Hayatıma yön veren insanların başında gelen isimlerden biri Hasan el bennadır. Hem öğretmen, hem Mücahit hem islam ideolojisinde muhteşem bir Ufuk. Tanıyın bu insanı ve tanıtın.
Hasan El-BennaAhmet Emin Dağ · İlke Yayıncılık · 2017338 okunma
Bir deha
Böyle insanları hep merak etmişimdir. Nasıl olupta bu kadar dirayetli, azimli ve bir okadar da akıllı olabiliyorlar. Bir lider. Evet sanırım içlerindeki liderlik duygusu artı iman bunun en iyi açıklaması olabilir.
Hasan el Benna Mısırlıdır.İhvân-ı Müslimîn yani Müslüman kardeşlerin kurucularındandır.
Kendisi dini topluluğu sistemleştiren ilk kişidir. Mısırın İngiliz sömürüsü ve hayat şartların zor oluşu kendisine her zaman kullandığım tabir olan " Zorluklar insana kalite katar" kendisinin bu zorluklar içerisinde sistemin empatisini, halkın acziyetinin ve ingiliz sömürüsü altında kalan halkın özgürlük ve bağımsızlık suzluğunu anlayan ender insanlardandır.
Kendisininin yaptığı tebliğ metodu ve yaklaşma biçimi belkide burda bu insandan bahsetmemizin en iyi açiklaması olabilir.
Halkın anlayacağı bir dil kullanması, yalın anlaşılır ve net olması insanları yani muhatabı olan halkı daha iyi bilinçlendirebilmiştir.
Benna gözü açık bilinçli ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu iyi bilen bir direniş abidesiydi.
İngiliz sömürüsü halkı korkutmuş ve halkın kendi vatanlarında yabancı konumunda bırakmıştır. İhvân-ı Müslimîn yani müslüman kardeşlerin kurucularından biri ingiliz askerlerinin yersiz bir şekilde onlara gülmesi sonrasi atılan tokatla bu korku yenilmiş ve halkın artık ingiliz hegemonyasına karşi direniş bilinci kazandirılmıştır.
Benna kısa sürede yaptıği konuşmalarla halkın güvenini kazanmış ve müsluman kardesler uyeleri gittikçe artmıştır. Tabi bunu yaninda düsmanda kazanan Benna hem teşkilat içinde hemde dışında onlarla mücadele etmeye başlamıştır.
Mısır çevresinde teşkilatın yayılım hızını görünce bunu Mısır dışına da taşımaya çalışmıştır. Benna politikaya da adım atmıştır ama yaptığı her adıma devlet nezdinde tepkiyle karşilanmış kendisini sürgün
bugün İslam toplumlarının içinden geçtiği dönem,benna benzeri liderlere ihtiyacın en üst düzeye çıktığı bir zaman dilimidir. bu sebepten büyük Önder ve düşünür Hasan el benna'nın hayatının böylesine mütevazi bir eserle de olsa bir kez daha hatırlatılmasınin Benna geleneginin gelecek nesillere doğru biçimde aktarılması konusunda küçük bir katkı olmasi umulmaktadir. Bu kitap Benna'nın hayatını mücadelesini hayatındaki insanları fikirlerini ve metodolojisini ortaya koymayı hedeflemektedir.
İngiliz sömürüsü altında Mısır ve gitgide bozulmakta(İslâmi yoldan şaşan) olan bir toplum ve bunların karşısında olan Hasan el-Benna. Ailesinden ve okulundan aldığı eğitimin ve hocalarının da etkisiyle içinde büyüttüğü toplumu irşad bilinci henüz çocukken mektup yollayarak başlamış ve hep yetersiz kaldığını düşünerek daha fazlasını yapmaya gayret göstermiştir. Öğretmen olarak atanmış ve bunun yanında insanların kalabalık olacağı yerlere (kahvehane gibi)sürekli giderek sohbet havasında toplumu bilinçlendirmeye çalışmış, müslümanların yabancı güruha boyun eğmemeleri gerektiğini anlatmış, onlar karşısında cesur, başı dik halk oluşturmaya, çalışmıştır.Üslubunun güzelliği ve anlattıkları sayesinde kısa sürede geniş kitlelere erişmiş ve 7 arkadaşıyla birlikte "İhvân-ı Müslümin"(Müslüman Kardeşler)adı altında bir cemiyetin temellerini atmışlardır. Davetleri Mısır sınırlarını aşmış ve diğer ülkelerden de çok büyük destek görmüşlerdir. Onların çağrıları İngiliz sömürgecileri rahatsız etmiş,engellenmeye çalışılmış ve masum onca kişi İhvân'a destek verdikleri için tutuklanmıştır. Gayet mütevâzi, her zaman kendinden önce başkalarını düşünen, idealist, davetçi bir öğretmen olan Benna, biz müslümanlara aslında yaptıklarıyla yol çiziyor, "Biz vatanımızın hudutlarını inanç ve iman ile çizeriz.Onlar ise coğrafi sınırlar koyarlar. 'La ilahe illallah, Muhammed'ur- Resulullah' diyen her müslümanın bulunduğu yer bizim için hürmete layık, mukaddes, uğrunda cihad edilecek bir vatandır..." diyerek cihadın önemini bizlere anlatmıştır. Her müslüman okumalı ve bunları hayatına tatbik etmelidir.
