Burcu

Tarihlerin Türk - Acem kavgası diye gösterdiği Çaldıran meydan savaşında Türklüğü temsil eden Yavuz Sultan Selim'in ordusunda 10.000 kadar devşirme yeniçeri vesaire bulunduğu halde Acemliği temsil eden Şah İsmail'in ordusu yüzde yüz Türkmenlerden mürekkepti. Saray ve ordu dili Türkçe olan İran'ın fiilen olmasa bile resmen Farslaşması 1925'te Pehlevî Hanedanının İran tahtına geçmesinden sonradır.
Reklam
İran 1042'de tamamen Selçukluların hükmüne girip 12. asır sonlarına kadar bu hanedanın, daha sonra yine halis Türk olan Harzemşahlar'ın, Harzemşahlar'dan sonra Çengiz Hanedanının bir kolu olan İlhanlılar'ın, İlhanlılar'dan sonra Calayırlar, Karakoyunlular, Temirliler, Akkoyunlular, Safevîler, Afşarlar ve Kaçarların hâkimiyeti altında kalmış ve bu hâkimiyet 1925 yılına kadar uzamıştır. 1042 ile 1925 arası 883 yıl eder. Bir ülke 883 yıl Türklerin elinde kalıp da halkının çoğu Türk olunca şüphesiz bir Türk memleketi sayılacaktır. Bir Türk memleketi olduğu halde zıt ve yabancı bir ülke sayılmasının tek sebebi ortaçağlardaki devlet kavramında en mühim faktör sayılan mezhep ayrılığının doğurduğu aralıksız ve lüzumsuz kavgalardır.
Azerbaycan şairlerinden Hatâi (16.asır), Saib (17.asır), Kavsi (18. asır), Serraf, Halhâli, Nebatî, Şükûhî, Râcî,(beşi de 19.asır) ve bir de şimdi İran'da yaşayıp Türklüğe hizmet eden Türkçü bir şair olduğu için adı verilmeyip A. rumuzu ile gösterilen bir şairin şiirlerinden örnekler verilmektedir. Bu malumatın hemen hemen hepsi bizim için orijinaldir. Yalnız meşhur İran Türkleri hükümdarı Safevi Şah İsmail'in şiirdeki mahlası olan "Hatâi" kelimesi hakkında kitapta verilen malumata dair birkaç söz söyleyeceğiz. Çünkü Hatay kelimesi hakkında revaçta olan kanaate iştirak etmiyoruz: Bu kelimenin eski şekli "Kıtay" olup Orhun yazıtlarında geçmekte ve bir Moğol kavminin adı olarak kullanılmaktadır. Kıtay yahut Hıtayların bir kısmı sonradan Şimalî Çin'i zaptedip orada devlet kurdukları için Şimalî Çine Kıtay veya Katay demek âdet olmuştur. Sonraları bu söz bütün Çin'in umumî adı haline gelmiştir. Türkistan Türkleri bugün Çin'e Katay demektedir. Bu tabir Türklerden Ruslara da geçmiştir.
Bir ülkedeki coğrafya isimlerinin, o ülkede yaşayan halkın milliyetini tayin hususunda ne kadar sağlam bir delil olduğu malumdur. Bu delillerden başka kitabın 16. sayfasında Tebrizli iki Türk çocuğunun resmi var ki, kıyafetleri ve yüzleri ile tamamıyla yuvarlak yüzlü ve topa. kılıklı Türkiye çocuklarına derhal kanı kaynamaktadır. Yine kitabın 17. sayısından öğrendiğimize göre İran'daki Türkçe coğrafi isimler değiştirilmekte, yerlerine Farsçaları konmaktadır. Hatta Türk çocuklarına Türkçe isim koymanın aysak olduğunu da yine burada hayret ve ibretle okumaktayız. İşte bu küçük ve değerli kitabın 22 sayfası bu ibret ve hayret verici hadiselerle doldur.
Iran Türklerinden olduğu anlaşılan San’an Azer tarafından ’’ İran Türkleri’’ adıyla 44 sayfalık bir kitap neşrolundu. Sekiz puntoluk harflerle dizilen ve resimlerle bezenen kitabın sonuna ayrıca iki tane de harita iliştirilmiştir. Bu haritalardan biri 1922’de Sovyetler tarafından İran Azerbaycan’ı haritası, ötekide İran Türklerinin yaşadıkları yerleri gösteren 1/400.000 ölçüsünde bir İran haritasıdır. Kitabın önsözünde İran’daki beş milyon Türk adına, Türkiye münevverlerine hitaben söylenen dokunaklı sözlerden bugün Türkiye’de 37.000 İranlı Türk mültecisi olduğunu öğreniyoruz. İşte kitap, 37.000’den birisi tarafından yazılmış ve İran Türklerini Türkiye Türklerine tanıtmak ülküsüyle kaleme alınmıştır. Kitap, İran'da hükümet süren Türklerin kısa tarihini anlatmakla başlıyor. Burada en çok dikkate çarpan cihet, şimdiye kadar '' Samanlılar '' adı ile tanınmış olan maruf hükümdar sülalesinin '' Yasaman Kutay Oğulları " diye anılmasıdır. Muharrir, hangi tarihi kaynağa dayanarak bu adı ileri sürdüğünü, maalesef bildirmiyor. Malumdur ki Saman Oğulları devletinin ordusu Türk olmakla beraber hükümdar ailesinin ırkı katî olarak tespit edilmiş değildi. Ekser tarihlerde Saman, bazen da Şaman şeklinde yazılan sülale atasının Türk veya Fars olması ihtimalleri aynı zamanda mevcuttu. Eğer bu şahsın adının Yasaman Kutay olduğu tarihî bir vakıa olarak ispat olunursa Saman Oğullarının da Türklüğü ortaya çıkmış olur.
Reklam