Rumeysa Bal

Bir Tatlı Huzurun Sonu…
Puan vermedi·392 syf.··
2025 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 01:40
“Yıktık perdeyi eyledik vîran Varayım sahibine haber vereyim heman” diye bitirirken Hacivât, yüzyıllar sonra ramazanın böylesine boynu bükük gideceğini hissetmiş midir sizce? Bir ramazanı daha bayramıyla kucaklaştıracakken bu visâlin eski coşkusunu taşımadığını bir kez daha anlıyorsunuz bu kitapla. Kelâm-ı kadimle müjdelendiğimiz bu mübarek gecede, geride bıraktığımız her ramazan ayının çehresini biraz daha hüzne boğuyoruz sanki. Pekiyi, neden ramazanın sevinci eskidi? Hurma dalları yakılarak aydınlatılan mescitler, hicretin dokuzuncu yılında Müslüman olmak isteyen bir Yemenli Hristiyan’ın Peygamber Efendimiz’e (sav) hediye ettiği kandillerle ilk kez bambaşka bir ışıkla doldu. Sultan 1. Ahmet’in fikriyle ise ramazan aylarını bu kandilleri kullanarak aydınlatma geleneğine başlamış olduk. Mahyâlar özenle asılır, Kadir Gecesi minareler bembeyaz kaftanlarla giydirilir, semaya yönelecek avuçlara rehber olunurdu. Sultanlar o gece çoğunlukla Ayasofya’ya gider, Kadir alayı düzenlenerek gökyüzüne fişekler salınırdı. Sarayda “huzur dersi” adı altında bir meclis kurulur, Kuran-ı Kerim tefsiri ve sohbetler yapılırdı. Devlet ricâli tüm çalışanlara iftar verir hatta davetsiz ve kimsesiz yoksullar için ayrıca sofralar hazırlanırdı. Ramazan ayının ilk günü devlet daireleri tatil edilir, diğer günler de tüm memurlar gelmeyerek nöbetleşe çalışırlardı. Teravih namazları büyük bir şevkle kılınır, son dört rekatı muhakkak Itrî’nin hediyesi olan Âcemaşiran makamıyla edâ edilirdi. Diş kiraları aksatılmaz, zimem defterleri zenginlerin hatırından hiç çıkmazdı. Karagöz ve Hacivat, meddahlar, orta oyunları, hokkabazlar, kuklalar sokaklardan eksik olmayıp Ramazan davulcularının şen mânileri sahuru dört gözle beklerken uykuya dalmış çocukları uykudan anında koparırdı. Bayram günü bayram alayıyla
Dersaadet'te Ramazan AkşamlarıDursun Gürlek · Timaş Yayınları · 201866 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir Deterministin İrade Güncellemesi
Puan vermedi·346 syf.··
2025 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 01:40
Fransız deneysel psikolojisinin babası Ribot’un mağrur başa kristal taç edilip Henry Bergson ve Gazali’nin eli belinde işlemeli halı niyetine yere serildiği bu eserin akıcılığından ve üslubundan alacağınız keyfin kefiliyim. Determinizmin metafiziği işgalini okumak isteyenlere kılavuz niteliğinde yazılmış bir kitap. Dante’nin İbn-i Rüşd determinizmine kinlenip çileden çıktığı “İlahi Komedya” bir yana, determinizmi özümseten en iyi metinlerden birisi kanımca. İradeye uzanan yollar ışığında sebepsiz bir âlemin yokluğunu ve sezgisel bir bilginin psikolojideki yersizliğini eleştirerek okuyorsunuz. Eleştirerek diyorum çünkü bu keskin ve kılıç kuşanmış üslubu ne kadar zevkle okusam da sezginin varlığına fırsat tanımaktan vazgeçmiş değilim hâlâ… İrade, tembellik, eğitim, öğrencilik, karakter kavramlarının irade terbiyesiyle, yani kişinin kendi benliği üzerindeki hakimiyetiyle güçleneceğini güncel olay ve kişilerden verilen örneklerle, “İşte! Tam olarak bu!” diyerek okuyorsunuz. Düşüncenin tek başına bir geçerliliğinin olmadığını, düşüncelerin; duyguların bize hâkim olmadan bizim onların üzerindeki hakimiyetimizle eyleme dönüşeceğini sayısız tekrarla anlıyorsunuz. Duyguyu merkeze alan ödül ve ceza mekanizmasının paslı çarklarının disiplin havuzunda yundurularak özümsetilmesini şart koşan bir üslubun öğrencisi oluyorsunuz. Kitapta geçen şu satırı, iradeyi terbiye edecek motto olarak göstermek yanlış olmaz: “Gerekli kaslara akan ve alışkanlık olarak yapılan eylemlere dönüşen şey bizim yaşam gücümüzdür!” İsteklerimizin hakikat olabileceğine inanmadan yola revân olamayacağımız açık… Dilerim ki bu kitabı eğitim camiasına gönülden emek veren öğretmen arkadaşlarım ve velilerim şevkle okur…
İrade TerbiyesiJules Payot · İndigo Kitap · 202138,5bin okunma
Kitaplar cümlelerden oluşmak zorunda mı?
