Saatler insana her zaman güzel şeyleri anımsatmıyor sevgilim. Şimdi kalkmış kadrandaki sayılardan biri fena fena bakıyor yüzüme. Hangisi olduğunu iyice seçemiyorum ama. İçimin bir tuhaf olduğunu, başımın döndüğünü duyuyorum. Bir gün de, bir günün bir saatinde öleceksiniz.
Hep amaçlarla doluydum, kendimi hep daha fazlasını yapmaya itiyordum— daha fazla kitap okumak, daha fazla dil öğrenmek, daha fazla insan görmek, hiçbir şeyi kaçırmamak. Hep “ilerlemem” gerekiyordu.
Çirkinliğe kör olmanın ne manaya geldiğini de anladım sanırım. Göz, düşüncenin kölesiydi ve insan nesnelere oldukları şey için değil düşündürdükleri şey için değer veriyordu.