Kültür ve Medeniyet

9,1/10  (16 Oy) · 
34 okunma  · 
25 beğeni  · 
1.044 gösterim
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin medeni varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü kamaştırdı. Aydınlar, Batı'nın yükselişindeki sırrı aramaya koyuldular ve bu araştırmayı yaparken farkında olmadan kendi iç dünyalarını Batı'nın içinde buldular. Birbiri ardısıra birkaç nesil "Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?", "Garplılaşma nasıl olmalı?" diye uzun zaman sayıkladılar. O nesilleri Batı taklitçiliğine, hem de ruhları duymadan sürükleyen kuvvet, başlangıç noktasında bağlandıkları aşağılık duygusu olmuştur. Bu duygunun kendi içimize aktıtığı zehir, bizi küçülttükçe küçülttü. Böyle bir içten yıkılış faciasının karşısına dikilen muhafazakar zümre, Batı taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya benzememek davasıydı. Milli varlığımız hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılapçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir davaya kendilerini kaptırırlarken, muhafazakarlar; eski hayat şekillerine sımsıkı bağlanmadı felah ümidi buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey, kendi milli kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde ortaya konmuş olan Anadolu müslüman Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının felsefesiyle, İslami ahlakıyle bir potada yoğurmak, davanın esasını teşkil ediyordu.
Sergen Özen 
 01 Haz 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir eleştiri türü diye ayırmak doğru olur bu kitap için. Metafizik, Ruh, Maneviyat, Maddi ve Manevi kalkınma, fikir ve İlim hemen her konu altında eleştiri var ve bu eleştiriler her yazarın dile getir(e)meyeceği türden. Nurettin Topçu kuşkusuz ki bu milletin kazandığı büyük fikir adamlarından bir tanesi. Sadece bu eserine bakarak görmek mümkün bunu. Topçu, makineleşmenin ve sanayileşmenin insan ruhunda getirdiği ayrışmayı; Kültürel kalkınmanın yanlışlığını; Çağında yaşayan ilim adamlarının, belirli zümrelerin insan doğasını nasıl yıprattığını anlatıyor. Aynı zamanda büyük haykırış var bu kitapta, bu haykırış insana, onu çepeçevre sarıp, boğan sanayileşmeye, menfaatlere, çıkarlara, sahte dostluklara, hayata, büyük yanlışlara, aşka, hırslara, ihtiraslara, emperyalistlere, Yanlış Garplılaşmanın doğurduğu sonuçlara, doğanın kıymetini bilemeyen, gözünü doyuramayan insana; bir sesleniş; bir serzeniş; bir öneri; nasıl adlandırılacaksa tam da yerini bulacaktır.
Paylaştığım alıntıların iki katını işaretlediğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Nurettin Topçu'nun bu eserini şiddetle tavsiye ediyorum.