Kişi kendini rahatsız eden bir durumla karşılaştığında otomatik olarak bir düșünce üretir ve bu düşünceyi doğru kabul eder. Halbuki düșünce, sadece düșüncedir. Gerçeği yansıtabilir de yansıtmayabilir de. Bizim için yararlı olabileceği gibi, yararsız da olabilir. Ya da işlevsel olabileceği gibi, olmayabilir de. Düşüncenin bizde bir duygu oluşturması, o düşünceye bir "samimiyet'' katar ama bu onun gerçekçiliği, uygunluğu ya da işlevselliği hakkında bilgi vermez.
Ruhsal sıkıntı yaşayan kişilerin düşüncelerinde üç özellik dikkat çeker: Düşüncelerinin yeterince gerçekçi olmaması, ortaya çıktığı bağlama ya da duruma yeterince uygun olmaması ve kişinin uzun vadeli hedefleri bakımından yeterince yararlı olmaması.
Evhama özellikle kaygı durumunda rastlanır. Bu kuruntulu düşünceler geleceğe yöneliktir. Bazen olası kötü sonuçlara yönelik hazırlık yapmakla bazen de bu olasılıklara ayrıntılı bir şekilde dalıp yararlı bir hazırlık yapamamakla sonuçlanır.