Giriş Yap

Nurettin Topçu

Yazar
Derleyen
8.8
3.510 Kişi
Tam adı
Osman Nuri Topçu
Unvan
Türk Yazar, Akademisyen ve Fikir Adamı
Doğum
İstanbul, 1909
Ölüm
İstanbul, 1975
Yaşamı
Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Osman Nuri Topçu’dur. Nurettin Topçu’nun babası Topçuzâde Ahmet Efendi Erzurumlu, annesi Fatma hanım ise Eğinlilidir. (Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin eski adı) Topçu ailesi Topçuzâdeler diye tanınmaktadır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk yapmıştır, bu lâkap da oradan gelmektedir. Eğitimi Nurettin Topçu, öğrenim hayatına altı yaşında Bezmiâlem Velide Sultan Mektebi’nin ana kısmında başladı. İlkokulu Büyük Reşid Paşa Numûne Mektebi’nde okudu.İlkokuldan sonra Vefa İdadisi’nde öğrenimini sürdüren Nurettin Topçu, birinci sınıfta iken babasını kaybetmiştir. Lise tahsilini İstanbul Lisesi’nin Edebiyat Bölümü’nde pekiyi derece ile tamamlamıştır. (1927-28) Mehmet Akif’in medeniyet telakkisini kavramış ve ilmini almak için Akif’in oğlu Asım’ı niçin Batı’ya göndermiş olduğunu idrak etmiş olan Nurettin Topçu, daha iyi bir eğitim alabilmek için Avrupa’da tahsil görmek gerektiğinin farkında olarak liseyi bitirdikten sonra kendi imkanlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa imtihanlarına girmiş ve kazanmıştır. Fransa’nın Türkiye’deki liselerin denkliğini kabul etmemesinden dolayı Topçu buradaki eğitimine Paris’teki Bordeaux Lisesi’nde başlamıştır. İki sene sonra Strazbourg’a giden (1930) Topçu, burada üniversite tahsiline başlamış; psikoloji ve güzel sanatlar, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlak, ilk zaman sanat ve arkeolojisi dersleri almıştır. Strazbourg’da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Ünivesitesi’nde vermiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde okuyan ilk Türk öğrenci olmuştur. Çalışması Sorbone Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir. Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu’nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar: - Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu? Hangisini tercih edecekseniz onu alacaksınız veya o ülkeye ziyarete gideceksiniz! Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir: - Hiçbiri değil! - O zaman ne istiyorsunuz? - Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum! - Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir! Nurettin Topçu kendine yapılan teklife verdiği cevabı duyan herkes hayret ve hayranlık içinde kalmıştır. Vatan ve bayrak sevgisinin gurbet illerde okuyan bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür. Ayrıca bu olay, onun düşünce yapısını, vatan ve millet sevgisi ile hayat felsefesini yansıtan önemli bir ayrıntıdır. Öğretmenliği Avrupa’dan döndükten sonra 1935 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmenliğine başladı. Topçu İzmir’de öğretmenliğinin henüz daha dördüncü yılında, Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan “Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi”ni yayınlamaya başlar. (1939) Denizli’den sonra İstanbul’a tayin edilen Topçu, Haydarpaşa Lisesi, Vefa Lisesi, Robert Koleji, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve İstanbul Lisesi’nde öğretmen iken yaş haddinden emekli olmuştur. Nurettin Topçu, Bergson’dan hareketle hazırlamış olduğu Sezgiciliğin Değeri isimli çalışmasıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent ünvanı almıştır. Milletimizin son dönemde yetiştirmiş olduğu önemli fikir ve aksiyon adamlarından biri olan Nurettin Topçu’nun hayatını, sık sık idealize ettiği mesuliyet duygusunun yoğun baskısı altında Anadolu’da Türk Milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak, münevver bir zümre meydana getirmeye çalışmıştır. Bu münevver kadroyla aklın saltanatını yönetimde, eğitimde, sanatta ve bilimde hâkim kılacak bir “Türk Rönesansı”nı gerçekleştirme çabası içerisinde olmuştur. Hayatı, bunun mücadelesi ile geçmiştir. Ahlâk alanında doktora yapmış olan Topçu, imanlı, ahlâklı debdebeden ve gösterişten uzak hayatı, doğru bildiğini söylemekten ve yaşamaktan çekinmeyen tavizsiz karakteri ile örnek bir şahsiyettir. Ömrünü her an büyük mahkemenin huzurundaymış gibi hesap vermeye hazır, hiçbir otoritenin etkisinde kalmaksızın milletinin meseleleriyle ve ahlâk dersi vermekle geçmiştir. Sınıfta, öğretmenler odasında, sokakta, camide, evde, konferans salonunda, kısacası hayatın her alanında ve her aşamasında… Kendisine maddenin ve servetin fethini değil, ruhların fethini gaye ettiği gibi, insanlara da onu hedef olarak göstermiştir. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan Topçu, hem Batı’yı çok iyi tahlil eden, gözlemleyen ve Batı düşüncesini bilen hem de ailesi ve muhiti dolayısıyla geleneksel yapı ve değerleri tanıyan, bilen ender düşünürlerden biridir. Birçok kaynaktan etkilenmiş olan Topçu’nun eserlerinde bu etkilerin izlerini görmek mümkündür. Başlıca Eserleri Yarınki Türkiye, İslam ve İnsan, Ahlak Nizamı, İradenin Davası, Mehmet Akif, Felsefe, Büyük Fetih, Devlet ve Demokrasi, Sosyoloji

