Nurettin Topçu

Nurettin Topçu

8.7/10
437 Kişi
·
1.354
Okunma
·
532
Beğeni
·
18.697
Gösterim
Adı:
Nurettin Topçu
Tam adı:
Osman Nuri Topçu
Unvan:
Türk Yazar, Akademisyen ve Fikir Adamı
Doğum:
İstanbul, 1909
Ölüm:
İstanbul, 1975
Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Osman Nuri Topçu’dur. Nurettin Topçu’nun babası Topçuzâde Ahmet Efendi Erzurumlu, annesi Fatma hanım ise Eğinlilidir. (Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin eski adı) Topçu ailesi Topçuzâdeler diye tanınmaktadır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk yapmıştır, bu lâkap da oradan gelmektedir.

Eğitimi

Nurettin Topçu, öğrenim hayatına altı yaşında Bezmiâlem Velide Sultan Mektebi’nin ana kısmında başladı. İlkokulu Büyük Reşid Paşa Numûne Mektebi’nde okudu.İlkokuldan sonra Vefa İdadisi’nde öğrenimini sürdüren Nurettin Topçu, birinci sınıfta iken babasını kaybetmiştir. Lise tahsilini İstanbul Lisesi’nin Edebiyat Bölümü’nde pekiyi derece ile tamamlamıştır. (1927-28) Mehmet Akif’in medeniyet telakkisini kavramış ve ilmini almak için Akif’in oğlu Asım’ı niçin Batı’ya göndermiş olduğunu idrak etmiş olan Nurettin Topçu, daha iyi bir eğitim alabilmek için Avrupa’da tahsil görmek gerektiğinin farkında olarak liseyi bitirdikten sonra kendi imkanlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa imtihanlarına girmiş ve kazanmıştır. Fransa’nın Türkiye’deki liselerin denkliğini kabul etmemesinden dolayı Topçu buradaki eğitimine Paris’teki Bordeaux Lisesi’nde başlamıştır. İki sene sonra Strazbourg’a giden (1930) Topçu, burada üniversite tahsiline başlamış; psikoloji ve güzel sanatlar, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlak, ilk zaman sanat ve arkeolojisi dersleri almıştır. Strazbourg’da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Ünivesitesi’nde vermiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde okuyan ilk Türk öğrenci olmuştur. Çalışması Sorbone Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir. Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu’nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar:

- Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu?

Hangisini tercih edecekseniz onu alacaksınız veya o ülkeye ziyarete gideceksiniz!

Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir:

- Hiçbiri değil!

- O zaman ne istiyorsunuz?

- Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum!

- Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir!

Nurettin Topçu kendine yapılan teklife verdiği cevabı duyan herkes hayret ve hayranlık içinde kalmıştır. Vatan ve bayrak sevgisinin gurbet illerde okuyan bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür. Ayrıca bu olay, onun düşünce yapısını, vatan ve millet sevgisi ile hayat felsefesini yansıtan önemli bir ayrıntıdır.

Öğretmenliği

Avrupa’dan döndükten sonra 1935 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmenliğine başladı. Topçu İzmir’de öğretmenliğinin henüz daha dördüncü yılında, Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan “Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi”ni yayınlamaya başlar. (1939)

Denizli’den sonra İstanbul’a tayin edilen Topçu, Haydarpaşa Lisesi, Vefa Lisesi, Robert Koleji, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve İstanbul Lisesi’nde öğretmen iken yaş haddinden emekli olmuştur. Nurettin Topçu, Bergson’dan hareketle hazırlamış olduğu Sezgiciliğin Değeri isimli çalışmasıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent ünvanı almıştır.