İslamın en büyük kahramanlarından biri olan Hasan El Benna kaleme alınmış cidden mükemmel bir şahsiyet mükemmel derecede akıllı, kararlı, mütevazı, konuşma ikna etme kabiliyeti ve liderlik özeliği var çok büyük bir örnek idol okumanızı kesin bir dille tavsiye ediyorum. Hasan El-BennaMuhammed Salih SEVGİLİ
Bir dava adamı: Hasan el-Benna
Hasan el Benna'yı tanımamış olanlar, kitabını okumamış kişiler bence çok şey kaçırıyor.
Bir dava adamı olan Hasan el Benna Mısırlıdır. Davası elbette İslâm'dır.
Çeşitli dini kitaplar okuduğumda müslüman ülkelerin sorunlarından bahseder ancak Benna sadece olan sıkıntıları vermekle kalmaz çözümlerini de açıklar. Batının etkisinde kalan ve Batı kölesi olmuş müslüman ülkelere çağrıda bulunur. Kendisinin kurduğu ve aynı adda kitabının da bulunduğu
Müslüman Kardeşler Teşkilatı
Müslüman Kardeşler Teşkilatı ile birlikte sadece dediklerini sözde bırakmayıp fiile de dökmüştür. En sevdiğim özelliği de bu; sadece söyleyemiyor, uyguluyor da.
Benna yaşamını İslâm davasına adamıştır.
Benna'ya göre biz Müslümanlar gelişmeliyiz, kendimizi geliştirmeliyiz. Bunu yaparken elbette ilk olarak kendimizi düzeltmeliyiz
"Biz müslümanların vazifesi, ilk önce kendini düzeltmek sonra başkalarını hakikate davet etmektir." diyor.onemli şahsiyet ve alimlerin davasını kanıyla yazmış alimlerin hayatını okumak örnek almak gerektiğine inanıyorum
Kitap okumaya uzun zaman sonra bu eserle döndüm. Başlarken çok istekli değildim. Fakat okudukça dünyevi meşguliyete düşüp inandığım ahiretimi unuttuğumu hatırlatan bir eser oldu. Benim daha çok ne yaşadığım değilde, Hasan El-Benna'nın neler yaşadığı daha ağır basıyor. İnsanlara unuttukları inançlarını hatırlatma misyonunu kendine yüklemiş ve bu doğrultuda tabiri caizse kapı kapı hatırlatmak amaçlı dolaşmış olan bir şahsiyet. Bana göre ve yazarın arka kapak yazısında yazdığı gibi;
"Bugün, İslâm toplumlarının içinden geçtiği dönem, Benna benzeri liderlere ihtiyacın en üst düzeye çıktığı bir zaman dilimidir."
Aslında sadece bu dönem değil her dönem için bu tür lider ve şahsiyetlere ihtiyaç vardır. Sana tebliğ eden ve tebliği hatırlatan şahsiyetlere. Tebliği sanat gibi işleyen kişiliklere. Diyeceğim o ki kitabı okuduktan sonra, 130 sayfa civarlarında olmasına rağmen insanın içine bir ateş yakan, kıpır kıpır eden, iz bırakan bir önder kişi. Hangi yazar'dan okunursa okunsun okunmalı.
Müslüman kardeşlerin kurucu lideri. Tebliğde cihadda yiminci yüzyılın ilk akla gelen ismi. İlk uyanış hareketlerini kahvehanelerde yapmış. Uyananlar milyonları aşmış. İngiliz uşağı mısır hükümetine muhalefet olmuş bir hareket. Halen uyanışın adı mısırda devam etmekte.
