Kültür ve MedeniyetNurettin Topçu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.364
Gösterim
Adı:
Kültür ve Medeniyet
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955519
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin medeni varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü kamaştırdı. Aydınlar, Batı'nın yükselişindeki sırrı aramaya koyuldular ve bu araştırmayı yaparken farkında olmadan kendi iç dünyalarını Batı'nın içinde buldular. Birbiri ardısıra birkaç nesil "Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?", "Garplılaşma nasıl olmalı?" diye uzun zaman sayıkladılar. O nesilleri Batı taklitçiliğine, hem de ruhları duymadan sürükleyen kuvvet, başlangıç noktasında bağlandıkları aşağılık duygusu olmuştur. Bu duygunun kendi içimize aktıtığı zehir, bizi küçülttükçe küçülttü. Böyle bir içten yıkılış faciasının karşısına dikilen muhafazakar zümre, Batı taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya benzememek davasıydı. Milli varlığımız hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılapçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir davaya kendilerini kaptırırlarken, muhafazakarlar; eski hayat şekillerine sımsıkı bağlanmadı felah ümidi buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey, kendi milli kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde ortaya konmuş olan Anadolu müslüman Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının felsefesiyle, İslami ahlakıyle bir potada yoğurmak, davanın esasını teşkil ediyordu.
Bir eleştiri türü diye ayırmak doğru olur bu kitap için. Metafizik, Ruh, Maneviyat, Maddi ve Manevi kalkınma, fikir ve İlim hemen her konu altında eleştiri var ve bu eleştiriler her yazarın dile getir(e)meyeceği türden. Nurettin Topçu kuşkusuz ki bu milletin kazandığı büyük fikir adamlarından bir tanesi. Sadece bu eserine bakarak görmek mümkün bunu. Topçu, makineleşmenin ve sanayileşmenin insan ruhunda getirdiği ayrışmayı; Kültürel kalkınmanın yanlışlığını; Çağında yaşayan ilim adamlarının, belirli zümrelerin insan doğasını nasıl yıprattığını anlatıyor. Aynı zamanda büyük haykırış var bu kitapta, bu haykırış insana, onu çepeçevre sarıp, boğan sanayileşmeye, menfaatlere, çıkarlara, sahte dostluklara, hayata, büyük yanlışlara, aşka, hırslara, ihtiraslara, emperyalistlere, Yanlış Garplılaşmanın doğurduğu sonuçlara, doğanın kıymetini bilemeyen, gözünü doyuramayan insana; bir sesleniş; bir serzeniş; bir öneri; nasıl adlandırılacaksa tam da yerini bulacaktır.
Paylaştığım alıntıların iki katını işaretlediğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Nurettin Topçu'nun bu eserini şiddetle tavsiye ediyorum.
nurettin topçu'nun okuduğum 2. kitabı kültür ve medeniyet ilk okuduğum kitap ''varolmak'' daha enfes idi. bu kitabı da dergilerde yazılan yazılarından oluşuyor. biraz yavaş gidiyor . ağır ağır okumak da lazım bu tür eserleri.
gelelim içeriğine: açıkçası eleştirilerden oluşuyor dili kelimeleri cümleler sizi büyülüyor.
batı medeniyetini eleştirdiği gibi doğunun ona olan koşusu. Batının ilham aldığı kaynakların farklı olduğunu, iman, inanç, kültür ve medeniyetin alglama biçimimizin ayrı olduğunu, batının makineleştirdiği dünyayı ...
batılaşma,taklidçilik; topçu kıyasıya eleştiriyor .felsefe din düşünce fikir hepsi bu eserde var.bir düşünür mütefekkir... açıkçası bana filozof gibi geldi.
okunması gerekenlerden ...
iyi yararlı çıkarımlar:)
Kitabın içeriğine baktığımda sıkılacağımı ve yazının akmayacağını düşünmüştüm, ama yanıldım. Kitap gayet akıcıydı. Kitabın müthiş bir önsözü var. Kitap bölüm bölüm yazılardan oluşuyor ve en çok beğendiğim bölüm üniversite ve üniversitenin mesuliyeti kısımları oldu. Üniversitede çalıştığım için ilgimi de çekmiş olabilir. Yazarın yazdığı dönemle günümüz arasında değişen bir şey olmamış.  Kültür ve medeniyet kitabında genel olarak da Türk milletinin ve Türkiye cumhuriyeti devletinin içinde bulunduğu gaflet halinin portresini çizerken bu gafletten kurtulma yollarını göstermiştir.
Nurettin Topçunun okuduğum ilk eseri. Kitabında kültürden teknolojiye, metafizik ten eğitim sistemine, inkılap tan ruh terbiyesine kadar geniş bir yelpazede fikir beyan etmiştir. Kitabı okurken birçok açıdan çok etkilendiğimi belirtmeliyim. Yaptığı yapıcı eleştirileri, zengin kelime hazinesi, güçlü anlatımı , olayları ele alırken aralara serpiştiriliren önemli dipnotlarını takdir ederek okudum. Maalesef günümüzde artık konuşulmayan hayati konuların, üstünde durmuş ve kendini defaatle tekrar edip okuyucuya ulaşmaya çalışmış. Geçtiğimiz yüzyılın en önemli mütefekkirlerinden birisi olduğunu ve okunması gerektiğini düşünüyorum.
Nurettin Topçu bence kıymeti bilinemeyen yazarlarımızdan.
Bu kitabinda anlattıklarını okuduğunuzda diyeceksiniz ki "hocam sen hangi senenin Tükiyesinden bahsediyorsun? Bi de bakacaksınız ki yazıları 1960 lı yıllarda yazmış ve diyeceksiniz ki hiç ders çıkarmamışız."