Milletimizin son dönemde yetiştirmiş olduğu önemli fikir ve aksiyon adamlarından biri olan Nurettin Topçu’nun hayatını, sık sık idealize ettiği mesuliyet duygusunun yoğun baskısı altında Anadolu’da Türk Milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak, münevver bir zümre meydana getirmeye çalışmıştır. Bu münevver kadroyla aklın saltanatını yönetimde, eğitimde, sanatta ve bilimde hâkim kılacak bir “Türk Rönesansı”nı gerçekleştirme çabası içerisinde olmuştur. Hayatı, bunun mücadelesi ile geçmiştir. Ahlâk alanında doktora yapmış olan Topçu, imanlı, ahlâklı debdebeden ve gösterişten uzak hayatı, doğru bildiğini söylemekten ve yaşamaktan çekinmeyen tavizsiz karakteri ile örnek bir şahsiyettir. Ömrünü her an büyük mahkemenin huzurundaymış gibi hesap vermeye hazır, hiçbir otoritenin etkisinde kalmaksızın milletinin meseleleriyle ve ahlâk dersi vermekle geçmiştir. Sınıfta, öğretmenler odasında, sokakta, camide, evde, konferans salonunda, kısacası hayatın her alanında ve her aşamasında… Kendisine maddenin ve servetin fethini değil, ruhların fethini gaye ettiği gibi, insanlara da onu hedef olarak göstermiştir. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan Topçu, hem Batı’yı çok iyi tahlil eden, gözlemleyen ve Batı düşüncesini bilen hem de ailesi ve muhiti dolayısıyla geleneksel yapı ve değerleri tanıyan, bilen ender düşünürlerden biridir. Birçok kaynaktan etkilenmiş olan Topçu’nun eserlerinde bu etkilerin izlerini görmek mümkündür.

Başlıca Eserleri

Yarınki Türkiye, İslam ve İnsan, Ahlak Nizamı, İradenin Davası, Mehmet Akif, Felsefe, Büyük Fetih, Devlet ve Demokrasi, Sosyoloji
Zavallı halkımız, varını yoğunu, eskiden büyücü hocaya verdiği gibi, şimdi de büyüleyici Avrupa eşyasına veriyor.
Nurettin Topçu
Sayfa 179 - Dergah Yayınları
Gözyaşları duadır,
Gözyaşları şükrandır,
Gözyaşları ummandır,
Gözyaşları ilhamdır,
Gözyaşları Rabb'in lisanıdır.
Nurettin Topçu
Sayfa 122 - DERGAH
Âlem, üç şeyin mecmuundan ibarettir: Varlık, düşünce ve hareket.

Bunların hepsini kendinde toplayan insan, üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatın, hayrın ve güzelliğin.

İnsan ruhunda bu üç şeye götüren üç yeti vardır: Zeka, duygu ve irade.

Zeka üç yerde kullanılır: Kazanmada, hilede, ilimde.

Duygunun üç dünyası vardır: Sanat, rüya ve sevda.

İrade, üç âleme sığınma kudretidir: Hemcinsine, kendi samimiyetine ve Allah’a.

Bu üç yetinin birlikte ve ahenkli olarak barındığı kalp, üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin ve imanın.

Üç şeyi sevmeyen ruh, ölü odaları gibi karanlıktır: Çocuğu, tabiatı ve zalimle kavîden başkasına itaati.

Üç kişiye acıyınız: Zenginlikten sonra fakir düşene, şerefli iken zelîl olana, cahiller arasında kalan âlime.

Üç nesneden her yerde kaçmalıyız: Yersiz şiddetten, açlık bırakmayan tatminden, kendimize çevrilmeyen tehditten.

Üç kişiden korkunuz: Merhametsizden, müraîden, mürtekipten.

Üç musibetten uzaklaşınız: Zulümden, zelzeleden, ‘bilirim’ iddiasında olan cahilden.

Üç kişiye el uzatınız: Hastaya, garibe, muhitinde anlaşılmayan bedbahta (bu yüzden kalabalığın arasında yalnız yaşayana.)

Üç türlü davranış kaba ve sahtedir: Kendini belli eden sanat, nümayişçi ahlak, kendine güvenen dindarlık.

Nurettin TopçuÜç şey saadetin sırrıdır: Tevazu, kanaat ve ölümün eşiğinde sık sık dinlenme zevki.

Dünya üç şeyle Cennet olur: Elden, dilden ve gönülden vermekle; Allah’ın kullarını ta’n etmeyip affetmekle; zalime zulmetmeyip hidayet yolunu göstermekle.

