Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda

·
Okunma
·
Beğeni
·
881
Gösterim
Adı:
Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955809
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
  Çamlıca'ya doğru yürüyüş yapıyorduk.Toprak bir yokuşun üstünde yolu tıkayan bir kaya parçasını kazma ile kırarak yolu açan bir adama rastladık.Önce bunu bir amele zannettik.Arkadaşım tekerlek, siyah sakallı, tatlı, güler yüzlü, oldukça iri ve dinç cüssesiyle çalışan adamı selamladı, "Amele misin? Yalnız mı çalışıyorsun?" diye sordu.Kazmasına dayanarak bir gazali andıran derin, siyah gözleriyle bizi süzen kahraman Türkmenin heyecanlı, gür sesini dinlerken kulaklarıma inanamıyordum: "Ben arabacıyım, na şu karşı kulübede oturuyorum, amele değilim.Allah için bu yolu yapıyorum".Bizim şaşkınlığımıza bakıyordu.Biz sormadan o devam etti.Lakin gözleri dolmuştu, sesi titriyordu.Serbestçe ağlıyabilen bir kahramana benziyordu: "Babam Çanakkale'de şehit oldu, bir helva pişiremedim.Evladımı İstiklal Harbi'nde kurban verdim. Bir Mevlit okutamadım.Günahlarına gönderecek bir şeyim yok.İşte bu hayrı yapıyorum".Hemen kazmaya sarıldı ve "Allah" diye başladığı işine devam etti.Ben bu vicdan azametinin karşısında o gün bugün secdeye kapanıyorum.
104 syf.
·10/10
Merhaba arkadaşlar;
Nurettin Topçu'nun iki bölümden oluşan bu kitabının; ''Amerikan Mektupları'' başlığını taşıyan birinci kısmı Ocak 1948-Şubat 1949 tarihleri arasında Hareket Dergisi'nde, aynı başlıkla yayınlanan 12 imzasız mektup-yazıdan oluşmaktadır. Mektuplar, üç yıl evvel İstanbul'a gelmiş bir Amerikalının (ki İstanbul'a, insaniyete, dine bu perspektiften bakıp bunca hakkaniyetli yaklaşım bir Amerikalı gözü ile bakmaya çalışan Nurettin Topçu'dan başkası değildir.) yine İstanbul'dan bir arkadaşına, Cim'e yazdığı metinlerdir ve İstanbul'daki sosyal hayatı, tipleri, insanlar arası ilişkileri, iş dünyasını, meslekleri, sokakları, tarihi binaları, dini hayatı tenkitçi ve zaman zaman hayıflanan bir gözle anlatmaktadır.

Amerikalının gözünden; Türkiye'nin büyük şehirlerini ve gidişatını temsil eden İstanbul ''kocaman yaralı bir vücut''tur ve mevcut hali ümit vermemektedir çünkü kendisi olmaktan çıkmış, hayli zamandır gözünü diktiği Batı medeniyetine de yaklaşamamıştır. Betonlaşma ve çarpık kentleşme ile eski İstanbul silueti tam bir tezat teşkil etmektedir. Bu şehirde yaşayan insanlar topluluk şuuru olmayan bir kalabalıktan ibarettir.

İkinci bölüm ''Düşünen Adam Aranızda'' başlığını taşıyor. Eylül-Ekim 1964 tarihinde Düşünen Adam dergisinde yine imzasız olarak yayınlanan 4 uzun yazıdan oluşan bu bölümde de 18 yıl sonra hemen hemen aynı konular ele alınmaktadır. Birinci bölümde bir Amerikalının gözünden görülen İstanbul, ikinci bölümde uzun zaman sonra memleketine dönen bir İstanbullunun gözü ile kendisini okura gösteriyor.

Şimdi arkanıza yaslanmanızı ve bu satırları okurken hem kendiniz hem de günümüz insanları adına tarafsız bir şekilde mütaala etmenizi rica ediyorum.

Öyle hadiseler vardır ki sözleri ile başlıyor Nurettin Topçu; ''Öyle hadiseler vardır ki, onların gerçekte bir hırsızlık olduğunu düşünmekten çok uzak bulunuyorlar. Faraza sözünde durmamanın,randevusuna zamanında gelmemenin sizin zamanınızdan çalma olduğunu nedense hiç akıllarına getirmiyorlar.''

