Oh! Biz ne kadar hissiz, ruhsuz, kansız imişiz. Kamçı gibi çarpan şiddetli bir yağmur altında kırık taşla, çamurla dolu sokaklarından geçerken dar pencerelerden uzanan irili ufaklı başların pek azında üzüntübelirtileri görmüştüm. Ah! Bunlar ne soğuk adamlardı.
Önlerinden kurbanlık kuzu gibi geçen askerlerimize fazla bir yardım ve yakınlık göstermiyor, hiç olmazsa su dağıtarak onların yaralı kalplerine merhem olmuyorlardı
Bir iki saat sonra ay karşıda, Gelibolunun üstünde görünmeye başladı. Oh! Fakat onda öyle bir akşam kızıllığının hüznü vardı ki! Bütün bu yarımada üzerinde cereyan eden facialara sanki ağlar gibiydi.