İman ve Küfür Muvazeneleri

9,1/10  (19 Oy) · 
95 okunma  · 
10 beğeni  · 
841 gösterim
Her çağın kendine özgü birtakım problemleri olduğu gibi çağımızın da problemleri vardır. İslam ümmetinin tarihi süreci dikkatle izlenecek olursa görülecektir ki, her fetret döneminde o dönemin manevi hastalıklarına ve yaralarına Kur’an ve Sünnet eczahanesinden reçeteler çıkaran büyük mücedditler, mürşitler ve gönül erleri gelmiştir. Ümmetin en sıkışık olduğu dönemlerde mana âleminin bu yıldız-misâl kahramanları birer meşale gibi dalalet ve bidat karanlıklarını dağıtarak, şüphe bulutlarını bertaraf etmeye ve hakikat güneşini göstermeye muvaffak olmuşlar, ümmeti inkıbaz halinden kurtararak ona bast ve inşirah halini bahşetmişlerdir. İşte Bediüzzaman Said Nursî de tıpkı kendi selefleri gibi ümmetin hayatında tecdid misyonunu üstlenerek bu nurlu ve aydınlık yolu göstermeye çalışmıştır.

Hadiste rivayet edildiği gibi, “Şüphesiz ki Allah, her yüzyılın başında bu ümmetin dinini tecdid edecek olan bir müceddit gönderir.” Nübüvvet kapısının kapanmasından sonra teceddüd hareketini üstlenen mücedditler, her asrın ihtiyaçlarını ve koşullarını gözönünde tutarak dinin yenilenmesi anlamında veraset-i nübüvvet makamını deruhte etmişlerdir. Dolayısıyla, Said Nursî de tarihi süreç içerisinde bu geleneğin bir devamıdır. İslam tefekkür tarihinin altın zincirinde çağdaş halkayı teşkil eden Bediüzzaman, bu çağın, hayatı süratle kayıp giden evladı için Kur’an ve Sünnetten en kısa ve en selametli bir yolu ve metodu çıkarmıştır. Bu yol, her şeyin herc ü merc olduğu günümüzde, en kısa ve en selametli bir metotla bidat rüzgarlarına ve dalalet hücumlarına karşı çabuk sönmeye maruz kalan taklidi imanı, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak ve küfrün hiçbir saldırısı karşısında sarsılmayacak olan tahkiki imana çevirme yoludur. Böylece Kur’an ve Sünnetin ulvi semasından tereşşuh eden bu nur damlaları günümüz müslümanlarının manevi yaralarına şifalı birer merhem ve iksirli birer tılsım olmaktadır.

İman ve Küfür Muvazeneleri, Risale-i Nur Külliyatından aynı konuyla alâkalı parçalar bir araya getirilerek hazırlanmıştır. İman ve küfür muvazaneleri yahut hidayet ve dalâlet mukayeseleri yapılırken, imanın ve hidayet yolunun ne kadar kolay ve kârlı, küfür ve dalâlet yolunun ise ne kadar müşkilâtlı ve zararlı olduğu en âmi bir insanın bile anlayıp idrak edebleceği bir dille örnekler verilerek anlatılmaktadır. Bu itibarla İman ve Küfür Muvazeneleri kitabı, bu konuyla ilgili olarak Risale-i Nur’da geçen bahislerin bir hülâsası ve özetidir, denilebilir.
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    245
  • ISBN:
    9789756382201
  • Yayınevi:
    Zehra Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
mustafa adak (aktivist) 
03 Şub 05:45 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bütün Risale-i Nur Külliyatı hakkında topluca yapılan bir incelemedir veya yorum.

Risale: Parça demek. Nur: Işık demek. Bediüzzaman(lakabı): zamanın harikası demek. Lakabın Hikayesi: Kendisine sorulan soru: Osmanlının geleceğini nasıl buluyorsunuz? Cevabı: Osmanlı bir Avrupa'ya hamile, Avrupa bir Osmanlıya hamile.

Said-i Kürdi, ömrünün tamamına yakını sürgünlerde geçirmiştir.

Said-i Kürdi'ye göre devir, İslamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikâtların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikâttan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Böylece tarikatlardan vazgeçip imanı kurtarma amacıyla yazar risaleleri.

Said-i Kürdi "Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" şeklinde bir ifadeyi kullanır.

