul yıllarında muhalled usulde İslamî ilimler okudu. 2002’de Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’ni bitirdi. 2004 yılında OMÜ İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalında “İslam Hukuku’nda Taklit” konulu teziyle yüksek lisans yaptı. Aynı fakültede “İslâm Hukuku’nda Örfün Hükümlere Etkisi” adlı tezini tamamlayarak doktor oldu. 1997 yılında Samsun’un Vezirköprü ilçesinde imam-hatip olarak memuriyet hayatına başladı. Diyanet İşleri Başkanlığında farklı kademelerde görev yaptı. 2007’de Samsun Aşıkkutlu Eğitim Merkezi’ne müdür olarak atandı. 2005-2010 yılları arasında yayımlanan İnkişaf dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Milli Gazete ve Yeni Şafak’ta müstear isimle dizi ve düşünce yazıları yazdı. 2008’de Tv5’de "köprü" programını hazırlayıp sundu. Müstear isimlerle farklı türlerde çok sayıda yazı kaleme aldı. Aşıkkutlu Eğitim Merkezindeki görevinin yanısıra, kısa adı İFAM olan İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi’nde tefsir, hadis, fıkıh, akâid, usûl, nahiv, mantık, kavâid ve makâsıd gibi temel ve yardımcı ilimler okutmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığında farklı kademelerde görev yapan İhsan Şenocak, Diyanet İşleri Başkanlığı Samsun Aşıkkutlu Eğitim Merkezi Müdürü iken 28 Ekim 2017 günü açığa alındı. Şenocak, görevden alınmadan bir süre önce, Müslüman kadınların pantolon giymeleri ile ilgili konuşması nedeniyle bazı kesimlerden tepki almıştı. Şenocak'ın, görevinden açığa alınmasının bu konuşmasından dolayı olduğu iddia edildi. İhsan Şenocak’ın görev alınması kararı sosyal medya üzerinde geniş tartışmalara neden oldu. Şenocak, soruşturmanın ardından Samsun Aşıkkutlu Eğitim Merkezi'ndeki görevine iade edildi, son olarak da Sinop İl Müftülüğü Eğitim Uzmanı görevine getirildi. İhsan Şenocak, ‘tenzil-i rütbe' olarak yorumlanan bu karara tepki olarak 12.02.2018’de memuriyetten istifa etti. Dr. İhsan Şenocak, evli ve 4 çocuk babasıdır.

İncelemeler

Tümünü Gör
208 syf.
·
2 günde
·
1/10 puan
İSLAM KIZINA HARAM TEKLİF HAA! ° Çalışan kadın yuvasını dağıtıyor. ° Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. ° Kızlarına sahip çıksalarmış. ° Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik. ° Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek. ° Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor. ° Kız mıdır kadın mıdır bilemem. ° Her çalışan kadın, gözü doymamış erkek demektir. Bir kadın çalışmayı tercih ederek fuhuşa hazırlık yapmış olur. ° Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak. ( :DD ) ° Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var. Hatırladınız mı bu sözleri? Hepsi olmasa da birkaçını duymuşsunuzdur mutlaka. Peki kadına olan nefretle ilgili bu sözlerin dayanağı nedir? Bu sözleri, tepki çekebileceklerini hiç düşünmeden, bu kadar rahat kurabilecek özgüveni nereden buluyorlar dersiniz? Gelin birlikte inceleyelim. Yazar kitapta, Müslüman bir kadının nasıl olması gerektiğiyle ilgili söylemlerde bulunuyor: 1) Kadının tek kutsal vazifesi anneliktir. Kadını kadın yapan şey anne olmasıdır. Her müslüman kadın ya anne adayıdır ya da annedir. Çocuğuna bakmak, onu İslami usullere göre yetiştirmek, bunları yaparken de ev işleriyle ilgilenmek onun asıl görevidir. 