İncelemeler

Tümünü Gör
223 syf.
·
13 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
°°° Aklın zerafeti, ruhun ışığı, düşünce harikası, okuyanı bir üst levele atlatacak, şahane, mükemmel, adeta bütün renklerin karmaşasıyla oluşan sonsuzluğa göz kırpış, devasa bir yapıt... Dönemin milli eğitim bakanının isteği üzerine yazılan bu kitap çok kısa bir süre okullarda ahlâk dersi adı altında okutulmuştur. Kitap ahlâkı anlatırken düşünce evreninin neredeyse her noktasına temas ediyor ve insanı her anlamda geliştiriyor. Bu kadar değerli bir eseri neden okutmaktan vazgeçersiniz ki anlamıyorum bir türlü... Okullarda okutulması gereken eserlere örnek olacak nitelikte bir kitap... Ama yok yok yok... Neden bizim özgün bir eğitim sistemimiz yok... Neden... Neden ruhsuz, berbat ve sefil bir eğitim görmeye mecburuz... Bir işe ruh kattığınız zaman Matematik,Fizik,Kimya,Türkçe... yeminle bütün derslerde uçuşa geçeriz... Türkiye'de Nurettin Topçu gibi daha niceleri var ve bunlar neden bir araya gelip bu sistemi değiştiremiyor... NEDEN? Son olarak
Nurettin Topçu
'ya değinmek istiyorum. Ben kendisini ilk defa
Yarınki Türkiye
eseriyle tanıdım ve hayran kaldım. Eserlerinin her cümlesi, her kelimesi insanı yükselten bir tarza ve tavra sahip. Kendisi en sevdiğim yazarlar arasında ve size de okumanızı saygılı bir şiddetle tavsiye ederim. kendinizi bu gelişimden mahrum bırakmayın ki muhtemelen en çok alıntı yaptığınız eserler Nurettin Topçu'nun eserleri olacak. Buraya kadar okuduysanız TEŞEKKÜR EDERİM iyi okumalar... •••
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
208 syf.
·
13 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Türkiye'nin üç asırlık buhranı
Nurettin Topçu 1950 yıllarının ve sonrasının içinde bulunduğu sorunların ve geçirmekte olduğu buhranların nedenini ve kaynağını ciddi eksiklikler , yanlışlar barındıran kültür ve maarifimizde aranması gerektiğini söyleyen Türkiye'nin yetiştirdiği önemli bir mütefekkirdir. Kendisi 1950 ve 1960 yıllarının sorunlarına , verdiği ciddi mânada önemli eserleriyle çözüm getirmeye ve başta gençler ve öğretmenler olarak tüm milletimizi bilinçlendirmeye çalışan biri... Ve bu da eski bir kitap olmasına rağmen hâlâ ülkenin sorunlarına işaret eden tespitleri olduğundan kitaba verilen önem gittikçe artmakta ve o sorunlar çözülmedikçe de gündemimizde olması gereken , muhakkak beslenmemiz gereken bir eser... Nurettin Topçu kitabını, geleceğin tohumları olarak gördüğü gençleri ve daha önce de milletlerin kaderlerini değiştiren bu gençlerin yüklendiği misyonlarıyla işe başlıyor. Devamında bu gençlerin yetişeceği okullarda formüllerin, sözlerin , bu bilgi yığınlarının altında ezilen beyinlerin değil tersine bu derslerin tamamen kalbi ve zihni melekeleri yeniden canlandırılması ile ezberlerin içinde boğulduğu beyinlerden , işliyen zekâlara dönüşümün olacağını söylüyor. Ve bu işin büyük bir kısmının öğretmenlere düştüğünü ve maalesef ki öğretmenlerin de bu yeni düzendeki değerlerini ve yönlerini gittikçe kaybettiğini belirtip tarih boyunca devletleri ve medeniyetler yapan da , yıkan da öğretmenlerin olduğunu söyleyip , gençlerin karekterine ve kaderine yön verme sorumlulukları olduğunu belirtiyor. Ve devamında ilkokulların , orta öğretimlerin, liselerin ve üniversitelerin ciddi bir süreç içerisinde niteliksiz kişiler yetiştirdiğini , kültür ve sanat alanında derslere önem verilmediğini , küçük yaşlarda verilmesi gereken ahlâk derslerinin önemsenmediğini ve derslerin çoğunun yanlış zamanda ve ölçüde ( gereksiz bilgi) verildiğini , hiçbir dersin ruhi mânada bir şey katmadığını tamamen onları yoracak ve okullardan soğutacak bir sistemin olduğunu söyleyip bunların düzeltilmesi ve köklü değişiklerin yapılması gerektiğini belirtiyor. NOT: Kitabın kapsamlı oluşundan dolayı içeriğini tam anlamıyla sunmam imkânsız , inceleme de genel hatlarıyla anlatım, kitap içindeki uzun metinleri olduğunda alıntılarda yer veremedim , okuyanlar bu alıntıları fark edeceklerdir , çok önemli tespitler ve çözümler sunulmuş .Başta öğretmenler, gençler ve ülkede yaşayan herkesin okuması gereken bir eser... İyi okumalar...
Nurettin Topçu
Türkiye'nin Maarif Davası
Türkiye'nin Maarif Davası
8.9/10 · 3.640 okunma
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42