Dini kitapları olabildiğince zamanında okumuştum. Dini kitaplardan çok ama çok ayrı bir özelliğe sahiptir Risale Külliyatı. Nasıl farklıdır? Felsefeye o kadar giriyor ki. Felsefe akımı ile gelen sorulara ve sorgulamalara göre yazılmıştır. Risale külliyatı aynı zamanda bir felsefe külliyatı, sosyoloji külliyatı ve din külliyatıdır. En önemlisi de felsefe sorularına verdiği çok farklı cevaplardır. Her cümlesi veya sözü tartışmaya ve konuşmaya hem açık hem de kapalıdır. Bu yönüyle bir söz üzerinden onlarca farklı yorum yapılabiliyor. Ama yorumların hepsi de aynı yoldan yapılan yorumlardır. Çok değişik bir tarzı var. Ağır bir dil. Ağır sorulara verilen ağır cevaplar. Mesela onlarca kez sözleri okumama rağmen her okuyuşta çok değişik düşüncelere kapılıyordum. Her öğrendiğim düşünce şeklinin üzerine bir başka düşünce geliyor ama en altta ki düşünce de bir değişiklik olmuyor. Ne kadar tuhaf?

Günümüz anlamında dini yeni yorumlarla zenginleştirmiştir. Basit yorumlar veya cevaplar yok. Normal okuduğunuz bütün dini kitapları elinizin tersiyle bir kenara itmenize sebep olacak bir külliyattır. Devrin ve gelmiş geçen bütün büyük islam müçtehitlerinin sözlerine yeni bir anlam ve yeni bir bakış getiriyor. Tefsir çalışması dışında külliyat -inanç başta olmak üzere- ahlaki, felsefi sorunları irdeleyen bir eserdir.

Çok etkin ve etkili bir külliyat olmasının birinci sebebi soru ve cevap şeklinde olmasıdır genel itibariyle. Ben Risale külliyatı ile tanıştıktan sonra başka dini kitapları okumayı bıraktım. O kadar fazla, yavanlaşmış, ve gereksiz bilgilerle dolular ki..

Risale kitapları her bir soru ve soruna karşı ayrı ayrı verilmiş cevaplarla dolu. Önce soru sonra cevap. İhtiyarlar hakkında, hastalar hakkında, gençlik hakkında, ölüm hakkında, dünya hakkında, varoluş hakkında, Allah hakkında, kaza ve kader hakkında.. Daha bir sürü konu hakkında sizin veya başka bir İslam müçtehidin sormadığı soruları soruyor ve sorularına cevaplar veriyor.

Said-i Kürdi, daha genç yaşta bütün alimleri sorularıyla ve cevaplarıyla yeniyor. Ve kapısına şu yazıyı ekliyor ''Burada her soruya cevap verilir ama soru sorulmaz(soru sorulmazdan kasıt kendisi sormaz. kendisi cevaplar)''. Her gelen her soruyu soruyor ve cevabını alıyor. Böyle bir kafa yapısına sahip.

Fazla uzatmadan. Eğer gerçek din dediğiniz olguyu öğrenmek isterseniz Kuran ve Hadis külliyatından sonra direk bunu okuyun. Başka kitaplara gerek yok.

Keyifli okumalar.

Mihemedê NOJDAR 
20 Oca 22:12 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · 10/10 puan

En az üç defa okudum. Daha önce kuran hakkında şüphelerim vardı sözlerden 25. Sözü okumuş ve şüphelerim gidermişti. 16 kitaplık seriyi okumak için ilk burdan başlamıştım, kelime çalışması yaptığım ilk kitap ve risalenin dilini bu kitapta çözdüm. 4. Kez bitirmek için yine bu kitaptan başlayacağım inşallah

İbrahim Karabaş 
 08 Şub 10:57 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Şimdi Said Nursi din adamıdır din dışında ne öğrenebilirim ki diyenler çoktur. Elinize alın Tolstoy' un "İtiraflarım" kitabını okuyun. Kitabın büyük kısmında insan hayatını misalen kuyudaki bir adamın çaresizliği betimlemesi vardır. Sonra elinize bu kitabı alın 8.söz kısmını okuyun bakalım ne düşüneceksiniz...

Kitaptan 3 Alıntı

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zahirî mün’imleri medih ve muhabbet edip Mün’im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah namına ver.. Allah namına al.. Allah namına başla.. Allah namına işle..Vesselâm.

İman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursîİman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursî
BİLAL ÖZTÜRK 
19 Oca 23:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İşte, ey akıl, dikkat et! Meş’um bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Adi bir kavvad nerede, kütüphane-i İlâhînin mütefennin bir nâzırı nerede? Ve ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede, hazine-i hassa-i rahmet nâzırı nerede?

İman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 31 - Sözler)İman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 31 - Sözler)