Üç kişi karanlıkta kalmıştır: Aşkından çok talâkatını kullanan, imanını iddia yapan, aklın meyvasından lezzet almayan.

Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz: Kalbin, kaderin, ölümün.

Üç yerde insan kendini tanır: Tövbede, zalimin kahrı altında, son nefesinde.

Hayatın manası üç yerde hakkıyla anlaşılır: Aşk ile birleşen ümidde, vecd ile yapılan ibadette, yeri yurdu unutturan seyahatte.

Gözyaşının üç yerde lezzetine doyulmaz: Vuslatta, mağfirette, merhamette.

Üç yerde insan Allah ile sohbettedir: Kalabalıktan incinmeyen yalnızlıkta, bir ümidsizin yüzünü ümidle güldürdüğü yerde, zalimin zulmü kendinden şükür taşırdığı anda.

İnsanlar içinde kendini bilenler şu üç kişidir: Rüzgârı bile incitmeyenler, kendi adlarını söylemekten utananlar, Allah’ın emaneti olan insanlara katı katı gözlerle bakmayanlar.

Üç türlü insan Allah’tan uzaktır: Rahatlarını hesaplayarak hizmetten kaçanlar (hizmet ehli olmayanlar), duygulu olduklarını ileri sürüp de sefalet sahnelerinden uzak duranlar, sefil ruhlarda feyz arayanlar.

Üç türlü insan Allah’ı göreceğinden müjdelenmiştir: Saf kalpler, gecenin karanlığında güneşi bulanlar, ölümü, hayatta iken, bütün hareketleriyle birleştirmiş olanlar.

Üç şeyin hududunda durmasını bilmelidir: İsteklerin, aklın, hayatın.

