Üstad Bediüzzaman bu Risale 'de Dünya' nın nasıl oluştuğunu ve neden Allah 'ın yarattığını, meydana getirebilecek seçenekleri ele alarak, akıl almayan seçenekleri çürüterek, Allah' ın yarattığını ispat ediyor.
Nedir bu seçenekler?
1.Sebepler bu şeyi icat etmiş.
2.Kendi kendine meydana geliyor, oluyor, bitiyor
3.Tabiidir,tabiat gerektirdiği için icad oluyor.
4.Bir Yaratıcı yaratmış.
Aklı başından gitmiş filozoflara tokat gibi cevaplar bulunan, aynı zamanda her müslümanın okuması lazım gelen değerli bir eser.
Hayırlı okumalar...
Materyalistler bir başka deyişle tabiata tapanlar yani doğanın kendi kendine oluştuğuna inananlar veya iman etmiş ama kafasında soru işaretleri bulunanlar ya da kendini geliştirmek isteyen Müslüman kardeşlerim için 2+2 dört edercesine açık ve ikna edici cevaplar bulunduran bir kitap.
Mutlaka ve mutlaka okumanızı isterim.
"Bu risalenin sebeb-i te'lifi; gayet mütecavizane ve gayet çirkin bir tarz ile hakaik-i imaniyeyi tezyif edip, bozulmuş aklı yetişmediği şeye hurafe deyip, dinsizliği tabiata bağlayarak,
Allah’ın varlığına inanmayan arkadaşlara okunacak en uygun risalelerden biri. Hakeza Müminlerin imanınıda arttıran bir eser. Okunmalı okutulmalı. Küfrün belini kıran bir risale...
Tabiattan gelen fikr-i küfrîyi dirilmeyecek bir surette öldürüyor, küfrün temel taşını zîrüzeber ediyor. Asa-yı Musa
Şu Notada, tabiiyyunun münkir kısmının gittikleri yolun içyüzü ne kadar akıldan uzak ve ne kadar çirkin ve ne derece hurafe olduğu, lâakal doksan muhali tazammun eden Dokuz Muhal ile beyan edilmiş.
Tabiat RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Söz Yayıncılık · 2012842 okunma
Kainatı sebepler yapmıştır..
Kainat kendi kendine oluşmuştur.
Kainatı tabiat yapmıştır.
Kainat Allahın kudretiyle icat edilmiştir.
İlk madde ispatlanamazsa Allahın kudreti ile oluştuğu anlaşılacak.
Mademki mevcudat var ve inkar edilemez. her icat edilen şey sanatlı ve hikmetli olarak vücuda geliyor.. İşin özeti mademki mevcudat var. İnsan, hayvan, bitki, dağ taş, ve herşey bunlar inkar edilemez. Bu var olan tüm şey sanatlımı sanatlı hemde fazlası ile neye baksan büyük bir sanat harikası kusursuz. Birşeydë sanat varsa amaç ve hikmet varsa o şey kasıtlı planlı ve amaçlı yapılmış demektir. Tabiat tarafından yapıldı demek tabikide mümkün değil. Zaman kainatı bir amaca göre planlayıp var eden ve işleten bir kudret sahibi lazım. İşte oda Allahtır. Tabiat Risalesi
Güneşin doğuşunu, batışını hayranlıkla izleyen. Tabiatın her karesini fotoğraflayan, doğa aşığı bir çok insan tanıdım. Fakat hiçbiri Üstadım gibi kainatı anlatamaz.
Tabiata dikkatle bakan bir insanın Allah'ı bilmemesini aklım almıyor.
"Sanatlı bir eser sanatkarı icab eder" diyor Bediüzzaman. Bu cümledeki derinlik bile insanın gözünü açmasına yetecek seviyede.
Rabbim cümlemizi gafletten uyandırsın.
Sanattan sanatkara geçebilmemizi nasip etsin...
Bu kitabı herkese hediye etmek istiyorum. Özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler kesinlikle okumalı bence :)
Tabiat Risalesi, tabiatçılığın ve maddeciliğin çok popüler olduğu ve Müslümanlar arasında şüphelerin uyandığı/uyandırıldığı dönemde kaleme alınmış, tabiatçılığın (tabiatın her şeyi yarattığı düşüncesi) ve maddeciliğin yanlışlarını 2 kere 2 dört edercesine akla ve mantığa uygun şekilde anlatan, şüpheleri olan her Müslümanın okuması gerektiği bir kitaptır.
Tabiata tapmanın, kainatı sebeplerin yarattığı inancının, kendi kendine oluyor zırvalıklarının belahatlerinin yanlışlıklarını ve yaratıcının yalnızca Allah olabileceğini delilleriyle ispat eden bir eser.
Onyedinci Lem'anın Onaltıncı Notası iken, ehemmiyetine binaen Yirmiüçüncü Lem'a olmuştur. Tabiattan gelen fikr-i küfrîyi dirilmeyecek bir surette öldürüyor; küfrün temel taşını zîr ü zeber ediyor
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî