Maddi ürünleri boykot etmek zahiri bir harekettir ve nispeten kolaydır ama zihniyet ve kültür düzeyindeki batıni asimilasyona karşı durmak çok daha büyük bir farkındalık gerektirir.
İslam'da temizlik imandandır!
Bu imani harekette sadece fiziksel temizlik değil, idrak temizliği de söz konusudur ve idraki temizlik fiziki temizlikten daha önemlidir.
Kültürel Hijyenimiz ve "İdrak" temizliğimiz de boykot düşüncemizin ve hareketimizin temel prensiplerinden olmalıdır.
Boykot sadece cebimizdeki paranın hangi yiyeceğe, hangi içeceğe ya da hangi deterjana kısaca nereye gittiğiyle ilgili değil, daha çok vaktimizin ve zihnimizin neyle beslendiğiyle ve meşgul olduğuyla ilgilidir.
siyoniZmin, insanlığın ortak vicdanına aykırı "sanat", ''spor'', ''modern yaşam'', ''insan hakları'', ''kadın hakları'', ''hayvan hakları'' veya "popüler kültür" adı altında süsleyip sunduğu fikirlerini, zehirli içeriklerini tüketmek, aslında o düşünce yapısına onay vermektir. Zihinlerimiz ve bilinçlerimiz, siyoNizmin süslü ve sinsi ''-izmlerinin'' ve ideolojilerin oyun sahası haline gelirse, kahveyi içmemek veya deterjan markasını değiştirmek sadece yüzeysel bir makyaj olarak kalır.
siyonisTlerin, "Süslü ve Sinsi" asimilasyon faaliyetleri bugün tüm dünyada tüm toplumlara bilinçli bir şekilde empoze ediliyor...
Modern dünyada asimilasyon kılıçla, topla veya tüfekle değil; ekranlarla, şarkı sözleriyle, filmlerde süslü karakterlerle ve onların eğlence dolu, şaşalı "yaşam tarzı" vaatleriyle yapılıyor. Toplumlarımızın yeni nesilleri kendi değerlerinden utanır hale getiriliyor ve "modernlik" maskesi altında köksüzleştiriliyor.
Yani, karşı karşıya olduğumuz tehlike, fiziksel ürünler ve markalar değil, o markaların ardındaki fikirlerdir.
Parayla satın almak değil, gönüllü almak ve benimsemek en büyük