Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
158
Basım Tarihi:
Temmuz 2022
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 1999
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789759954994
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·158 syf.··
2024 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2024 18:31
Nurettin Topçu büyük bir fikir adamı ve ahlak felsefecisidir. Edebi eserleri ise birkaç şiir, ‘Taşralı’ adlı hikayeleri ve ‘Reha’ adlı tek romanından oluşmaktadır. Bu eserde yirmili yaşlarda, her dem bir arayışı olan, ıstırap çekmekten usanmayan Niyazi’nin evli bir kadın olan kuş yürekli, tüm güzelliklerin onda toplandığı Reha'ya duyduğu hiç dile getirilmeyen bir aşk anlatılmakta, romanın kurgusunu da Niyazi'nin yaşadıkları ve bu yaşantıların onun ruh dünyasına yansıttığı izler oluşturmaktadır. Reha’ya duyduğu aşk Niyazi’nin kişiliğini felsefi bi derinlikle olgunlaştırmış ama Reha onun için muzdarip bir hayal olmaktan öteye gidememiştir, Niyazi’nin gerçekleri idrak edip, Reha’ya aile saadetini lanetleyen nefret dolu bir mektup yazarak İstanbul’dan ayrılmasıyla da roman son bulmuştur. Ama bu bir son değildir. Bence kuş yürekli Reha, Niyazi için beşerî aşktan ilahî aşka geçiş vesilesi oldu. Niyazi’nin ifadesiyle: “Ve seni ilk gördüğüm, seni ilk tanıdığım gece Reha, o inzivadaki azabının hiss-i kable’l-vukuunu hatırladı. O ruh artık Rabbini bulmuş, Rabbine ermişti. Bu ızdırabın feryadını namütenahi mesafelerden ezelden beri bu ruha gönderen sendin.” (s.126) Romanda anlatıcı kahramandır, anlatım günlük türüne benzer, eser olaydan ziyade psikolojik ruh çözümlemeleri ve tasvirlerden oluşmaktadır. Ayrıca Niyazi için bir nevi Topçu’nun kendisidir de diyebiliriz çünkü diğer eserlerinde fikir düzeyinde daima dile getirdiği düşüncelerini, hayat ve ahlak felsefesini bu romanda Niyazi karakteri üzerinde görmekte, onun düşüncelerinde okumakta ve hissetmekteyiz.
Edebiyat
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
10/10
·158 syf.··
2024 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2024 22:49
Reha… bir ızdırabın insana bürünmüş hali. Kavuşulamayan bir sevdanın kanadı kırık yaralı kuşu… Nurettin Topçu’nun ilk ve tek romanı. Öyle zarif esintiler bırakıp gidiyorsun ki benden, hislerime ben bile hayret ediyorum. “Kitapların da kaderi vardır” diyor editörümüz, bu kitap bu cümlenin vücut bulmuş hali. Çünkü Nurettin Topçu bu eseri yayımlamayı hiç istememiş. Talebelerinin yoğun ısrarı sonucu, vefatından sonra yayımlanmasına razı olmuş. Ayrıca bu roman tamamlanana kadar, arada pek çok eser sunulmuş. Yaklaşık 50-60 yıl müsveddelere mahkum olan bu eser, neyse ki yitip gitmeden bize kavuşmuş. Fikrî yönden ortaya koyduğu eserlerine aşina olduğumuz Nurettin Topçu’nun bu romanını raflarda dolaşırken buldum. Benim için en keyifli okumalar böyle güzel tevafuklarla bulduklarım oluyor. Zira o ana kadar Topçu’nun bir romanı olduğunu bilmiyordum. Bir demet gülün şahsıma takdim edilmesiyle eş değer bir hisle okudum kitabı. Her satırında düşündüğüm tek bir şey vardı; aynı gökyüzüne bakıyoruz, aynı günlere uyanıyoruz. Ama O; güneşin gözlerindeki ümidi, ayın yüzündeki kederi görüyor. Biz ise sabah oldu, gece oldu diyerek basite indirgemeye aşinayiz. Şaşırıyoruz sonra, nasıl böyle betimleme yapmış diyoruz. Aradaki farkı yine idrak edemiyoruz, onlar bakmıyor; görüyor. Gören iki çift göze sahip olan herkes tabiat nazarında yaşamayı öğreniyor. Yaşayan bir kalp de gördüklerini nasıl tasvir edeceğini şaşıyor, kaleminden böyle şahane cümleler dökülüyor. Niyazi Bey mesela, istemediği bir yerde uyandığı sabahın beyazlığını kefene benzetiyor. Pencereden dışarı baktığında, sesleri boğan sessizliğin ardından duyduğu doğanın sesiyle yalnızlığın ve kefenin boğulduğunu, yerini ümide bıraktığını ifade ediyor. Kullanılan metaforlara hayran olmamak elde değil. Kitabın büyük bir bölümü Niyazi