Üç şeyden ayrılınca diğer üç şeye geçmede acele etmelidir: İnsanlardan ayrılınca ibadete, hareketten çıkınca huzura, dünyaya vedalaşınca uhraya.
Değerli 1K Okurları!
Bugünlerde Ahlak serisi kapsamında okumalar yapıyorum.
Ve bu bağlamda bana tavsiye edilen kitaplardan biri de Nurettin Topçu nun ahlak kitabı.
Uzun yıllar öğretmenlik yapan Nurettin Topçu'ya liselerde okutulması için Ahlakla ilgili ders kitabı yazması istenmiş ve uzun yıllar lise 1 ve lise 2 lerde ders olarak okutulmuş.
Üstad tarafından;
Ahlakın farklı tanımları felsefi açıdan tutun,dini boyutuna kadar ,Pascal dan tutun Dostyevski,Ali Fuad Başgil,Rousseau,Kant ve Nietzsche ‘ye kadar da okuma parçalarıyla en güzel şekilde desteklenmiş.
Özelikle karakter ile ilgili bölümünde kişilik tiplerini yazarımız öyle güzel bir şekilde tasniflemiş ki kendi kişilik tipinizi bulmamanız imkansız..ve hatta öğretmen arkadaşlarla da paylaştım ,beraber kişilik tiplerimizi tespit ettik:)))
Sonuç;
Mutluluğun özü erdemli ve ahlaklı bireyler olmaktan geçmektedir.
Ahlaki bir davranışımızın temelini vicdanımız oluşturmaktadır.
Ahlakın özünde de sevgi-saygı-hoşgörü gibi değerlerimiz mihenk taşıdır.
Şiddetle tavsiye edilir.
BİR MEMLEKET FİLOZOFU...
Belki bu Topçu için basit ve yetersiz bir başlık.münevver aydın mütefekkir düşünen yol gösteren....
Topçu, ilk fransa Sorbon da doktorasını üstün başarı ile bitiren fransa da kalıp hocalık teklifini kabul etmeyip memlekete gelen bir Türkiye vatandaşımız. Demek ki beyin göçünü kabul etmeyen ilk aydınlardan. :))
Felsefe, din psikolojisi sosyoloji ve tasavvuf bu konuda tabiiki abdüllaziz Bekkine ye intisabı.
Türkiyenin en gözde okullarında hocalık eder. Dönemin iktidarını eleştirdiği "çalgıcılar "adlı yazısı nedeniyle dergi toplatılır. Ve sürgün.
Müdürün isim verdiği öğrencilere iyi not vermediği için düğün günü sürgün edilir.
Bir o kadar önemli mevzu var ki onu söylemeden geçemeyeceğim...
Ali fuat başgil ile fransadan tanışmışlığı vardır Topçu'nun. başgil o dönem cumhurbaşkanlığına adaylığını koyar ama benim bildiğim kadarıyla Başgil tehdit edilir. O vakit kendisi de Adalet partisinden seçilmek ister ama ne ona ne başgile yar etmezler.
Şimdi bir hayal edelim cumhurbaşkanı Ali Fuat Başgil başbakan Nurettin Topçu, emin olun ülke ne güzel bir ülke olurdu, eğitim açısından :(((
Baktığımız vakit Topçu'nun hayat felsefesi İRADE AHLAK HAREKET İSYAN üzerine kurulmuştur.
FELSEFİ KÜLTÜR MEKTEBİN TEMEL TAŞIDIR der
Milli mektep zihniyet öyle yöntemi ile Ben müfredatı ile terbiye prensipleriyle ve psikolojik temellerle kendisine diğer milletlerden ayırır.
Nurettin Topçu son 2 asırda gördüğü değişim Eskinin yerine yeni nin taklidi olan modayı Avrupa'daki mektepleri körü körüne tableti olarak açıldığını söyler Teknik putlaştırılmıştır.
Nurettin Topçu yine bu eserinde eleştiri ve serzenişte bulunmasına rağmen yol yöntem de gösterir belki Avrupa'daki teknik alınmış olmasına rağmen batının kültürünü de almış bulunuyoruz yine Avrupa tekniği geliştirmiş almış Lakin buna kul ve köle de olmuştur hakikat aşkı Bireyden cemiyete yükselmedikçe ve toplumda Bu Aşk Olmadı gı sürece milli mektep oluşamaz
Cemiyet ahlaktan ekonomiye sanatta vesaire yerlerde kendini göstermedikçe milli mektep oluşamaz