Puan vermedi
Çocuklar yazarın hayâl gücünden akıp sadece yazarın yaratıcılığıyla dolmuş bir nehirde mi yüzmeli? Elbette kitaplar cümlelere muhtaç değil, çocuklar tabii ki kendi hayâl güçlerinin kaynaklığıyla ve kendi yaratıcılıklarıyla bir nehir oluşturabilir. Kitaplarda yer alan görseller çocuklar için, özellikle okul öncesi çağda bulunan çocuklar için içerikten daha önemli. Çocuk kitabı eline alıp incelemeli, kapağında bulunan görseli beğenip kitabın diğer sayfalarında yer alan görselleri merak ederek ilerlemeli, görselleri baştan sona olay akışı hakkında tahminde bulunarak ilişkilendirmeli. Hatta bazen kitap olmasa bile bizzât çizip kendi görselini kendi yorumlamalı... Bu becerilere yönelip, çocuğunuzun okul öncesi dönemden itibaren görseller arası ilişki kurma, görsel okuma ve yorumlama, görsellerden bir olay akışı kurup metin oluşturma kabiliyetlerinin güçlenmesini istiyorsanız onu mutlaka sessiz kitaplara yönlendirmelisiniz. Gördüğü resim ve karakterler eşliğinde kendi oluşturduğu bir metnin varlığı çocuğun özgüvenini arttırarak hem yeni kitaplar okuma hem de kendi metinlerini oluşturma motivasyonunu kuvvetlendirecektir. Her şeyden önce çocuğunuza, kitap seçme noktasında kendi zevklerini ve isteklerini ifade edebileceği zamana kadar bir hediye kütüphane oluşturun. Daha bebek deyip kesinlikle sadece oyuncaklarla baş başa bırakmayın. Kitabı eline verin. İncelesin, yırtsın, koklasın, ağzına almaya çalışsın... Ne kadar duyu, o kadar kalıcılık demek. Söz konusu sessiz kitaba gelirsek, kitabın ana karakteri aslında bir elma ağacı. Bu elma ağacı panda, geyik, kurbağa, tavşan gibi çok sayıda hayvanın rüyasını süsleyen dolgun, kırmızı elmalarla dolu. Hepsi bir sürü plânla elmaları mideye indirmek istiyor ama ne kadar denedilerse bir türlü başarılı olamıyorlar. Anlaşılan bu
1000Kitap
Elmaları Nasıl Toplarsın?Mavisel Yener · Redhouse Kidz Yayınları · 201925 okunma
Arsa Çocuklarından Ekran Çocuklarına...
