Dindarlığı sadece pazar günleri kiliseye gitmek, duaları ezbere mırıldanmak sanıyorsunuz. Gerçek din bu değildir. Hafta içi her türlü ahlaksızlığı, haksızlığı, kul hakkı yemeyi yapıp pazar günü günah çıkartarak Tanrı'yı kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Din; dürüstlüktür, adalettir, temiz bir vicdandır.
Din inançtır ibadettir ve meyvesi ahlaktır. Temeli iman ve adalettir.
Burda bahsedilen dindarlık tahrif olan hristiyanlarin ibadetidir. Müslüman İslami yaşamadan ahlak kurallarını ve ibadetlerini doğru yerine getirmeden yılda iki defa bayrama haftada bir defa cumaya gitmekle ahlaklı olunmaz . 5 vakit namaz ahirete iman ve hazırlık her an Allah'ın seni gördüğü bilinciyle hareket etmek hesap gününden korkmak ve iyilik yapmakla olur okumakla Rabbani eğitim almak ve hayata bu açıdan bakmakla olur. Kimisi bu tür içerikleri okuyor ibadetin gereksiz olduğunu savunmaya başlıyor bu düşünce de insanı İslam'dan imandan çıkarır. Gerçek müslümanlar bir tarafa diğer gayrimüslimler bir tarafa . İyi olmak isteyen yüzünü Allah'a onun gerçek kitabına çevirmelidir
öze biz de farklı birşey demedik . İmansız bir okumanın da işe yaramadığı taraftarıyım ne sadece şekilcilik gösteriş ne de sadece dinin vicdana hapsedilmesi . Peygamberimiz sav. Buyurdular ki ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Siz her yorumu eleştiri olarak algılamak yerine ne demek istemiş diye okursanız daha isabetli olur . Hayırlı günler
Fakat ne yapılırsa yapılsın, her fiilin ayrılmaz parçası olan bir hal bir olay vardır ki, o fiilin bizden sâdır olayların oluşuyla ruhda bu hal derhal tecelli eder. Ruh kendisində tecelli eden hallerin, hepsini, teşbihte hata olmaz, gramofon plağı gibi alır ve muhafaza eder. O hallerin bir tanesini bile kayb etmez. Çünkü dünyadan beraber götüreceği ancak odur.
Hayat kavgası ve gürültüsü o hallerden hasıl olan tesirle-rin tamamının ortaya çıkmasına mâni olduğu için, ruh ken-disinde olan sermayeyi bilmez, yalnız onu toplamakla meş-gul olur. Topladığı şeylerin nasıl şeyler olduğunu anlamak için tenha bir yerde oturup onları birer birer gözdən ge-çirmesi lazımdır. İşte o tenha yer de şu sohbetin konu-sunu teşkil eden sükût yerindeki terkedildiği hücredir. Orada dağdağa yoktur. Ruh kendi kendine kalır. Dünyada topladığı şeyleri birer birer gözden geçirip ne olduklarını anlar.
Bu metin; ruhun günlük hayatın gürültüsünde biriken ve hafızaya kaydedilen yaşantıları, ancak içsel bir inzivada (sükût ve yalnızlık) ve tarafsız bir gözlemle çözebileceğini anlatan son derece zarif bir tasavvufi veya felsefi deneme parçasıdır.Paylaştığınız metinle ilgili:Ana Fikir: İnsanın dünyevi koşturmacada farkına varamadığı gerçek sermayesi, ruhuna kaydettiği duygular ve hallerdir. Bunları anlamlandırmak ve ahirete götürülecek özü fark etmek için kendine dönmesi gerekir.Kullanılan Metaforlar: Ruh, yaşananları kaydetmesi yönüyle gramofon plağına, insanın iç dünyasına çekilip kendini dinlediği o sessiz ortam ise terkedilmiş bir hücreye benzetilmiştir.