Eski medreseleri şu anda eleştirir kendilerini çağa uydur ama mış Aristo mantığından kurtulamamıştır der.
Okullarda din dersi konduğu halde üzerinde ciddi durulmadığı gibi bunu dinin aleyhine kullanırlar.
Sırf Allaha ulaştırır korkusu ile felsefe den metafizik ve ruhçuluğu çıkarırlar.
Nurettin Topçu şunu da genelde savunur eğitimde hem islam medeniyeti ve felsefesi ve İslam düşünürleri ile Avrupa düşünürlerinin harmanlamasını ister.
Nasıl ki Kant ve Hegel varsa aynı şekilde ikindi ibni Arabi de vardır Bunlardan yararlanmalıdır der
Kitap üç bölümden oluşur 1. Bölüm beklenen gençliğin millet Maarifin ne olduğunu 2. Bölümde ise mektep Muallim ve muallimin görevlerindn bahseder. 3. Bölümde ise kitabın ana konusu olan Maarif davasını eğitimin kademelerinden ve onların nasıl olacağını nasıl gelişeceğinden bahseder.
maarif, mektep ve din eğitimi konularını özellikle işlemiş, bir hareket adamı olarak yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, gösterişsiz çalışan, ruh cephesinin “maden işçileri” olacak (Yarınki Türkiye, s. 14) idealist bir nesil yetiştirmek için çaba göstermiştir.
Tanınmaya değer ve okunmaya değer bir münevver
Bana necip fazıl ın hep nesir hali gelmiştir nurettin Topçu.
Var olmak eserini okuyunca keşke Edebiyatçı olsaydı ya da roman yazsaydı dedim meğer romanı da var mış :))okumalı....
Hayatı ve görüşü hakkında bilgi aşağıya paylaştım.
Nurettin Topçu
Okuduğum ilk Nurettin Topçu kitabı olmasıyla birlikte daha sonra okuyacağım yazarlar arasına girdiğini söyleyebilirim. Neredeyse her sayfa altını çizdiğim cümleler içeren bir kitap.
Kitap iki bölümden oluşuyor: Düşünceler ve Duyuşlar.
Birinci bölüm Düşünceler Var olmak ile başlıyor. "Var olmak, düşünmek ve hareket etmektir." Peki neyi düşünüp nasıl hareket etmeliyiz diye soruyoruz. Bize cevabı en güzel şekilde veriyor Nurettin Topçu "Gerçek düşünüş, varlığımızın her adımda karşılaştığı muammaları kainatın bütününe sorarak, oradan da sonsuzluğa duyurarak onlardan cevap almaktır." Burada insanın sürekli bir sorgulama halinde olması yani hareket halinde olması gerekiyor, hakikate ulaşma adına. Ve birinci bölüme Dua ile son veriyor "O, en güzel ruhların dilidir."
İkinci bölüm olan Duyuşlar bölümü ise insanın ruhuna hitap ediyor genel anlamda. Kendimizi nerede arayacağımızı ve nerede bulacağımızı söylüyor. "Ben seni uzaklarda ararken sen kendi evimde idin!" Sonra bize gideceğimiz yolu gösteriyor. "Yolumuz zalim kardeşlerimize merhamet yoludur." Yine bizlere her şeyi kaybettiğimizi sandığımız zamanlarda aslında bunun yeni bir başlangıç olduğunu hatırlatarak yüreklerimize ferahlık veriyor. Ve son olarak "Kalpler kırılmak için yaratılmıştır." derken bu kırılmış kalbin bizi Rabb'e yakınlaştırdığını söyleyerek bizdeki hüznü sevince dönüştürüyor.
Kitaba damlalar bölümü ile son veriyor Nurettin Topçu ve bunlar öyle güzel damlalar ki yazıp duvara asmak her daim okuyup üzerine düşünmek gerek.
"İnsan üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: hakîkatın, hayrın, güzelliğin."
"Üç hâkimin hükmünde hatâ aranmaz: kalbin, kaderin, ölümün."
"Üç şey saadetin sırrıdır: tevâzu, kanaat ve ölümün eşiğinde sık sık dinlenme zevki."
"Üç şeyin hududunda durmasını bilmelidir: isteklerin, aklın, hayatın."
"Duygunun üç dünyası vardır: sanatın, rüyanın ve sevdanın."