2) Müslüman bir kadının öyle "evde canım sıkıldı, gidip biraz dolaşayım, kafam dağılsın, o kadar işle uğraşıyorum kendime vakit ayırayım" gibi bir adeti yoktur, olamaz. Yaşamının ana merkezi evidir. Zorunlu olmadıkça çıkmamalıdır. #79434151 3) Kadınlar anne olmayı büyük bir nimet olarak görmeli. Çocuklarını kimseye emanet etmemeli. E bunun için de çalışmamaları lazım. [Çalışmak da neymiş, evde çalışıyor ya işte. Hem kadın naiftir, dışarı hayatı onu ezer geçer.] Evinde oturup, evinin kadını çocuklarının anası olacak. Onun asıl işi "nesil yetiştirmek"! [Kendini yetiştiremeyen biri nasıl nesil yetiştirebilir o da meçhul tabi!] #79421033 4) Ağlarken dahi sesini namahrem duymamalı. Erkek bu, tahrik olur falan nemelazım, sonra al başına belayı. Erkektir, arzularına söz geçiremez. O yüzden müslüman kadın nefes alırken bile işveli olmamalı. Ha mümkünse nefes de almasın, en makbulü odur. "Sesini nâmahrem duymasın diye ağlarken dahi sessiz ağlayan kadınların yerinde; sokakta, okulda mini etekle vücudunu teşhir eden ve bu teşhirle sanki, “Ey sokaklar, şahit olun ki her erkeğin bana bakma hakkı mahfuzdur.” diyen zavallılar var." 5) Müslüman bir kadının ismini, öyle sokaktan geçen bir erkek ağzına alamaz. "Sokakta biri bana kızımın adını sorsa onu vururum." diyen baba haklıdır. Müslüman kadın kendi ismini öyle herkesin ağzına sakız etmemeli. #79435695 6) Müslüman kadın, eşine karşı bir özgürlük yarışına girmemeli. Kocasıyla boy ölçüşmemeli. Erkeklerle eşit değiller ki bir kere. Hiç elmayla armut yarışır mıymış? Haddini bilip vazifesiyle uğraşmalı. Sonra psikolojiniz bozuluyor, üzülüyoruz caanım kadınlarımızz :) #79443329 #79460199 7) Müslüman kadın; insanlığa yardım etmek, sorunları çözmek için öyle sokaklara, caddelere koşmamalı. Oturmalı oturduğu yerde. Ondan yardım isteyen kim ki? Kendince boş uğraşlar bulmasın. Hem ne demiştik: "Evinin kadını, çocuklarının anası olmalı." #79464619 8) Müslüman kadın, çocuklarına masal anlatıp ninni söyleyebilecek nitelikte olmalı. Kendi kız çocuklarına da bu niteliği aşılamalı ki ilerde "asıl görevi" olan çocuk bakma, nesil yetiştirme işini hakkıyla yerine getirebilsin. Ya da yetiştireceği nesilleri böyle "uyutabilsin" mi demeliydim? #79469051 9) Müslüman kadın örtünmeyi de bilmelidir. Baskılamak amacıyla değil tabi ki canım; erkekler kendilerine engel olamazlar ya hani, tahrik olurlar falan. Amacımız seni korumak. Hem sen çok değerlisin. Değerli şeyler de gizlenir, saklanır. Sen de değerli bir eşya, ah pardon dil sürçmesi, değerli bir insan olduğun için saklamak istiyoruz seni. Bunlar hep senin iyiliğin için. Güvenmediğimizden de değil; biz sana güveniyoruz da çevreye güvenmiyoruz :) #79418151 #79433636 #79486790 #79526102 10) Müslüman kadın öyle çok da konuşmamalıdır. Anlatacaklarını iki cümleyle özetlemelidir hemen. Neden mi? E çünkü anlattıklarını dinleyenler, söylediklerine değil ses tonuna hayran olurlar. Bak görüyor musun yine kapı erkeklerin tahrik olmasına açılıyor. Hep mağdur ediyorsunuz şu erkekleri. Neyse velhasılı kelam, çok konuşmayın, dırdır etmeyin. "Senin