Gerçekten de öyle değil mi kardeşler ? Hepimiz sanıyoruz ki hırsızlık yalnızca mal, mülk çalmakla, para gasp etmekle oluyor. Hepimiz her gün birilerine sözler veriyor, buluşmak için sözleşiyoruz. ''İnşaallah akşam saat 5'te bilmem nerede...'' Randevulaşılan yere vaktinden sonra gelmeyi bir üstünlük,vaktinde orada olmayı eziklik hisseden bir zümre türedi. ''Aman saati saatine orada olma, ne o öyle hevesli gibi... Birazcık beklesinler...'' vs vs.

Ve şöyle devam eden sayfalarla karşılıyor sizi Üstad;

''Acıklı bir intihar tarzı! Batı aleminde ne görürlerse, ruhlarına danışmadan hayat sahasına çekiyorlar ve bunu ilerleyiş sanıyorlar...''

Her kıyafet her bedene olmaz kardeşler !! Soylu geçmişimizi, ahlak üzerine kurulmuş muazzam geleneklerimizi ne uğruna feda ettiğimize bir dönüp bakalım. Ne kendimiz kalabildik ne de özen duyduğumuz Avrupalılar gibi olabildik. İkisi arasında sıkışıp kaldık. Onlardan kılık kıyafeti, eğlence, gece kültürü, cinsel özgürlük, çıplaklık gibi sözde hürriyetleri alırken dürüstlüklerini, çalışma azimlerini, bilim ve teknolojilerini neden almıyoruz?

Diploma almak uğruna istemeye istemeye, fakülte köşelerinde beş karış suratla 5-6 yılını feda eden bir gençlikten nasıl bir gelecek bekliyoruz ?

Medeniyet pankartları altında medeni ve elit bir zümre olarak görünmek için çocuklarını ibadethanelere; tarihi müzelere götürmek yerine eğlence mekanlarında baba-oğul, ana-kız alkol alıp soyundukça Batıya benzediğini sanan bu kitle ile mikroskop başında civciv nöronları ile insan nöronları arasındaki farkı inceleyen bilim insanı arasında nasıl bir benzerlik vardır?

Okullar çocukların severek değil zorla götürüldüğü kurumlar oldukça, din adamlarının din yoluyla ceplerini doldurdukça, vazifelisi olduğu görev yeri ve zamanında memuru yerinde değil elinde kupa ile teraslarda sigara keyfi yaparken buldukça bu insanlık nereye gidecek ? Vs vs....

Yazılıp söylenesi çok şey var ki Nurettin Topçu bu satırları yazmış. Nurettin Topçu'yu henüz okumamış ve aşina olmamış herkes için başlangıç kitabı olacak mahiyette 104 sayfalık akıcı bir eser. İlgililerine ve kadrini bilecek olanlara tavsiye olunur.

Keyifli ve feyizli okumalar ....
101 syf.
·10/10
yorum yazacağım ya, nasıl giriş yapsam bilmiyorum :) bir nureddn topçu klasiği , iyi ki okuyorum iyi ki bizi aydınlatmış yazmış yazacağını ... nasıl mütefekkir olunur nasıl fikir üretilir gösteriyor bize nurettin topçu.

öyle dertli öyle dertli ki; hani rasim özdenören diyor ya:Derdi olan insan okur, derdi olmayan da okuyarak dert sahibi olur. öyle işte.:)

istanbula gelmiş bir amerikalının mektupların oluşuyor. Ama şu bir gerçek ki mektupların imzasız, olması kendisinin böyle bir kurgu yapmaya yöneltmiş olabilir. zira bu kadar hakperest bir batılı düşünemiyorum. istanbula gördüklerine insanlara çarpıklığa düzensizliğe ve ruhların boş olmasına koca imparatorluğun insanlarının bu hale gelmesine aşırı avrupai hayranlığının oluşmasına insanların medeniyet yerine kültür almasına , yeriyor .üzülüyor
müslüman gözüyle bakınca daha bir bunalım sebebi..nasıl oluyor da bu bilmem kaç kıta ya hükmetmiş bir medeniyet pasaklı tembel pejmürde oluyor .sözüm ona müslümanız deyip bir avrupalıya şirin görünmek bir beğenmediği dini kuralları kabul etmemek ama bir avrupalı tezatını dese hemen islam deyip sahiplenmeler.
dilencilik mevzusunu o kadar farklı işlemiş ki burda ne hale geldiğimizi anlatıyor .