Velhasıl son derece düşündürücü ve güzel bir kitap muhakkak okunması gerekiyor. Var olmak için...
Bir eleştiri türü diye ayırmak doğru olur bu kitap için. Metafizik, Ruh, Maneviyat, Maddi ve Manevi kalkınma, fikir ve İlim hemen her konu altında eleştiri var ve bu eleştiriler her yazarın dile getir(e)meyeceği türden. Nurettin Topçu kuşkusuz ki bu milletin kazandığı büyük fikir adamlarından bir tanesi. Sadece bu eserine bakarak görmek mümkün bunu. Topçu, makineleşmenin ve sanayileşmenin insan ruhunda getirdiği ayrışmayı; Kültürel kalkınmanın yanlışlığını; Çağında yaşayan ilim adamlarının, belirli zümrelerin insan doğasını nasıl yıprattığını anlatıyor. Aynı zamanda büyük haykırış var bu kitapta, bu haykırış insana, onu çepeçevre sarıp, boğan sanayileşmeye, menfaatlere, çıkarlara, sahte dostluklara, hayata, büyük yanlışlara, aşka, hırslara, ihtiraslara, emperyalistlere, Yanlış Garplılaşmanın doğurduğu sonuçlara, doğanın kıymetini bilemeyen, gözünü doyuramayan insana; bir sesleniş; bir serzeniş; bir öneri; nasıl adlandırılacaksa tam da yerini bulacaktır.
Paylaştığım alıntıların iki katını işaretlediğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Nurettin Topçu'nun bu eserini şiddetle tavsiye ediyorum.
Kitapta olan bir meseleyi sizlerle paylaşacağım (Sayfa156). Sırf bu yüzden bile okunabilir. Geride kalan meseleleri anlatma ihtiyacı duymuyorum.
Yavus Sultan Selim'in sırf vatan sevdasıyla henüz kanlanan kılıcı elinde kurumadan, İbni Kemal'in atının ayağından kendi üzerine sıçrayan çamuru şeref bilerek, hürmetle onu çıkarıp da kaftancı başıya verirken; " Bunu tabutuma örtünüz. Zira ulemanın atının ayağından sıçrayan çamur dahi bizim için şereftir" deyişi cihan tarihinde görülmemiş ve belki de görülmeyecek bir ilim ve ahlâk harikası sayılmaz mı?
Bu meseleyi yazarken bile tüylerim diken diken oldu. Bu kitap Eğitim Sistemi'nin yanlış kurulması üzerine eleştirel yazılmış bir kitaptır. Bunu demekle iktifa edeceğim.
Kitabi elinize ilk aldiginizda Nurettin Topçu "Var Olmak, düşünmek ve hareket etmek demektir. ” diyerek ilk sözüyle karsiliyor sizi. Daha sonra anlatıyor varolmak nedir diye. Ve kitabın içeriği adıyla kalmıyor. Sn. Topçu farklı konuları da kalemine almış.
Okurken her sayfadaki her cümle benim için önemliydi. Her cumlenin altinizi cizmek istedim çünkü hayatımda ilk defa her satrini okurken etkilendigim bir kitap oldu Varolmak.
Henüz Kitaplığımda yok ama kısa sürede alıp ara ara bazı bölümleri okumayı düşünüyorum. Çünkü biliyorum ki böylesine anlamlı cümleleri okumaya ihtiyacım var. Ve eğer sizin de böyle bir ihtiyacınız varsa kısa sürede Varolmak'la tanışmanizi isterim.
İncelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. :)
Okunması gereken bir kıtap tavsiye ederim herkese...
Yarınki Türkiye'nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli lakin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir.
Yarınki Türkiye' yi bugünden hazırlamak için, müellif bize "kendimize dönelim " ve memleket realiteleri üstüne eğilelim; "ruh cephesinde kendimizin olan ne var " ise, onları araştıralım.
Herkesin okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. Lakin kitap biraz ağır olduğu icin roman gibi değilde altını çizerek yavaş yavaş okunmalı..
Bir öğretmen adayı olarak bu kitabın hemen hemen her sayfasını çoğalttırıp dağıtmak, dolabıma asmak istedim. Çoğu cümlesini okuduktan sonra durup düşündüm, yetmedi not aldım, önüme gelen ilk kişiye okudum vesaire ama bu kitabın hakkını tabi ki henüz veremedim. Ne zaman ki bu kitapta anlatıldığı gibi hakiki bir "muallim" olabilirim işte o zaman bu kitabın da bu vatanın da bana vermiş olduğu emeklerin karşılığını bir nebze karşılayabilirim.
Bu ülkenin gerçekten işini hakkıyla yapan insanlara ihtiyacı var. İyi bir doktora, iyi bir hemşireye, iyi bir çiftçiye, iyi bir muallime... Çalışma potansiyelimizi nerede enlere çıkarabiliyorsak o alana yönelelim ve yaptığımız işi en iyi şekilde yapmamız gayreti içinde olalım.
Öğretmen adayı iseniz bu kitap ayrıca size gurur veriyor. Basit bir görevi sırtlanmadık, yükümüz ağır. Bir nesil bizden sorumlu, bu ülke yetiştireceğimiz tazecik nesillere muhtaç, biz muhtacız... Muallim, yürüyüşüyle, konuşmasıyla, hareketleriyle, idealleriyle halkın başını çekmeli.Mehmet Akif Ersoy'un da dediği gibi :"Vazife çünkü büyük!"
Bir de belirtmek istediğim beni üzen bir durumdan bahsetmek istiyorum. Nurettin Topçu, eğitim ile alakalı bu bahisleri 1950-1960 yıllarında söylemiş. Ama fark ettim ki bu problemler hala gündemin başını çekmekte. Bu çok üzücü. Yani hala bir düzelme, ilerleme kaydedilmemiş. Özellikle hepimizin muzdarip olduğu konu olan eğitimde.Bir millet mektebiyle yükselir. Eğitim iyi olsun ki, ülke iyi bir ülke olsun.
Vazifemizin farkında olmamız umuduyla. İyi okumalar arkadaşlar...
Milli eğitim üzerine gerçekten kafa yorulmuş, eğitim politikalarının, okulların, öğretmenlerin, toplumun, ahlak kavramının ve bir çok konunun incelendiği son derece önemli ve güçlü bir eser. Kitabın içindeki yazıların yazılma tarihlerine bakıldığında, yapılan eleştirilerin doğruluğu düşünüldüğünde "eskiden eğitim daha başarılıydı" söylemi baz alındığında, bugün içinde bulunduğumuz eğitim ve öğretim sistemimizin, öğretmenlerimizin, gençlerimizin, toplumumuzun ve konuyla ilgili her çeşit kavram ve şahsiyetlerin içler acısı bir tabloya vesile olduğunu kabul etmek gerekir. Bence her öğretmenin okuması gereken bir kitaptır.
Nurettin Topçu "Ahlak Nizamı" ile bizlere
- Materyalizme
- Komünizme
- Anarşizme
- Kapitalizme
-Emperyalizme
- Pozitivizme
- Garplılaşmaya
-Taklitçiliğe
-Adaletsizliğe
-Ahlaksızlığa...
karşı nasıl ruhçu, milliyetçi, sosyalist bir tavır içerisinde, insanın dini ve milli kimliğini iradesiyle birlikte önemseyen bir "nizam" inşa edilirin cevabını vermiştir.

