Dindarlığı sadece pazar günleri kiliseye gitmek, duaları ezbere mırıldanmak sanıyorsunuz. Gerçek din bu değildir. Hafta içi her türlü ahlaksızlığı, haksızlığı, kul hakkı yemeyi yapıp pazar günü günah çıkartarak Tanrı'yı kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Din; dürüstlüktür, adalettir, temiz bir vicdandır.
Dindarlığı sadece pazar günleri kiliseye gitmek, duaları ezbere mırıldanmak sanıyorsunuz. Gerçek din bu değildir. Hafta içi her türlü ahlaksızlığı, haksızlığı, kul hakkı yemeyi yapıp pazar günü günah çıkartarak Tanrı'yı kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Din; dürüstlüktür, adalettir, temiz bir vicdandır.
Fakat ne yapılırsa yapılsın, her fiilin ayrılmaz parçası olan bir hal bir olay vardır ki, o fiilin bizden sâdır olayların oluşuyla ruhda bu hal derhal tecelli eder. Ruh kendisində tecelli eden hallerin, hepsini, teşbihte hata olmaz, gramofon plağı gibi alır ve muhafaza eder. O hallerin bir tanesini bile kayb etmez. Çünkü dünyadan beraber götüreceği ancak odur.
Hayat kavgası ve gürültüsü o hallerden hasıl olan tesirle-rin tamamının ortaya çıkmasına mâni olduğu için, ruh ken-disinde olan sermayeyi bilmez, yalnız onu toplamakla meş-gul olur. Topladığı şeylerin nasıl şeyler olduğunu anlamak için tenha bir yerde oturup onları birer birer gözdən ge-çirmesi lazımdır. İşte o tenha yer de şu sohbetin konu-sunu teşkil eden sükût yerindeki terkedildiği hücredir. Orada dağdağa yoktur. Ruh kendi kendine kalır. Dünyada topladığı şeyleri birer birer gözden geçirip ne olduklarını anlar.