hele ki bir istanbullu bir vatandaşın ben avrupalıyım demesi üzerine amerikalı ile tartışması okumaya değer.
nureddin topçu üstadın eleştirmesi gördüklerini hayıflanması içerlemesi kaygı duyması hüzünlü olan duyguların hepsini buraya yazayım diyorum ama kelime dağarcığım noksan kalıyor.
kitap iki kısımdan oluşuyor:
amerikan mektupları ve düşünen adam aranızda
ben haz ederek okudum inşallah siz de beğenirsiniz.
Selma Kavurmacıoğlu
Selma Kavurmacıoğlu Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda'yı inceledi.
104 syf.
Nurettin Topçu'nun iki bölümden oluşan "Amerikan Mektupları Düşünen Adam Aranızda" kitabı, birinci bölümde "Amerikan Mektupları" başlığındaki mektup tarzında yazdığı on iki, ikinci bölümde "Düşünen Adam Aranızda" başlığındaki dört metinle 1940'ların sonu 1960'lı yılların başlarında İstanbul üzerinden Türkiye'nin sosyal ve kültürel hayatına dönük tenkit ve tasvirler içeriyor. Buradan yazarın nasıl bir şehir, nasıl bir insan unsuru ve toplum hayatı arayışı içinde olduğu da rahatlıkla çıkartılabiliyor.