Şeriat sınırlarını zorlayan o konuşmaların, kim bilir hangi erkeği evinden koparacak, hangi yuvayı dağıtacak? Üç cümleyle ifade edilecek meselede neden derin derin tahliller yapar, soluksuz konuşmalar îrad edersin? Bil ki; muhatapların muhtevaya değil, sana ve ses tonuna meftun. Çünkü bütün erkekler bir kadını, kadını dinlediği gibi dinler. O bakışta ya da dinleyişte ne muhteva, ne vizyon ne de misyon bir mana ifade eder." 11) Müslüman bildiklerini ve yaptıklarını, başkalarına da dayatmayı bilmelidir. Evlendin, yuva kurdun, çocukların oldu, büyütüyorsun, ev işleriyle ilgileniyorsun vs. Ee bitti mi görevin? Tabi ki hayır. Etrafında nerde bekar bir kadın görsen "Ee evlenmeyi düşünmüyor musun? Evde mi kalacaksın? Bak kaç yaşına geldin, sana da bulalım hayırlı bir kısmet. Aa istemem deme, bak ben ne kadar mutluyum, sen de evlen kesinlikle." diyip rahatsız edeceksin. Evlilikte mutlu olmayabilirsin ama konumuz o değil şimdi. Sağda solda kendi istekleriyle sevgili edineceklerine ya da tek başlarına kalacaklarına, evlendirmelisin ki yeni küçük mücahitler yetiştirilebilsin. Dünya düzeni mükemmel, herkes çok iyi, çok rahat, uçuyoruz; daha çok çocuk olsun ki "mutlu küçük yuvacıklar" oluşabilsin. "Onlar da evlenmeli, onlar da eş olmalı, onlar da çocuk büyütmeli. Bunu siz yapacak, onları siz ikna edeceksiniz. O kadınların yüreklerine haya mayasını vurabilirseniz, şehvet pazarı boşalacak, evlilik müessesesi canlanacak. Himmet ediniz, evlenememiş kızlara da yuva kurma kapısını açınız. Eğer bugün pek çok evde evlenemeyen kız varsa bunun baş mesulü evlilik müessesini yıkan ünlü, ün-süz kadınlardır. Kadınlar zayıflattı evliliği... Onlar sebep oldu iffetli kızların evde kalmasına." Daha fazla devam edemeyeceğim sanırım :) Şimdi en başta verilen isimsiz sözlere geri dönecek olursak, o sözler ile yukardaki maddeleri karşılaştırdığınızda benzerlik görüyor musunuz? Ben de görüyorum. Bu sözler temelini dinden alıyor. Belki en başta okuduğunuz sözlere karşı çıktınız, tepki gösterdiniz. Ama ya bu sözleri inandığınız din de destekliyorsa? Yine karşı çıkabilecek misiniz? Kadın duygusaldır, naiftir diye eve tıkıp kocasının malı haline getiriyorlar. Mecliste birbirlerine tekme tokat giren erkek vekiller duygularıyla değil de mantıklarıyla mı hareket etmiş oluyorlar? Yoksa konunun duygusallıkla ilgisi olmayıp, kendini yetiştirmekle mi ilgisi var? Kadın güzeldir, ilgi çekicidir, cezbedicidir diye güya koruma amaçlı örtülere bürüyorlar. Tacizden, tecavüzden korumak, rahatsız edici bakışları engellemek gibi sebepler sıralıyorlar. Akılları cinsellikten başka bir şeye çalışmayanları korumak, açık bir kadını taciz veya tecavüz ettiklerinde de kendilerince meşru gösterecek bir sebep yaratmaktan başka bir şey değil bu. Üstelik bu durum sadece kadına karşı yapılan bir hakaret değil, erkeğe de hakarettir. Erkeği uçkur düşkünü, potansiyel tacizci ve tecavüzcü göstermektir. ( örn: "Naber" ) Düşününce kim kabul edebilir bu ithamları? Son olarak şu iğrenç alıntıyla da incelemeyi bitirmek istiyorum. Kirli düşüncelerin bir paragrafa dökülmüş hali: #79478735
İslam'ın Kızına
8.8/10 · 3.329 okunma
·
33 yorumun tümünü gör
Reklam
208 syf.