Edebiyat
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2022 6. kitabı
Reha ~ Nurettin TOPÇU . Satır Çizgileri; . ▪️Bir defa yanan sönmüş olan ateş gibi umutlarını kaybeden kalbin de artık dolması imkânsızdır. . ▪️İnsanlar ne oldum diyen iğrenç ve haksız bir sürü olmuştu. Hiçbir şey insanların sonradan görmeliği içinde kendini şaşıran bu kalbsizliği gibi düşkün değildi! . ▪️İnsan en çok yalnızlıktan korkuyor. . ▪️ İnsanlar taşlardan daha insafsız. . ▪️Hayat kendiliğinde büyük bir kuvvet saklıyor. Çünkü yaşamak tanıdığımız kuvvetlerle ölçülmez. Bir kudrete muhtaçtır. . Kitap Yorumu; Yazarın ikinci kitabını okuyorum her ay bir kitabını okuyacağım diye kendime söz vermiştim. Bu kitap roman olup ilk kitapla çok çok farklı ve çok da duygu yüklü ve öyle duygu yüklü ki bazen o duygu betimlemelerş yaparken kayboluyorsunuz. Hem Reha hemde onu karşılıksız bir sevgi ile seven kişi de hem çok duygusallar hemde çok karamsar ve hep bir bunalımdaymışçasına hayatlarına devam ediyorlar. Yeşilçam Filmlerine konu olabilecek bir tarzda demeden kendimi alamayacağım ama yazarın tasfirleri ve hayata dair fikirleri yine çok ilgi çekici diğer kitabında zaten hayran bırakmıştı bu özellik. Reha'yı kendi içinde öyle büyük büyük seviyor ki zaten karşılıksız bir şey bu buna rağmen belli bir kesim hayatında hep ona dair düşünce beklentilerle geçirme telaşası içinde hayatını idame ettirmeye çalışan bir seven diyip bitirelim. Kitapla Kalın!
Edebiyat
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2017 113. kitabı
İlk kısmını henüz çocuk sayılabilecek bir yaştayken, ikinci kısmını ise olgun diyebileceğimiz bir çağında kaleme alan Topçu'nun bu kitabını, pek çok entelektüel ve filozofun hep bir hülya olarak yaşattığı bir hayali, roman yazma hayalini gerçekleştirmeyi başarması olarak idrak etmek en doğrusu bence. Fakat edebi "biçem" açısından tartışılabilir olsa bile, Reha'nın belli açılardan çok güçlü bir metin olduğu da göz ardı edilemez. Her şeyden önce otobiyografik bir metindir, Topçu ve onun dünyayı anlama biçimi hakkında çok şey söyler. Fikir adamının ruh sancısını canlı olarak aksettirir ve onun dünya ile kurduğu ilişkinin (aslında ilişkisizliğin) mahiyetini tebarüz ettirir. Üstadın biyografisi ile paralel olarak yürütülecek bir Reha okuması, 20. asrın ilk yarısında yaşayan Türk entelektüellerin ve kalem erbabının da genel bir resmini sunabilir. Okunması gerekenlerdendir.
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2019 96. kitabı
Çok beğendim. Çok çok beğendim. Adamın yazdığı tek romanmış ve beklentisiz bir şekilde başlamıştım. İlerledikçe kendimden utandım. Birkaç roman daha yazsaymış ciddi bir romancı olarak atılabilirmiş Nurettin Topçu. Niyazi'nin yalnızlık, umutsuzluk ve aşkının romanı. İç dünyası o kadar güzel yansıtılmış ki sanki Niyazi sizin içinizde gibi bir his oluşuyor. Niyazi'ye çok imrendim sonda. Ayrıca bundan sonra rüzgarda yapraklar hışırdamayacak ya da uğuldamayacak: fısldaşacak.