Ortaya konan tasvir, "Türkiye'nin Maarif Davası" kitabında olduğu gibi insanın içini karartan, ümitsizliğe ve bedbinliğe sevk eden bir yapıya sahip olsa da bu olumsuz durumun üstesinden gelmenin; kurtuluşun geçmişten gelen birikimi yapıcı ve yaşatıcı bir unsur olarak kuvvetle hisseden, bugün nerede yaşadığını bilen insanların ortaya çıkmasıyla mümkün olabileceğinin imalarını da barındırıyor. Sonuçta okunası bir kitap...
Duygu aydın
Duygu aydın Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda'yı inceledi.
Çok üzgünüm. Nurettin Topçu görmek ve duymak istemediğim bütün gerçekleri gözümün önüne serdi. Tanzimat sonrası değişen Türk- müslüman kimliği benim kalbimi parçaladı. Avrupalı işin içine girince Türkler bozulmuş. Batı aleminde ne gördüysek, ruhumuza danışmadan hayatımıza aldık ve bunu çağdaşlık saydık. Fakat biz Batı alemini nefsimize hoş gelen şekilde aldık. Onun eğlencesini, gece hayatını, dekoltesini kabul ettik. Bu çağdaşlık değil. Asıl bu bağnazlıktır. Çağdaşlık ise kalp ve ahlak ile olur. Temizlik ile çalışmak ile olur.
104 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Daha evvel Nurettin Topçu okuyanların tek solukta, şaşırmadan okuyacağı bir eser. Nurettin Topçu’ nun İslam anlayışı, tasavvuf görüşü, ahlak ve irfan anlayışını aktardığı eserlerden biri. Esir iki bölümden okuşmuş ve mektup türünde yazılmış. Ama içerik olarak denemeye daha yakın hissediyorsunuz okurken. Metinlerin ortak paydası “İstanbul” . Yazar istanbul’ un tüm çökmüş ahlaki durumunu, yitik insan algısını, ruhsuz sokaklarını, dilencilerini, zamanın paradan daha kolay harcandığı duyarsız halini anlatıyor.Daha çok eleştiri niteliğindeki bu mektuplar arzulanan şehir ve insan ile varolan şehir ve insanın tezadından doğan hüsranı da içeriyor.Ve tüm bunları islam , tasavvuf ve ahlak bağlamında inceliyor.
104 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Topçu'nun 12 mektubu Amerikadaki arkadaşı Cimi'ye yazdığı birinci bölümden oluşurken. Düşünen Adam Aramızda başlığıyla da 4 yazısıda ikinci bölümü oluşturmaktadır. Ocak 1948-Şubat 1949 tarihleri arasında İstanbul'un içinde bulunduğu toplumsal durumdan mektuplarla bahseder.
Dostum Cim, Aziz Dostum, diye başlayan Amerikan Mektuplarında; Topçu gözlemlediklerini, kaniksayamadiklarini yazar. Bir çıkmaz yolun, yeni bir günün doğmasını bekler gibi değişim kıvılcımlarını ara memleketin köşe bacaklarında. Mektupların karşılığının gelip gelmediğini bilmediğimiz, hatta Cim'in kim olduğunu bilmediğimiz bu mektuplar, Topçu'nun birey - toplum ilişkisinin dünyasını görmekteyiz.
104 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
"Azizim Cim! Burada tek bir medeniyet, bir kültür, yalnız bir zihniyet ve ruh aradığıma ne kadar aldanmışım. Tetkiklerime yeniden başlamamı icap ettirecek hallerle karşılaşıyorum. Meğer bizler ne düpedüz, ne basit, kelimeyi söylemekten bira çekiniyorum ama, ne iptidai adamlarmışız! Bak neden. Sözle anlatılmaz. hadiseyi dinle, hükmünü sen ver. Geçenlerde henüz sıcak bir gündüz ortasında, buralı bir dostumla şehrin Kadıköy gecesinde İbrahimağa yokuşu denilen bir şehir arkasından Çamlıca'ya doğru yürüyüş yapıyorduk.Toprak bir yokuşun üstünde yolu tıkayan bir kaya parçasını kazma ile kırarak yolu açan bir adama rastladık. Önce bunu bir amele zannettik. Arkadaşım tekerlek, siyah sakallı, tatlı, güler yüzlü, oldukça iri ve dinç cüssesiyle çalışan adamı selamladı."
Nur Ferligül
Nur Ferligül Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda'yı inceledi.
104 syf.
Çok sıktı bir konuyu sürekli farklı örneklerle izah etmiş.. Dili akıcı gelmedi.Bir yerden sonra sanki cephe alındığını düşündüm. Bir olaya objektif yaklaşmak gerekir sayfalarca olumsuz olaylar anlatılmış.Olumlu bir olay göremedim ki illaki vardır o dönemde.
Batı âleminde ne görürlerse, ruhlarına danışmadan hayat sahasına çekiyorlar ve bunu ilerleyiş sanıyorlar. Meselâ bütün bir şehir, iradesini piyangoya satıyor ve buna ''millî'' vasfını veriyorlar. Halbuki millet irade ile kurulmuştu!
Siz ilmi tersinden almışsınız, aklınızı da tersine kullanıyorsunuz. İşte misalleri:
Avrupa'da küçük çocuğu yetiştirirken, bir kapıyı açmasını öğretmekle başlıyorlar. Sonra âlim yetiştiriyorlar. Siz beşikte iken oğlum büyük adam olacak diye büyük adamlıktan başlıyor ve az sonra (oynasın diye başınızdan savmak için) sokak kapısından dışarı atıyorsunuz. Onlar da işte böyle büyük adamlıktan başlıyor, tımarhane veya içki sofralarında bitiriyorlar.
Üniversite gençliğini mi arıyorsunuz? Vitrinleri, Üniversite duvarlarını dolduran ilânlar, bu neslin kalbini okumamıza kâfidir: "Hukuk çayı", "Tıp balosu", "Edebiyat gecesi", "Teknik Üniversite dansı". Bu yaftalar, gençliğin zekâ ve kalp istikametlerinin çevrildiği mezarlardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955809
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
  Çamlıca'ya doğru yürüyüş yapıyorduk.Toprak bir yokuşun üstünde yolu tıkayan bir kaya parçasını kazma ile kırarak yolu açan bir adama rastladık.Önce bunu bir amele zannettik.Arkadaşım tekerlek, siyah sakallı, tatlı, güler yüzlü, oldukça iri ve dinç cüssesiyle çalışan adamı selamladı, "Amele misin? Yalnız mı çalışıyorsun?" diye sordu.Kazmasına dayanarak bir gazali andıran derin, siyah gözleriyle bizi süzen kahraman Türkmenin heyecanlı, gür sesini dinlerken kulaklarıma inanamıyordum: "Ben arabacıyım, na şu karşı kulübede oturuyorum, amele değilim.Allah için bu yolu yapıyorum".Bizim şaşkınlığımıza bakıyordu.Biz sormadan o devam etti.Lakin gözleri dolmuştu, sesi titriyordu.Serbestçe ağlıyabilen bir kahramana benziyordu: "Babam Çanakkale'de şehit oldu, bir helva pişiremedim.Evladımı İstiklal Harbi'nde kurban verdim. Bir Mevlit okutamadım.Günahlarına gönderecek bir şeyim yok.İşte bu hayrı yapıyorum".Hemen kazmaya sarıldı ve "Allah" diye başladığı işine devam etti.Ben bu vicdan azametinin karşısında o gün bugün secdeye kapanıyorum.

Kitabı okuyanlar 72 okur

  • Perihan Balcı
  • Halise Uyanık
  • Emre Yılmaz
  • Anıl Candan
  • Had Ra
  • Muhammet Furkan Bozkurt
  • Ömer çiftçi
  • Zhra
  • Büşra Erol
  • Hilal Türk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%56 (14)
9
%8 (2)
8
%20 (5)
7
%0
6
%4 (1)
5
%4 (1)
4
%0
3
%4 (1)
2
%0
1
%4 (1)