·
23 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
"Ya Rabbi yürekleri Aişe, bakışları Fatıma gibi olan ümmetin kızlarına, Hz. Hatice'nin cesaret, şuur ve metanetini ver, mahremiyet anlayışlarına da kadın sahabelerin mührünü vur ki modacıların ağlarından kurtulsunlar, onlara göre değil Kur'an'a göre örtünsünler. " Nefsi bir savaşta, İslâm kızının nasıl galip geleceği, nelere dikkat edilmesi gerektiği gayet yalın bir dille anlatılmış. Bu muharebede erkeklerle birlikte kadının üstüne düşen vazifenin öneminin üzerinde defalarca durulmuş, İslam'ın kızının İslamiyet öncesi ve sonraki görevinden bahsedilmiş. İslam'ın diğer toplumlarda itilip kakılan kadının üzerine ne kadar titrediği alelade açık bir şekilde belirtilmiş. İhsan hoca güzel bir üslupla yazmış kitabı, lakin bazı bölümlerde konu dışına çıkmış ve fazla ayrıntıya girmiş, o kısımlara sabredilebilirse kitap gayet akıcı ilerleyecektir. Bir kere okuyup kenara atılacak bir kitap değil. Defalarca okuyup, not alıp yazılanların hayatımıza geçirmemiz için çaba sarf etmemiz gereken türde bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Defterinizi, kaleminizi bir de İhsan hocamın kitabını alıp ders çalışır gibi okuyun yazılanları... Nefsinizle verdiğiniz savaşta galip gelmek için uğraşmaya başladığınızı göreceksiniz. Bu kitap tesettürü doğru anlamamıza ve uygulamamıza vesile olsun inşallah. Bol okumalar.
İslam'ın Kızına
8.8/10 · 3.329 okunma
·
2 yorumun tümünü gör
208 syf.
·
1/10 puan
Aslında bu kitabı 3 yıl önce okumuş, pek beğenmeyerek rafa kaldırmıştım. İhsan Şenocak ününü bildiğimden dolayı da, bazı şeyleri yanlış anlayacak veya anlayamayacak kadar küçük olduğumu düşünmüştüm. Günümüzde birçok insanın düştüğü hataya düşmüştüm yani. Hangi hata? 'Hocadan iyi mi bileceğim canım, vardır bir bildiği.' hatası. Günümüzde birçok hata, İslam'ın birçok temsilcisi tarafından yayılır. Bu şahıslar genelde hocalar olur. Hatta çok duyduğum bir söz söyleyeyim size: "İslam'ın en büyük savaşı hocalarladır." Elbette hocalara ihtiyacımız var ama rica ederim, hiçbir hocayı hata yapmaz olarak görmeyin ve putlaştırmayın. Zira ne demiştir Büyük Üstad "İnsanda yok ise edep, neylesin medrese, mektep! Okusa alim olsa yine merkep, yine merkep!" Lafım İhsan Şenocak'a değil direkt olarak. Yeri geldiği için söylemek istedim. İhsan Şenocak ise hiç sohbetlerini dinlemediğim, görüşlerini bilmediğim bir şahıstır. Bu kitabı da bir arkadaşım sayesinde hatırladım. Kitabın incelemelerine baktığımda ise ya tamamiyle arşa çıkartılmış bir İhsan Hoca tablosu yahut İslam ve İhsan Şenocak'ın yerlerin dibine sokulduğu incelemeler okudum. Kendimi layık gördüğümden değil ama bu konuda sessiz kalmaya içim el vermediğinden inceleme yazmak istedim. İslam'da kadın nerededir? Bu kitapta kadın nereye koyulmuştur? Başlayalım bakalım... Öncelikle, bu kitabın en büyük sorunu ya İhsan Şenocak'ın kendini yanlış ifade etmesi yada görüşlerinin yanlışlığıyla ilgili. Eğer yanlış bir ifade biçimi kullandıysa kendi okuyucu kitlesinin bile bölünmesine sebebiyet vermiş. Çünkü okurken karşılaştığım İhsan Şenocak kitlesi, aynı konuya dair, birbirinden çok farklı görüşlere sahip olan kişilerdi. Mesela kadınların okuması konusunda kitapta gördüğüm birkaç alıntıda, ben, kadınların okumaması gerektiğini