Fakat ne yapılırsa yapılsın, her fiilin ayrılmaz parçası olan bir hal bir olay vardır ki, o fiilin bizden sâdır olayların oluşuyla ruhda bu hal derhal tecelli eder. Ruh kendisində tecelli eden hallerin, hepsini, teşbihte hata olmaz, gramofon plağı gibi alır ve muhafaza eder. O hallerin bir tanesini bile kayb etmez. Çünkü dünyadan beraber götüreceği ancak odur.
Hayat kavgası ve gürültüsü o hallerden hasıl olan tesirle-rin tamamının ortaya çıkmasına mâni olduğu için, ruh ken-disinde olan sermayeyi bilmez, yalnız onu toplamakla meş-gul olur. Topladığı şeylerin nasıl şeyler olduğunu anlamak için tenha bir yerde oturup onları birer birer gözdən ge-çirmesi lazımdır. İşte o tenha yer de şu sohbetin konu-sunu teşkil eden sükût yerindeki terkedildiği hücredir. Orada dağdağa yoktur. Ruh kendi kendine kalır. Dünyada topladığı şeyleri birer birer gözden geçirip ne olduklarını anlar.