Savaş, nihayet meydan savaşı, sadece karşı kaşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir; milletlerin çarpışmasıdır. Meydan savaşı; milletlerin bütün varlıklarıyla, bilim ve teknik alanındaki seviyeleriyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle, kısacası bütün maddi ve manevi güç ve nitelikleriyle ve her türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir sınav alanıdır. Bu alanda milletlerin gerçek güç ve kıymetleri ölçülür. Sonuçta yalnız maddi güçlerin değil, bütün güçlerin özellikle ahlaki ve kültürel gücün üstünlüğü kesinlikle ortaya çıkar. Bu sebeple meydan savaşında yenilen taraf, milletçe ve memleketçe bütün maddi ve manevi varlığıyla yenilmiş sayılır. Böyle bir sonucun ne kadar feci olacağını tahmin edersiniz.
Yok oluş; sadece savaş alanındaki orduya ait olamaz, ordunun mensup olduğu millet feci sonuçlara uğrar. Tarih birtakım boş hayallerle, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların oyuncağı durumuna düşen istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı bu çeşit feci sonuçlarla doludur. Gerçekte barış, bizim için ne kadar faydalıysa muhattaplarımız için o kadar faydalı ve lazımdır. Çünkü bundan sonra ülkemizin imar ve gelişmesi için çalışmak istiyoruz, onların da bu gereği idrak etmemeleri olanak yoktur.
Bazı kitaplar vardır, çok fazla terim bilmeniz gerekir ve konusuyla alakalı bilgi sahibi değilseniz de o kitabı okumak ders çalışmak gibi gelir size (bkz. Göreliliğin Anlamı, Higgs ve Cern). Ama bu kitap verçekten bayıyor, üslubu sıkıcı