Giriş Yap

Salâh Birsel

Yazar
Çevirmen
7.7
701 Kişi
Unvan
Türk Şair, Deneme Yazarı, Çevirmen
Doğum
Bandırma, Balıkesir, Türkiye, 1919
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 10 Mart 1999
Yaşamı
Salâh Birsel, 1919'da Balıkesir'de doğdu. İlk şiiri 1937'de Gündüz dergisinde çıktı. Günlüklerini 1950'de Beş Sanat dergisinde yayımlamaya başladı. Türk şiirinde özgün bir yer edinen Birsel daha çok aklın ve zekânın egemenliğini ön planda tutan, şairanelikten uzak, yergici şiirlere ağırlık verdi. Asıl ününü 1970'den sonra yayımladığı 1001 Gece Denemeleri ve Salâh Bey Tarihi olarak adlandırdığı dizi kitapları ve günlükleriyle elde etti. Şair ve deneme yazarı Salâh Birsel 1999'da vefat etmiştir.

İncelemeler

Tümünü Gör
93 syf.
Birsel'in overlok makinesi ayağınıza geldi:)
'Kendi kendine konuşana deli derler' diyenlere araştırmacılar: "Hadi oradan onlara akıllı derler" diyorlar. Bebeklerin çıkardığı garala gurala sesler, çocukların aynı kelimeleri tekrar etmeleri, oyuncaklarıyla konuşmaları hem öğrenme hem de öğrendiklerini pekiştirme yöntemi. Ya yetişkenler? kendi kendilerine konuşmaları hatırlamaya, zihni odaklayıp, zihindeki karmaşayı organize etmeye yarıyor. Düşünmeyle gelen konuşma ve işitme bilgilerinizi daha sağlam yere oturmasını sağlıyor. Psikolojik faydalarını da es geçmemek lâzım... Neyse kitaba gelirsem hepimiz burada kitap okuyoruz; kaçımız sesli okuma yapıyor, ya da kaçımız eserler, yazarlar hakkında sesli konuşmalar yapıp karşılaştırıp, çarpıştırıp aklımızda kalıcı hale getiriyoruz? Bir konu alalım: "titizlik". Buna örnek yazar tutuşturalım. Gürpınar ve Proust. Biri eldivensiz kapı kolu açmaz, diğeri eldivensiz tokalaşmaz. Biri yemek davetine kendi yemeğini götürür, diğeri yemek davetinde yemek yemez titizliğinden :) Bunları tam tersi de var: Balzac. Yıkanmaktan hoşlanmaz, tırnaklarının içi pislik içinde gezer, yaydığı kokudan dolayı tokalaşılmak istenmez :) Birsel de tam verdiğim bu örneklerdeki gibi yazmaya başlıyor. Bir konu ya da bir kelimeyi ortaya koyup örneği, alıntısı derken enfes denemeler çıkarıyor. Kendi kendine konuşup bir yandan da yazarak pekiştiriyor bütün bildiklerini. Çoğu zaman da eserlerinde benzer örnekler görerek unutmamaya çalıştığını anlıyorsunuz.
André Gide
Nurullah Ataç
bu taktiği kullananlardan. Aslında okuduklarımızı unutmamak adına, yazarları kafamızda canlanan bir karakter haline getirmek için iyi bir yol. Alın karşınıza iki depresif ya da komedici yazarı başlayın muhabbete; karakterleri, eserleri, ilişkileri hakkında. Başka yazarlar oturtun sonra zıt görüşlü. Sonra Allah muhabbetinizi arttırsın ne diyeyim :) Eserin içeriğine dair tüyolar vermeyeceğim bu sefer. Birsel'in bu eseri de overlok makinesi niteliğinde. Edebi, tarihi, sanatsal noksanlıklarınıza overlok çekilir. Bir saatte okunur, hemen zihninize teslim edilir :) Sıkmaz, bunaltmaz, vızır vızır okunur ve tavsiye olunur.
Kendimle Konuşmalar
7.9/10 · 32 okunma
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
120 syf.
Sevgili 1000kitap, Çok uzun zaman önce mektup almanın ve yazmanın hasretiyle sana mektup yazarak bu hasretimi dindirmek istedim. Her ne kadar dijital olsa da... Sahi sen, en son ne zaman mektup aldın? Hep şikayet metinleri değil mi? Genazino'nun dediği gibi; "İnsanların ustalıkları yakınmak ve uyarmaktır." Sen aldırma. Duyduğum kadarıyla iyiymişsin. Beni de soracak olursan iç güveysinden halliceyim. Salâh'la tanıştığımdan beri hep onunla vakit geçirmesem de, onun tavsiyeleri ve onun birikimleriyle vakit geçiriyorum. Bu hafta yine Salâh'ı gördüm, sana selamı var; şu okuma önerilerine az biraz da benim adımı koysun, konuşursan söyle, dedi. Sonra mektuplardan açıldı sohbet. Ne kadar çok mektup almış, ne kadar çok mektup yazmış. Aşka tanıklık etmeyen dosttan gelen mektuplar da güzelmiş. "Merhaba, Selam / Nasılsın / Aynı, iyidir, koşuşturmaca devam/ tamam ben de öptüm, sen de öptün alladı şappak, yalapşap sosyal medya mesajlarına bakılırsa bu uzun uzun dost mektupları özendirdi. Şuan yine anladım da yazmak rahatlatıyor sanırım. Bir çeşit terapi gibi... Dostuna ya burun direğin sızlaya sızlaya ya da mutluluğun binbir mimiğinin buluştuğu o yüzle iç silkmece, ruh havalandırmaca, dilin tozunu çırpmaca gibi.. Neyse çenem düştü benim. Şu mektuplardan konu açtık dedik ya; bana bir inceleme yaz, dedi, Geceyarısı Mektupları için. Ben de sana bu mektupla ufak tanıtım yazımı iliştireyim, fikrini alayım istedim. "Salâh'ın bu eseri dostlarından, edebiyat eleştirmenlerinden, dergi editörlerinden aldığı mektuplardan oluşuyor. Ufak kupleler dışında çok aman aman edebi bir kalem dökümü beklenmemeli. Eğer ki bir hayranlığınız yoksa başka bir eserine öncelik tanıyınız. Ben tuzlu kahveyi yüz ekşitmeden içen damat gibi keyifle okudum :)" Nasıl olmuş sence? Salâh, görünce ne der bilmiyorum. Ama onu seviyorum. Yine bir dijital sayfada buluşmak üzere, hoşçakal 1000kitap!
Geceyarısı Mektupları
8.7/10 · 21 okunma
·
6 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42