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2017 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2017 12:06
Topçu'nun ilk ve tek gençlik romanı olan bu kitap ziyadesiyle ruhunuza dokunuyor. Derin sanrıları,iç çekişleri,yalnızlık hissini derinlemesine incelemiş, bir monolog haline getirmiştir.17 yaşında Reha'yı yazmaya başlamış olan Topçu derin ve içli ruhunu yansıtmıştır. Fikir adamı olan Topçu,Reha ile sevginin derin bir merhamet olduğunu anlatmış, melankolik ve nahif bir hava içerisinde işlemiştir. Sair-filmenam kelimesini kitabında işleyen nadir yazarlardan olan Topçu'nun bu kitabı,Topçu’yu farklı bir hüviyette tanımak isteyenler için fevkalade güzel bir kitap.
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
8/10
·152 syf.··
2020 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2020 15:35
Niyazi beyefendinin iç konuşmaları üzerinden anlatılan aşk, keder, sevgi, muhabbet, nefret, kin, inat, pişmanlık, sessiz feryatlar, karmaşalar... Biraz Çalıkuşu, biraz Genç Werther'in Acıları, biraz Eylül tadında; okurken aklıma sık sık gelen bu romanlara bu kadar benzerken bir o kadar da farklı bir edebi hava sunan güzel bir eser.
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
9/10
·152 syf.·
2018 2. kitabı
Söze nasıl başlanmalı bilemedim. Kitabı henüz bitirdim. Etkisini üzerimden atabilmiş değilim. 158 sayfalık bir kitap. Evet sayfa sayısı hayli az lakin 100'lü sayfalara geldiğimde dahi ben bu kitabı bitiremem, yeter yüreğim sıkıldı, şimdi bırakacağım, birazdan bırakacağım der iken kitabı bitirdim... Kitaba sinirlenmiş, çok sert elestiri yapacağım düşüncesi içerisine girmiş idim ki son sayfalar tıpkı özür diler gibi açıldı da açıldı ... Bildiğim kadarı ile Nurettin Topçu'nun roman tarzı yazdığı tek eseri. Ve değindiğim gibi 100'lü sayfalara dek romanın olay akışından çok yer ve mekan tasvirlerine o kadar yer verilmiş ki bir betimleme romanı yazılsa bu kadar yazılırdı diye geçirdim içimden. Her neyse kısa keseyim! Kitabı bitirmeden asla bırakmam diyen her kişinin okumasını mutlaka tavsiye ederim.
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
10/10
·152 syf.··
2020 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2020 00:16
Reha, benim kolay kolay kopamadığım bir eser oldu. Okuduktan sonra sık sık elime aldım, altını çizdiğim yerleri tekrar okudum. Bunu bazen ihtiyaç duyduğum bazen de özlediğim için yaptım. Yalnızlık paylaşılır mı, bir insan iç âlemini ne kadar anlatabilir, ne kadar açabilir ya da bir insanın iç âlemi birine ne kadar ayna olabilir ; bunları kendi cümlelerimle anlatamayabilirim. Fakat Nurettin Topçu'nun Reha'sı ile bunları yaşadım, hissettim. Ve bunu, bahsettiklerimi kendi cümlelerimle anlatabiliyor olmaya tercih ederim :)
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2021 13:50
Hiçbir kitap bu kadar acı olmamalı. Ortada büyük bir dert olmamasına rağmen sürekli bir acı tasviri var. Çok ağır geldi bana ve tasvire çok fazla boğulmuş. Güzel şeyler okumak istiyorum artık.