Allah,devlet,cemiyet,ahlak,adalet,millet,tarih, kültür,eşitlik,hürriyet, dil,sanat,eğitim, aile,gençlik, cihat, mülk ve servetin dağılımı, ruh,irade,dil... gibi konu ve kavramları önemsemiş,üzerinde durmuştur.

Realiteyle ırkı, ideal ile milliyetçiliği vurgulayan Topçu adalet,ahlak ve sorumluluk üzerine tarihin akışı içinde yaşayan bir hizmet toplumu hayal etmiş ve bizlere yansıtmıştır.Bir Cemil Meriç, bir Oğuz Atay , bir İsmet Özel bir Sezai Karakaç... bu topraklar, bu coğrafya söz konusu olduğunda nasıl önemsenmesi gerekiyorsa, aynı ilgiyi Nurettin Topçu'nun da hak ettiğini düşünüyorum.Mirasına sahip çıkabilenlerden olabilmek ümidiyle, kendini bu topraklar, bu coğrafya üzerinden dünyaya , insanlığa karşı sorumlu hisseden herkese tavsiye ederim.İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Nurettin Topçu
Tam adı:
Osman Nuri Topçu
Unvan:
Türk Yazar, Akademisyen ve Fikir Adamı
Doğum:
İstanbul, 1909
Ölüm:
İstanbul, 1975
Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Osman Nuri Topçu’dur. Nurettin Topçu’nun babası Topçuzâde Ahmet Efendi Erzurumlu, annesi Fatma hanım ise Eğinlilidir. (Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin eski adı) Topçu ailesi Topçuzâdeler diye tanınmaktadır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk yapmıştır, bu lâkap da oradan gelmektedir.

Eğitimi

Nurettin Topçu, öğrenim hayatına altı yaşında Bezmiâlem Velide Sultan Mektebi’nin ana kısmında başladı. İlkokulu Büyük Reşid Paşa Numûne Mektebi’nde okudu.İlkokuldan sonra Vefa İdadisi’nde öğrenimini sürdüren Nurettin Topçu, birinci sınıfta iken babasını kaybetmiştir. Lise tahsilini İstanbul Lisesi’nin Edebiyat Bölümü’nde pekiyi derece ile tamamlamıştır. (1927-28) Mehmet Akif’in medeniyet telakkisini kavramış ve ilmini almak için Akif’in oğlu Asım’ı niçin Batı’ya göndermiş olduğunu idrak etmiş olan Nurettin Topçu, daha iyi bir eğitim alabilmek için Avrupa’da tahsil görmek gerektiğinin farkında olarak liseyi bitirdikten sonra kendi imkanlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa imtihanlarına girmiş ve kazanmıştır. Fransa’nın Türkiye’deki liselerin denkliğini kabul etmemesinden dolayı Topçu buradaki eğitimine Paris’teki Bordeaux Lisesi’nde başlamıştır. İki sene sonra Strazbourg’a giden (1930) Topçu, burada üniversite tahsiline başlamış; psikoloji ve güzel sanatlar, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlak, ilk zaman sanat ve arkeolojisi dersleri almıştır. Strazbourg’da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Ünivesitesi’nde vermiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde okuyan ilk Türk öğrenci olmuştur. Çalışması Sorbone Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir. Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu’nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar:

- Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu?

Hangisini tercih edecekseniz onu alacaksınız veya o ülkeye ziyarete gideceksiniz!

Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir:

- Hiçbiri değil!

- O zaman ne istiyorsunuz?

- Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum!

- Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir!

Nurettin Topçu kendine yapılan teklife verdiği cevabı duyan herkes hayret ve hayranlık içinde kalmıştır. Vatan ve bayrak sevgisinin gurbet illerde okuyan bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür. Ayrıca bu olay, onun düşünce yapısını, vatan ve millet sevgisi ile hayat felsefesini yansıtan önemli bir ayrıntıdır.

Öğretmenliği

Avrupa’dan döndükten sonra 1935 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmenliğine başladı. Topçu İzmir’de öğretmenliğinin henüz daha dördüncü yılında, Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan “Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi”ni yayınlamaya başlar. (1939)

Denizli’den sonra İstanbul’a tayin edilen Topçu, Haydarpaşa Lisesi, Vefa Lisesi, Robert Koleji, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve İstanbul Lisesi’nde öğretmen iken yaş haddinden emekli olmuştur. Nurettin Topçu, Bergson’dan hareketle hazırlamış olduğu Sezgiciliğin Değeri isimli çalışmasıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent ünvanı almıştır.

Milletimizin son dönemde yetiştirmiş olduğu önemli fikir ve aksiyon adamlarından biri olan Nurettin Topçu’nun hayatını, sık sık idealize ettiği mesuliyet duygusunun yoğun baskısı altında Anadolu’da Türk Milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak, münevver bir zümre meydana getirmeye çalışmıştır. Bu münevver kadroyla aklın saltanatını yönetimde, eğitimde, sanatta ve bilimde hâkim kılacak bir “Türk Rönesansı”nı gerçekleştirme çabası içerisinde olmuştur. Hayatı, bunun mücadelesi ile geçmiştir. Ahlâk alanında doktora yapmış olan Topçu, imanlı, ahlâklı debdebeden ve gösterişten uzak hayatı, doğru bildiğini söylemekten ve yaşamaktan çekinmeyen tavizsiz karakteri ile örnek bir şahsiyettir. Ömrünü her an büyük mahkemenin huzurundaymış gibi hesap vermeye hazır, hiçbir otoritenin etkisinde kalmaksızın milletinin meseleleriyle ve ahlâk dersi vermekle geçmiştir. Sınıfta, öğretmenler odasında, sokakta, camide, evde, konferans salonunda, kısacası hayatın her alanında ve her aşamasında… Kendisine maddenin ve servetin fethini değil, ruhların fethini gaye ettiği gibi, insanlara da onu hedef olarak göstermiştir. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan Topçu, hem Batı’yı çok iyi tahlil eden, gözlemleyen ve Batı düşüncesini bilen hem de ailesi ve muhiti dolayısıyla geleneksel yapı ve değerleri tanıyan, bilen ender düşünürlerden biridir. Birçok kaynaktan etkilenmiş olan Topçu’nun eserlerinde bu etkilerin izlerini görmek mümkündür.

Başlıca Eserleri

Yarınki Türkiye, İslam ve İnsan, Ahlak Nizamı, İradenin Davası, Mehmet Akif, Felsefe, Büyük Fetih, Devlet ve Demokrasi, Sosyoloji

Yazar istatistikleri

  • 532 okur beğendi.
  • 1.354 okur okudu.
  • 106 okur okuyor.
  • 1.491 okur okuyacak.
  • 33 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları