Rumeysa Bal

📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir Tatlı Huzurun Sonu…
Puan vermedi·392 syf.··
2025 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 01:40
“Yıktık perdeyi eyledik vîran Varayım sahibine haber vereyim heman” diye bitirirken Hacivât, yüzyıllar sonra ramazanın böylesine boynu bükük gideceğini hissetmiş midir sizce? Bir ramazanı daha bayramıyla kucaklaştıracakken bu visâlin eski coşkusunu taşımadığını bir kez daha anlıyorsunuz bu kitapla. Kelâm-ı kadimle müjdelendiğimiz bu mübarek gecede, geride bıraktığımız her ramazan ayının çehresini biraz daha hüzne boğuyoruz sanki. Pekiyi, neden ramazanın sevinci eskidi? Hurma dalları yakılarak aydınlatılan mescitler, hicretin dokuzuncu yılında Müslüman olmak isteyen bir Yemenli Hristiyan’ın Peygamber Efendimiz’e (sav) hediye ettiği kandillerle ilk kez bambaşka bir ışıkla doldu. Sultan 1. Ahmet’in fikriyle ise ramazan aylarını bu kandilleri kullanarak aydınlatma geleneğine başlamış olduk. Mahyâlar özenle asılır, Kadir Gecesi minareler bembeyaz kaftanlarla giydirilir, semaya yönelecek avuçlara rehber olunurdu. Sultanlar o gece çoğunlukla Ayasofya’ya gider, Kadir alayı düzenlenerek gökyüzüne fişekler salınırdı. Sarayda “huzur dersi” adı altında bir meclis kurulur, Kuran-ı Kerim tefsiri ve sohbetler yapılırdı. Devlet ricâli tüm çalışanlara iftar verir hatta davetsiz ve kimsesiz yoksullar için ayrıca sofralar hazırlanırdı. Ramazan ayının ilk günü devlet daireleri tatil edilir, diğer günler de tüm memurlar gelmeyerek nöbetleşe çalışırlardı. Teravih namazları büyük bir şevkle kılınır, son dört rekatı muhakkak Itrî’nin hediyesi olan Âcemaşiran makamıyla edâ edilirdi. Diş kiraları aksatılmaz, zimem defterleri zenginlerin hatırından hiç çıkmazdı. Karagöz ve Hacivat, meddahlar, orta oyunları, hokkabazlar, kuklalar sokaklardan eksik olmayıp Ramazan davulcularının şen mânileri sahuru dört gözle beklerken uykuya dalmış çocukları uykudan anında koparırdı. Bayram günü bayram alayıyla
Dersaadet'te Ramazan AkşamlarıDursun Gürlek · Timaş Yayınları · 201866 okunma
Rumeysa Bal
Teşekkür ediyorum. Ben de “Karınca Huzura Varınca” ve “Kültür Dünyamızdan Manzaralar” kitaplarını okumuştum. Sonra ramazanla ilgili bir kitap okumak isteyince bu konuyu hakkıyla Dursun Gürlek anlatır dedim. Yanılmamışım.☺️
Pembiş tarih ders kitapları kitapları ((:
Türkiye Ermeni katliamını daima inkâr etmiştir ( bununla birlikte "Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında Ermenilerin misilleme olarak katlettikleri" Türkler, okul kitaplarında önemli bir yer işgal eder). Eski Ermeni göreneklerinden kalan her türlü belirtinin( birkaç ortaçağ kilisesi dışında) özenle gizlenmesi, tahrip edilmesi ya da değiştirilmesi, daha ileri düzeydeki ifadesini güçlü bir Ermeni karşıtı duyguda bulan kolektif bir suçluluk duygusunun varlığını gösterir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Rumeysa Bal
Ermeni başkan tarihte Ermeni soykırımı diye bir şey olmadığını itiraf ederken sizin kuyruk acınız ne olacak peki?
Instagram’a erişim engeli geleli henüz birkaç saat oldu ama ülkenin yarısından fazlası şimdiden bunalıma girdi. Günü reels izlemekle geçirenler bugün gerçek yaşama döndüler. Sorgulamamız gereken çok sayıda zaaf, ulaşmamız gereken çok sayıda gerçek var.
1000Kitap
Lotuscicegi03 isimli okura yanıt verildi
Rumeysa Bal
Ve herkes diğer uygulamalarda teselli bulma çabasında. Kimsenin günü teknoloji dışında tutmaya niyeti yok. :)
Sayın Rumeysa Bal hocam Cevap vermeme fırsat bulamadan kısıtlama getirdiğiniz için bu şekilde yazmak zorunda kaldım. Hoşgörü ve anlayışınız için teşekkür ederim. Yanlış bir hisse kapılmışsınız sayın hocam. Maksadım diyalogdu, asla kişisel saldırı ya da iması değildi. Filistin hassasiyetim çok yoğun olduğu için üslubum biraz eleştireldir, bu sizi böyle düşündürdü sanırım. Sözlerim şahsınıza karşı değildir diye belirtmiştim ama siz maalesef böyle algılamışsınız. Yazılarımı okursanız böyle bir derdimin olmadığını kolaylıkla görebilirsiniz. Cümlelerinize konu başlıklarına göre tek tek cevap vermeye çalışayım: Değil İran derin devletini, İran devletini bile detaylı şekilde incelemiş, hakkında görüş sahibi olmuş bir insan değilim. Dahası kendi devletim ve Filistin hariç, hiçbir devlet hakkında yanlı tutum sahibi değilim, olmam da. Adı üstünde, bu bir suikast. Ajanlar eliyle gizlilikle ve sinsilikle yapılır. İran'da değil, ülkemizde de yapılabilirdi. Planlayanların yeni bir dünya savaşı çıkarması gayesiyle, en uygun aktörler (ki bu aktör başkanımız Erdoğan'ın İsraile gireriz şeklindeki sert cümlelerine rağmen, şimdilik ülkemiz değil) üzerinden icraata geçirmesi gayet normal. Onlar kadar bizim de gizli servislerimiz var. Kim kiminle işbirliği yapmış, bir Müslüman liderin infazına karar vermiş biz bilemeyiz. Söylemek istediğim altın tepside sunulan bilgiye şüpheyle mi yaklaşmalıyız, yoksa şüphe etmeden kabul mü etmeliyiz? Sonuçta, ortada acı bir şehadet olmasına rağmen, bu bir strateji savaşı... Kusmak tabiri bayağı ağır olmuş. Sanırım hala kişisel algılıyorsunuz sözlerimi. Ülkemizin siyasi geçmişine bakarsanız, içimizde Türk görünümlü müsta'riblerin, pkk ya karşı verdiğimiz mücadelede israil heronlarıyla askerimizi zayıf düşürdüklerini görürsünüz. Bu sözlerimi nasıl

Rumeysa Bal

@RumeysaC
·
İsmail Haniye, Tahran’da şehit oldu. Hani İsrail’le saldırmacılık oynayan İran’ın başkenti Tahran’da. İran derin devleti kendi devlet adamını korumadı, Filistin direnişçisini mi koruyacaktı! Şu bir gerçek ki İran ve İsrail çürük yumurtanın beyazı ile sarısı. Rol icabı vuruşmaları, masa altı anlaşmalarını gizleyemiyor. İsrail-İran plânıyla şehit edilen İsmail Haniye’ye rahmetle...
Filistin
Rumeysa Bal isimli okura yanıt verildi
Rumeysa Bal
Bülent Kaya Kelimeler vurgu, tonlama ve beden diliyle bir araya geldiğinde vücuda bürünürler. Yazı dilinde ise ön yargı, şüphe, tahmin hepsi birbirini kovalar. Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemli klişesi gibi. Aslında ben sizin saldırgan üslûbunuza karşılık “savungan” bir üslubum olduğunu düşünüyorum. Öyle ki öfke kırıntısı olmadan yazıyorum ama siz öfkeli olduğumu düşünüyorsunuz. İşte bunlar yazı dilinde oluşan handikaplar. Bahsettiğim şey bu. Benim İran’ı eleştirmem, Türkiye’yi eleştirmemem sorun teşkil etti sizin için. Bu rahatsızlığınızı veya düşüncelerinizi ziyadesiyle keskin ve bana göre fazla “sivri” bir üslupla ifade ettiniz. Öfkeyi daha çok sizin yazdıklarınızda okudum açıkçası. Ardından da sizi tahkir edecek bir söz ettiğimi düşünmüyorum. İtham; “suç yükleme, suçlama” anlamlarına geliyorsa ilk yorumunuzu bu minvalde tekrar okumanızı rica ederim. “Heronlarla asker şehit ettirme” özeleştiri mi oluyor? Belge, kanıt göremiyorken kime göre özeleştiri? İran’a dair düşüncelerime karşı çıkacak birileri varsa İran ile ilgili derin bilgi, haber sahibi olan kişiler ya da iç yüzü açıklayabilecek İran vatandaşlarıdır. Siz düşüncenizi belirtmişsiniz amennâ ama aynı vakarı ülkemiz için takındığınızı görmek isterim. Hassasiyetinizin seviyesini çok yüksek olarak tanımlıyorsunuz, dolayısıyla sert üslûba büründüğünüzü kabul ediyorsunuz ancak buna karşılık olarak benim de üslubumu sertleştirebileceğimi neden kabullenmiyorsunuz? :) Boykotu boş iş olarak görmüyorum, markaları özelliklerine göre sınıflandırarak boykot etmeyi boş iş olarak görüyorum önceden de belirttiğim gibi. Ben sizden “kişisel” anlamda nahoş bir yaklaşım algılamadım, ülkemize dair yaklaşımınızı doğru bulmadığım ve paylaştığım iletiyle alakalı olmadığını düşündüğüm yorumunuz hasebiyle üslubumu katı tuttum. Bir önceki yorumumda da söylediğim gibi, yazı dili aracılığı yanlış anlamama sebep olmuş olabilir. İlgi alanlarımız, profil özelliklerimize dair bir yorum yapmayacağım. Yanılttım veya yanıldınız, kişi kendini bildikten sonra çok da mühim değil. Tekrar anlayışınız için teşekkür ederim. Eyvallah…