Edebiyat
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma

Yazar Hakkında

Nurettin TopçuYazar · 27 kitap
Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Osman Nuri Topçu’dur. Nurettin Topçu’nun babası Topçuzâde Ahmet Efendi Erzurumlu, annesi Fatma hanım ise Eğinlilidir. (Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin eski adı) Topçu ailesi Topçuzâdeler diye tanınmaktadır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk yapmıştır, bu lâkap da oradan gelmektedir. Eğitimi Nurettin Topçu, öğrenim hayatına altı yaşında Bezmiâlem Velide Sultan Mektebi’nin ana kısmında başladı. İlkokulu Büyük Reşid Paşa Numûne Mektebi’nde okudu.İlkokuldan sonra Vefa İdadisi’nde öğrenimini sürdüren Nurettin Topçu, birinci sınıfta iken babasını kaybetmiştir. Lise tahsilini İstanbul Lisesi’nin Edebiyat Bölümü’nde pekiyi derece ile tamamlamıştır. (1927-28) Mehmet Akif’in medeniyet telakkisini kavramış ve ilmini almak için Akif’in oğlu Asım’ı niçin Batı’ya göndermiş olduğunu idrak etmiş olan Nurettin Topçu, daha iyi bir eğitim alabilmek için Avrupa’da tahsil görmek gerektiğinin farkında olarak liseyi bitirdikten sonra kendi imkanlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa imtihanlarına girmiş ve kazanmıştır. Fransa’nın Türkiye’deki liselerin denkliğini kabul etmemesinden dolayı Topçu buradaki eğitimine Paris’teki Bordeaux Lisesi’nde başlamıştır. İki sene sonra Strazbourg’a giden (1930) Topçu, burada üniversite tahsiline başlamış; psikoloji ve güzel sanatlar, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlak, ilk zaman sanat ve arkeolojisi dersleri almıştır. Strazbourg’da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Ünivesitesi’nde vermiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde okuyan ilk Türk öğrenci olmuştur. Çalışması Sorbone Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir. Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu’nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar: - Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu? Hangisini tercih edecekseniz onu alacaksınız veya o ülkeye ziyarete gideceksiniz! Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir: - Hiçbiri değil! - O zaman ne istiyorsunuz? - Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum! - Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir! Nurettin Topçu kendine yapılan teklife verdiği cevabı duyan herkes hayret ve hayranlık içinde kalmıştır. Vatan ve bayrak sevgisinin gurbet illerde okuyan bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür. Ayrıca bu olay, onun düşünce yapısını, vatan ve millet sevgisi ile hayat felsefesini yansıtan önemli bir ayrıntıdır. Öğretmenliği Avrupa’dan döndükten sonra 1935 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmenliğine başladı. Topçu İzmir’de öğretmenliğinin henüz daha dördüncü yılında, Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan “Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi”ni yayınlamaya başlar. (1939) Denizli’den sonra İstanbul’a tayin edilen Topçu, Haydarpaşa Lisesi, Vefa Lisesi, Robert Koleji, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve İstanbul Lisesi’nde öğretmen iken yaş haddinden emekli olmuştur. Nurettin Topçu, Bergson’dan hareketle hazırlamış olduğu Sezgiciliğin Değeri isimli çalışmasıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent ünvanı almıştır. Milletimizin son dönemde yetiştirmiş olduğu önemli fikir ve aksiyon adamlarından biri olan Nurettin Topçu’nun hayatını, sık sık idealize ettiği mesuliyet duygusunun yoğun baskısı altında Anadolu’da Türk Milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak, münevver bir zümre meydana getirmeye çalışmıştır. Bu münevver kadroyla aklın saltanatını yönetimde, eğitimde, sanatta ve bilimde hâkim kılacak bir “Türk Rönesansı”nı gerçekleştirme çabası içerisinde olmuştur. Hayatı, bunun mücadelesi ile geçmiştir. Ahlâk alanında doktora yapmış olan Topçu, imanlı, ahlâklı debdebeden ve gösterişten uzak hayatı, doğru bildiğini söylemekten ve yaşamaktan çekinmeyen tavizsiz karakteri ile örnek bir şahsiyettir. Ömrünü her an büyük mahkemenin huzurundaymış gibi hesap vermeye hazır, hiçbir otoritenin etkisinde kalmaksızın milletinin meseleleriyle ve ahlâk dersi vermekle geçmiştir. Sınıfta, öğretmenler odasında, sokakta, camide, evde, konferans salonunda, kısacası hayatın her alanında ve her aşamasında… Kendisine maddenin ve servetin fethini değil, ruhların fethini gaye ettiği gibi, insanlara da onu hedef olarak göstermiştir. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan Topçu, hem Batı’yı çok iyi tahlil eden, gözlemleyen ve Batı düşüncesini bilen hem de ailesi ve muhiti dolayısıyla geleneksel yapı ve değerleri tanıyan, bilen ender düşünürlerden biridir. Birçok kaynaktan etkilenmiş olan Topçu’nun eserlerinde bu etkilerin izlerini görmek mümkündür. Başlıca Eserleri Yarınki Türkiye, İslam ve İnsan, Ahlak Nizamı, İradenin Davası, Mehmet Akif, Felsefe, Büyük Fetih, Devlet ve Demokrasi, Sosyoloji