Etrafımızda her muvaffakiyet sanatkârı hitabet kullanıyor: Müşterisini kandırmak isteyen satıcı hitabet kullanıyor, sevgilisini aldatmak isteyen aşk sanatkârı hitabet kullanıyor, kanaatleri arkasında zayıf iradeleri yürütmeye çabalayan hareket adamı kürsüde hitabet kullanıyor, zavallı mantıkla büyücülük hünerini kullanan muharrir hem de ekseriya hakikat adına hitabet kullanıyor, muazzam tunçtan âbideler, yüksekliklerinden çok aşağıda dolaşanlara tarih namına hitabet kullanıyorlar! Asrımızda, köhne şiirin yerini hitabet tutuyor.
Yalnız hukukun cezalandırmadığı bir zümre var ki onlar kendilerinde cemiyetin namuslu damgasını taşıyorlar; bunlar cemiyetin bağışladığı imtiyazlarla yaşayan saadet avcılarıdır. Cemiyet yalnız bunlara dokunmuyor, çünkü bu namuslular, ellerinde cemiyetin bağışladığı beratı taşıyorlar, namuslarının hâmisi cemiyettir.
İnsanlık sarhoştur, kolay kolay kendine gelemeyecek kadar sarhoş. Onu kendine getirecek hareket, temenni edelim ki insanlığın tarihinde daima görüldüğü gibi, bir büyük belâ, büyük bir musibet olmasın.