savunuyor diye düşündüm. Bununla ilgili bir hanımefendi; İhsan Şenocak'ın kadınların okumasına karşı olmadığını, iffetiyle gidip geldiği takdirde desteklediğini savunurken bir başka hanımefendi Kuran'da kadınların okumasının emredilmediğini, İhsan Şenocak'ın görüşünde bir sorun olmadığını iddia etti. (Ayrı bir kaos) Hangisi doğrudur bilemem, söylediğim gibi, ben bir İhsan Şenocak okuyucusu değilim...Eğer ki diğer yönden bir yanlışlık varsa, zaten doğrusunu elimden geldiğince yazmaya çalışacağım. Kur'an'da ilk inen ayet 'Oku' dur ve bu ayette kadın veya erkek zamiri yoktur. Emir kipiyle gelmiştir. Erkekler okusun, kadınlar okusun değil. Oku! Şimdi hangi hadsiz çıkıp da kadınlar okumasın diyebilir? "Güçlü bir mümin, zayıf bir müminden daha hayırlıdır. Elbette her müminde hayır vardır." (Müslim,Kader, 4.) Bu hadiste tam olarak 'erkek' kelimesinin geçtiği yer neresi? İşin İslam boyutunda ise şu bakış açısı girer devreye: İffetiyle gidip gelen, hakkıyla okuyan kadına, okumak yaraşır. Bu konuda kitabın en ağrıma giden kısmı, bir şeyleri sürekli yarıda kesmesiydi. Alıntılarda birçok defa bahsettim bundan. Kadının girdiği erkek-kız ortamlarında ne gibi felaketler olabileceğinden ballandıra ballandıra bahsederken 'iffetli kadın'ın bundan sorumlu olmadığını hiçbir cümlesinde okumadım. İslam'ın kızına yazdığı bir kitapta bunu yazmaması yapılabilecek en büyük hatadır. Bu yüzden, bu kitap benim gözümde, kadına 'okuma' demeden, okumamayı aşılayan bir kitaptır. (örnek olarak: #131109708 #131108315) Okumak, konusundan bağlantılı olarak bir de ilim konusuna değinmek istiyorum. İhsan Şenocak, ilim konusunda, kadını gayet açık bir şekilde aşağılamıştır. Kadınların erkeklere yoldaş olduğunu, Allah'a yakınlıkta hepsinin aynı, erkeğe eş olmada(!) ise hep aynı konumda olduğunu söylemiştir. (#130913529 #130915172) Şimdi kime gelip bana 'aiyh erkekler için de aynı durum geçerli İhsan hoca böyle böyle' demesin. İslamın kızına yazdığı bir kitapta, eğer söylediğiniz gibi düşünüyorsa, söylediğiniz gibi yazmak zorunda. Eğer ilim konusunda kim erkekleri daha üstün görüyorsa sahabelerin soru sormaya geldiği Hz. Aişe'yi hatırlasın. Bir diğer konu, kadınların nihai amacının yuva kurmak ve annelik olduğunu savunması. (#131110088) Alıntının altında da yazmıştım diye hatırlıyorum ama tekrar edeyim. Bir kadının değil, bir müslümanın nihai amacı; ilimdir, Allah rızası, Allah ile birliktir. Bir kadının 'iyi anne' olmak için okuması ise safsatadır. (#131012497) Kendim adına konuşacak olursam, ben hem İslam'a hem ülkeme hem kendime yararlı olmak için okuyorum. Ben müslümanlara katkım olsun diye okuyorum. Eğer sizler evinizde oturarak zulümler için, vatanınız için daha verimli olduğunuzu düşünüyorsanız öyle yapın. Buna karışamam. Son olarak, tesettür. #131123112 #130921988 #131025925 Alıntıların altında sürekli kendi görüşümü yazdım zaten. İslam'da tesettür, çarşaf değildir. İslam'da tesettür, hatları belli etmeyen dış kıyafet ve omuzları örtecek şekilde başörtüsüdür. İslam'ın tesettür rengi siyah değildir; İslam'ın tesettür rengi dikkat çekmeyen renktir. Okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım bir nebze olsun katkım olmuştur.
İslam'ın Kızına
8.8/10 · 3.329 okunma
·
13 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42