Atayın Ruhu

Atayın Ruhu
@Konomi44
Oğuz Atay ...
İstanbul
33 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Yine buradayım,bu eski tahta kapının önünde uzun zamandır gelmemek için direndiğim bu kapının eşiğinde buluyorum kendimi ,parmaklarıma kadar bir elektriklenme hissediyorum, bedenimin içinde hiç kullanmak istemediğim bir yeri beni buraya getiriyor.Kapıya yavaşça vuruyorum.Semiha Hanım’ın ayak sesilerini duyuyorum o an bir heykel gibi hissizleşiyorum.Semiha Hanım bana bakıyor sanki yıllardır beni bekliyor gülümsüyor, sımsıkı sarılıyor, Meryem’in İsaya sarılışı gibi panikle -içeri gel diyor. Aklım duruyor bir asker gibi emirleri yerine getiriyorum -otur diyor bir şeyler ister misin? kafamı sallıyorum gözlerimin etrafı süzmesine engel oluyorum. Ruhumun Fotoğraflara takılı kalmasını İstemiyorum Semiha Hanım’ın gözlerine bakıyorum Allahım Bilge yi görüyorum aynı yeşillik sanırsın Adem boyamış bu gözleri, Semiha Hanım sessizliği bozuyor -seninle gurur diye lafa başlıyor gözlerindeki parıştı konuştukça artıyor - nasılda güzeldin keşke Bilgem de görse diyor o an bütün dünya yok olur sanki bir ses bir boru sesi bütün dünyayı tepe taklak ediyor Allahım insan bu acıya nasıl dayanır? Hem Bilge görse benimle övünürdü, -yatamadan üç kere adını söylüyorum demişti o ne demek Bilge dediğimde eski bir gelecektir demişti gülmüştük.Semiha Hanım anlat dedi canını sıkan nedir? önce biraz bekliyorum Semiha Hanımı korkutmak istemiyorum biraz ısrar edince Semiha Hanım rüyalarımda sürekli ölümümü görüyorum Semiha Hanım irkiliyor korkmayın diyorum ama bu ölümler çok garip ruhuma kadar işleniyor yani o acıyı hissediyorum. Semiha Hanım bir dua okuyup ellerine üflüyor sonra omuzlarıma sürüyor .İşin garibi korkmuyorum içimde en ufak korku belirtisi olmuyor sanki ölümünü planlayan birinin intihar etmesi gibi Semiha Hanım sus diyor merak etmeyin diyorum yaşamı her Adem gibi seviyorum deyip
Reklam
O kapının önüne son gittiğim anı hatırlıyorum Münevver Hanımın yoksa Semiha mıydı? Hafızam da giderek yaşlı bir kelebek gibi yavaşlıyor, isimler, anılar,hatıralar,düşünceler kafamın içindeki dolapta çürüyor.Tahta kapıyı son çalışımı kesik kesik hatırlıyorum. Elime tutuşturulan günlüğün son sayfası o yaşımda Bilgenin son nefesi ,son gözyaşı,son düşüncesini okuyup ne yapacağımı bilemeden saatlerce yürüdüğüm caddeleri anımsıyorum,öfkemden yumrukladığım duvarın kaç kemiğimi kırdığını ve bir günlüğün insana ne kadar ağır geldiğini şuan bile hissediyorum.Bütün insanlığı o son sayfayla geride bıraktığım o an hafızamın örümcek ağlarından sıyrılıp geliyor Allah diyorum yani Bilgeyi,beni ve Ademi yaratan ve Bilgeyi benden koparan o gücün adıyla okumaya çalışıyorum İsa; Ben ölüyorum İsa.İnsan ne kadar kolay ölüyor ve ne kadar çok korkuyor, içimden bütün sayıları,şehirleri ve hayvan adlarını sayıyorum böylece ölümle ve aklımla bir oyun oynamış oluyorum ölümü ve aklımı düşüncelerimden uzaklaştırıyorum bu satırları okurken sakın korkma İsa .Neval kendini asarken korkmuş mudur? Sokrat zehrin tadını beğenmiş midir? bunu sadece sen bil saçlarımın uzamasını istiyorum,şişmeyen ayaklarım olsun istiyorum alınan her ilacın bir hafta boyunca beni öldürüp öldürüp diriltmesini de istemiyorum.İsa sen geldiğin zaman içimdeki karanlık birden yok oluyor sen beni aydınlatan tılsımsın istiyorum ki bu uzunca bir ömür böyle sürüp gitsin benim ömrüm kibrit kadar ve ateşi avuç içlerine bırakıyorum İsa belki farklı bir hayatta sen burada olsan bu söylediğime karşın keskin bir ifadeyle insan amalarla belkilerle yaşayamaz derdin İsa umut çok garip düşünce...
Temmuz elindeki bilete baktı Üç Kızkardeş iki seansı sonra bir şey unutmuş gibi heyecan içine saatine baktı üçü çeyrek geçiyordu biletleri geçen hafta almıştı unutmamak sürekli cebinde taşıyordu genede unutmuştu şaşkın bir dalgınlık içinde ellerini cebine soktu yürümeye başladı genelde yokuş yukarı yolları ve kalabalık caddelerden geçmiyordu eski ve ara sokaklardan yürümesini seviyordu yürüdükçe aklının kapıları açılıyor yürürken yazabilse oda bir baş yapıt yazabilirdi ama ne karakterlere söz geçirecek gücü vardı nede yazacak kadar çalışkandı ne zaman eline kalem alsa başında tembel periler dolanıyor o an sıkılıyor hemen bırakıp uyuya kalıyordu. Temmuz nereye gittiğini bilmeden yürüyordu ...
Bütün gücümüzle yaşıyorduk ve hiçbir zaman sonu düşünmüyorduk
Aklımdaki nedenlerle boğuluyorum