8/10
·235 syf.··
2024 5. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2024 01:51
Çocuk odaları ve sınıflar tabandan tavana kadar meşhur oyuncak markalarının neferleriyle döşeliyken; mızraklarını, kum bombalarını, kalelerini kendi yapan çocuklardan bahsetsem çocuklarımıza... Ya da uykudan gözünü açıp yüzünü yıkamadan tablete koşan, kahvaltısını telefon ekranı olmadan yapamayanlara çelik çomaktan, bilyelerden söz etsem... Bugün savaşı Filistin, Doğu Türkistan başta olmak üzere zulüm ve haysiyetsizlikle mücadele eden insanları göstererek öğrettiğimiz yavrularımıza; boş bir arsayı vatan bilip her heyecanı, coşkuyu, küslüğü, kahramanlığı yaşadıkları yer için çocukça ama mertçe savaşan çocukları anlatarak öğretsem... Ve arkadaşlığın, dostluğun içtenliğini, aynı macunu kurumasın diye sırayla çiğneyen çocukları tüm saflığıyla, cesaretiyle ve iradesiyle anlatabilsem... Hiçbirini yapamam; bahsetsem, söz etsem, öğretsem, anlatsam da inandıramam. Zira vaktiyle en somut hâliyle duyumsadığımız şeyler en soyut hâliyle yanı başımızda artık. Hakkında çok şarkı mırıldanıp defalarca dolu gözlerle anabiliriz çocukluğumuzu. Ama bana aynı kızarık gözlerle okuyup son sayfasını kapattığım bir "çocukluk" kitabı sorsalar yalnızca "Pál Sokağı Çocukları" derim. Hem çocuk hem yetişkin için okuyunuz, okutunuz...
Edebiyat
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,3bin okunma
Ritimli Biyoloji = Sosyal Sağlık
Puan vermedi·224 syf.··
2024 4. kitabı
"Çocukken haftalar bana asırdı, Derken saat oldu, derken saniye..." Necip Fazıl'ın anlatımıyla zihnimizde ufalanıp duran "zaman" algısına yönelik bir kitap arıyordum uzun zamandır. Araştırmalarımın neticesinde işin derinliğini öğrenmeye fırsat veren bu kitapla karşılaştım. Kitap dört bölümden oluşuyor. İçeriği psikolojik terimlerle harmanlanmış ancak anlatıcı diyor ki hemen panik yapma, uygun bir dille bilgilendireceğim. :) Ritim, saat, takvim... Kitabın anahtar sözcükleri olma niteliğini bu sihirli sözcükler paylaşıyor. Okudukça "Aa, gerçekten de öyle!" diyeceğiniz cümlelerden bolca mevcut. Saat ve takvim kavramlarının ortaya çıkışı ilgi çekici bir üslupla anlatılmış. Bilhassa Gregoryen takviminin keşfi ilgimi fazlasıyla çekti. Zamanın belirlenmesi noktasındaki isteğin miktarını, dini inanışlar perçinlemiş. Bayram ve ibadet vakitleri önemsendiği için saat kavramı açığa çıkarılmış. Normalde gerçek güneş yılı takvimi 365 gün 6 saatten 11 dakika kısaymış. Asırlar boyunca biriken bu dakikalardan dolayı Paskalya Bayramı yanlış zamana denk düşmüş. Bundan dolayı Gregoryen takvimi ilk olarak 4 Ekim'den 15 Ekim'e atlanarak başlamış. (Gregor adlı Papa'nın zamanı bu şekilde belirlemesinden dolayı takvim bu ismi almış.) Böylelikle Paskalya doğru vakitte, 21 Mart'tan sonraki ilk pazar günü, kutlanmış... Kitabın asıl çağrısı da şu: Biyolojik ve sosyal ritminizi uyumlu hale getirin, sosyal ritminizi biyolojik ritminize göre ayarlayın. Karanlık ve doğal ışığın bedenimizdeki mucizevi faydalarını ilk kez böylesine derin okuyorum. Başınızdaki gece lambalarından ve abajurlardan kurtulmaya bakın... Melatonin hormonu gibi doğal devânın, karanlıkta salgılanan büyülü şifanın bedavalığı gerçekten büyük bir lütuf. Gerginliğimizin ve bunalımlarımızın en büyük nedeni sosyal ritmimizi
1000Kitap
Sosyal JetlagYavuz Selvi · İndie Yayınları · 2019384 okunma