O kapının önüne son gittiğim anı hatırlıyorum Münevver Hanımın yoksa Semiha mıydı? Hafızam da giderek yaşlı bir kelebek gibi yavaşlıyor, isimler, anılar,hatıralar,düşünceler kafamın içindeki dolapta çürüyor.Tahta kapıyı son çalışımı kesik kesik hatırlıyorum. Elime tutuşturulan günlüğün son sayfası o yaşımda Bilgenin son nefesi ,son gözyaşı,son düşüncesini okuyup ne yapacağımı bilemeden saatlerce yürüdüğüm caddeleri anımsıyorum,öfkemden yumrukladığım duvarın kaç kemiğimi kırdığını ve bir günlüğün insana ne kadar ağır geldiğini şuan bile hissediyorum.Bütün insanlığı o son sayfayla geride bıraktığım o an hafızamın örümcek ağlarından sıyrılıp geliyor Allah diyorum yani Bilgeyi,beni ve Ademi yaratan ve Bilgeyi benden koparan o gücün adıyla okumaya çalışıyorum
İsa;
Ben ölüyorum İsa.İnsan ne kadar kolay ölüyor ve ne kadar çok korkuyor, içimden bütün sayıları,şehirleri ve hayvan adlarını sayıyorum böylece ölümle ve aklımla bir oyun oynamış oluyorum ölümü ve aklımı düşüncelerimden uzaklaştırıyorum bu satırları okurken sakın korkma İsa .Neval kendini asarken korkmuş mudur? Sokrat zehrin tadını beğenmiş midir? bunu sadece sen bil saçlarımın uzamasını istiyorum,şişmeyen ayaklarım olsun istiyorum alınan her ilacın bir hafta boyunca beni öldürüp öldürüp diriltmesini de istemiyorum.İsa sen geldiğin zaman içimdeki karanlık birden yok oluyor sen beni aydınlatan tılsımsın istiyorum ki bu uzunca bir ömür böyle sürüp gitsin benim ömrüm kibrit kadar ve ateşi avuç içlerine bırakıyorum İsa belki farklı bir hayatta sen burada olsan bu söylediğime karşın keskin bir ifadeyle insan amalarla belkilerle yaşayamaz derdin İsa umut çok garip düşünce...