Hasan El-BennaAhmet Emin Dağ · İlke Yayıncılık · 2017338 okunma
14 Ekim 1906 tarihinde Mısır’ın Buhayre vilâyetine bağlı Mahmûdiye kasabasında doğdu. Babası, el-Fetḥu’r-rabbânî li-tertîbi Müsnedi’l-İmâm Aḥmed b. Ḥanbel eş-Şeybânî adlı eserin müellifi olan ve geçimini saatçilikle sağladığı için Sââtî lakabıyla tanınan Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ’dır. İlk öğrenimini babasından gören Hasan, sekiz yaşında Mahmûdiye’deki klasik eğitim veren Medresetü’r-reşâdi’d-dîniyye’ye girdi. Burada Kur’ân-ı Kerîm’in bir kısmını ezberleyip nahiv ve biraz da Arap edebiyatı okudu. Medresenin yöneticisi Şeyh Muhammed Zehrân’ın onun üzerinde derin izler bıraktığı anlaşılmaktadır. Nitekim bu zatın ayrılmasından sonra modern eğitim veren el-Medresetü’l-i‘dâdiyye’ye kaydoldu; bir yandan da hıfzını tamamlamaya çalıştı. Mısır yönetiminin idâdîleri kapatması üzerine Buhayre’nin merkezi Demenhûr’daki ilköğretmen okuluna geçti. Bu arada, henüz idâdîde iken girdiği Cem‘iyyetü’l-ahlâkı’l-edebiyye ve Cem‘iyyetü men‘i’l-muharremât gibi kuruluşlarda görev aldı ve mânevî yapısında derin etkiler bırakan Hassâfiyye tarikatı şeyhi Abdülvehhâb el-Hassâfî’ye intisap etti. Böylece sünneti esas alan dinamik bir davet anlayışına sahip mutasavvıflarla ilişkilerini derinleştirdi; daha sonra da Mahmûdiye’de Cem‘iyyetü’l-Hassâfiyye el-Hayriyye ile eş-Şübbânü’l-müslimîn’in kurulmasına ön ayak oldu.
Demenhûr’daki ilköğretim okulunu bitirdikten sonra Kahire’ye giden Hasan el-Bennâ, Mayıs 1927’de “Küçük Ezher” de denilen Dârülulûm’a kaydoldu. Öğrenciliği sırasında bir yandan dersleri ve diğer ilmî faaliyetleriyle kendisini yetiştirmeye çalışırken bir yandan da ailesiyle birlikte Kahire’ye göçen babasına saat tamirciliğinde yardım etti. Bu sıralarda İngiliz emperyalizminin Mısır’ı maddî-mânevî bakımdan çöküntüye uğrattığını görerek bu durum karşısında bir şeyler yapmak için dönemin
Yirminci Yüzyıl İslami “uyanış” hareketlerinin en önemlilerinden biri hiç şüphesiz Hasan El-Benna’nın kuruculuğunu ve liderliğini yaptığı İhvan-ı Müslim’dir. Bugün hala Arap toplumları içinde en yaygın olan İslami hareket, “Müslüman Kardeşler” topluluğudur. İlk resmi kuruluş tarihi olan 1928 Mart’ından itibaren hızlı bir büyüme gerçekleştiren İhvan 1945’lere gelindiğinde Mısır’ın muhalefette ki en büyük kanadını oluşturmayı başarmış, savunduğu ilkeler gereği hızlı bir sahiplenmeye muhatap olmuş, bunun neticesi olarak ta ilk kurulduğu yıldan itibaren Mısır’da en önemli faktörler arasında kabul edilmiştir. Her ne kadar uzun yıllar yasaklı bulunsa dahi halk içinde her zaman sağlam bir taban bulundurmuş günümüze kadar varlığı ve gücünü korumayı sürdürmüştür.
Fikri oluşumu Hasan El-Benna tarafından daha öğrencilik sıralarında atılan bu cemiyet, lider Benna’nın İsmailiye şehrine atanmasından sonra gelişme göstermiş nihayet 1928 Mart’ında resmi bir hüviyete kavuşmuştur. İlk nüvelerini kahvehaneleri dolaşıp vaazlarla elde eden bu cemiyet hızlı bir tebliğ faaliyetinden sonra çevre açısından hatırı sayılır bir topluluğa ulaşmış daha ilk yıllarında dikkatleri çekmiştir. Kuruldukları yer olan İsmailiye ile sınırlı kalmayacak olan bu hareket çevre bölgelerde de temsilci şubeler açmış, bu doğrultuda da hızlı bir surette Mısır geneline yayılmıştır. 1932 yılına gelindiğinde de cemaatin merkezi başkent Kahire’ye taşınmıştır. İlk dönemler itibarıyla bu hareketin amaçları şöyle özetlenebilir; 1) Ahlakî dejenereyi durdurmak, toplum nezdinde Ahlakı yaygınlaştırmak 2) İslami bir uyanış sağlamak, İslam’a dönüşü gerçekleştirmek 3) İşgal altında bulunan tüm Müslümanların bir an önce mevcut işgalden kurtulması ve Emperyal güçlerin İslam topraklarından atılmasıdır. Uzun yıllar bu düstur
Dr., