Yaklaşık bir buçuk sene önce ilkokul öğretmenim, bir arkadaşım aracılığıyla ulaşmıştı bana. Yirmi bir yıl evvel yazdığım bir mektupla karşılaşmış eşyalarının arasında. Mektupta öğretmenimin saçlarına düşen akların derdine düşmüş, ona olan sevgimi çocuk saflığıyla dökmüşüm ortaya. Kızıyla beraber okuyup duygulanmışlar ve mektubumu her zaman görebileceği bir yere koymuş. Sonra, “Ben Rumeysa’ma ulaşacağım.” demiş ve beni bulmuş bambaşka şehirlerde oluşumuza aldırmadan…
Ben yıllar yılı dağ olan hasretle, bir mesaj kadar kolay olsa da ona ulaşmayı beceremezken çocukluğumun yazdığı mektup, öğretmenimi telefonuma kadar getirmişti. İçtenlikle hasret gidermiştik o akşam iki telefonun baş ucunda. Hiçbir hâlini unutmadığım gibi, ona masum ve tertemiz yaklaştığım hiçbir ayrıntıyı unutmamış pamuk kadın…
Arada yıllar, yollar olsa da onu incitmekten hâlâ çocukluğum kadar korkuyor, ayrı düştüğüm ilk günkü kadar özlüyorum onu.
Şükür ki teknolojisi gelişememiş zamanların vicdanı gelişmiş çocuklarıymışız…