Barış ince'nin ilk okuduğum kitabı oldu Sarsıntı. Dilini sevdiğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Hikayemiz bir arkadaş buluşmasıyla başlıyor. Siz masada 4 kişi olduğunu zannederken hikayenin sonunda bir bakıyorsunuz ki aslında 3 kişilermiş. Bu işin nasıl ve niye olduğu da hikayemizin konusu zaten.
Keyifli, sürükleyici, sadece bir akşam içinde olup bitiveren, geçmişle gelecek arasında sürekli bir bağ kurup aklınızı bulandıran, hikayenin sonuna geldiğiniz zaman da kafanıza "dan!" diye vuran ve bir süre düşündüren eserleri seviyorsanız bunu da seveceksiniz pek tabii.
Uzun süre ağır, ağdalı, uzun paragraflı eserler okuyanlara ve bunlara alışanlara notum ise; bu kitap size doyurucu gelmeyebilir.
Kim olursa olsun, insan daima, her yerde akılla çıkarın buyurduğu gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever; arzularımızın çıkarımıza tamamıyla ters düşmesi de mümkün, hatta bazen zorunludur.
İnsan eskiden hak uğruna kan döker, bunun için önüne geleni gönül rahatlığıyla temizlerdi; zamanımızdaysa, kan dökmeyi iğrenç saydığımız halde bu iğrençlikten kendimizi alamıyoruz, hem de eskisinden daha çok. Hangisinin daha kötü olduğuna kendiniz karar verin.