Ne diyor yazar "hiç ders alınsaydı eder miydi tarih tekerrür" velhasıl dili biraz ağırdır belki okumak istemeyebilirsiniz ama sizde benim gibi toplumsal sorunları ve olayları anlamaya, çözmeye kafa yoran bir insansanız okuyun derim. Ben çok ders çıkardım ve keyif aldım.
Nurettin Topçu... Okuduğum her eseri kim olduğumu, ne yapmam gerektiğini, niçin yapmam gerektiğini, yaptığım ve yapacağım her şeyin ben'de olduğunu, aslımı unutmadan yoluma devam etmem gerektiğini ve en önemlisi bunları "gerektiği" için değil içimde olanı dışa vurmanın gereği olarak hatırlatan, aklıma ve kalbime işleyerek yol gösteren, akıcı ve duru diliyle anlatan nadir insanlardan.. Saygı ve rahmetle anıyorum..
İlim o cemiyetin hayatına, damarlarımızdaki kan gibi yayılarak dağılacak ve benliğimizi idare edecek cevherdir........................................
Medeniyet ve kültür Üzerine yazılmış bir eleştiri kitabı , bir çok şey katıyor insana . Bu konu Hakkında hiçbir fikri olmayan bir insan bile bu kitabı okuduktan sonra medeniyet ve kültür üzerine bir alt tabaka oluşturabilir .
Hazreti İsa, zengin delikanlıya verdiği öğütte, "Git bütün varını sat ve fakirlere dağıt!" demekle fakirleri değil, zenginliğin çürüttüğü delikanlının ruhunu düşünüyordu. Biz, kazanç hırsıyla çürüyen, hem de çürüdüğünü bilemeyen ruhları düşünmeye mecburuz
Komünizm demek ister ki, herkes kendini inkar etsin; biz bundan bir ideal çıkaracağız.
Bugün içimizde yapmak, yaratmak, yaşatmak ideali nedir bilmeyerek, sırf kazanmak, apartman, otomobil sahibi olmak için yaşayanlar çoğalmaktadır. Medeniyet, satın alınır zannettik, elbiseyi aldık, insanı göremedik bile ve hazır aldığımız bu teknik, sahibi tarafından kullanılamayan, sahibine yabancı bir gizli el tarafından sahibinin hesabına ve onun varlığında kullanılan bir bıçak gibi, benliğimizde derin yaralar açtı. Biz ağacı yetiştirmeden meyvesini toplamaktan zevk aldık. Hakikat aşkını duymuş nesiller yetiştirmeden, insan hayatının değerine dair bir cümle öğretmeden, ilmin meyveleri olan, hakikatin yemişleri olan teknik vasıtaları memlekete doldurduk. Netice ne oldu? Memleketin büyük kütlesi adeta mağara devrinin hayatını yaşarken, iki şehir teknik harmanı haline getirildi. Üniversitelerine dünyanın her tarafından mütehassıslar getirilen milletin genç nesilleri bünyesiz, çelimsiz ve öksürüklü bir hale geldi. Avrupa ve Amerika'nın üniversiteleriyle kendi üniversitelerinden şu son devirde binlerce mühendis çıkarmış olan bir millet, kendi yolsuz yurdunda kuşlar gibi uçmak ihtiyacındadır.
Yeryüzünde ruhları selamete ulaştıranların ilk hareketi putları devirmek olmuştur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kültür ve Medeniyet
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955519
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin medeni varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü kamaştırdı. Aydınlar, Batı'nın yükselişindeki sırrı aramaya koyuldular ve bu araştırmayı yaparken farkında olmadan kendi iç dünyalarını Batı'nın içinde buldular. Birbiri ardısıra birkaç nesil "Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?", "Garplılaşma nasıl olmalı?" diye uzun zaman sayıkladılar. O nesilleri Batı taklitçiliğine, hem de ruhları duymadan sürükleyen kuvvet, başlangıç noktasında bağlandıkları aşağılık duygusu olmuştur. Bu duygunun kendi içimize aktıtığı zehir, bizi küçülttükçe küçülttü. Böyle bir içten yıkılış faciasının karşısına dikilen muhafazakar zümre, Batı taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya benzememek davasıydı. Milli varlığımız hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılapçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir davaya kendilerini kaptırırlarken, muhafazakarlar; eski hayat şekillerine sımsıkı bağlanmadı felah ümidi buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey, kendi milli kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde ortaya konmuş olan Anadolu müslüman Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının felsefesiyle, İslami ahlakıyle bir potada yoğurmak, davanın esasını teşkil ediyordu.

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • Rayzâ Han
  • Halil İbrahim
  • Aydolu
  • Cuma Ergüzel
  • Ramazan Çoban
  • Abdullah Emin KOÇ
  • Gül
  • Cumali Subaşı
  • Kitabist
  • Merve

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%12.5
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.5
Erkek
%58.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.3 (5)
9
%42.1 (8)
8
%26.3 (5)
7
%5.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0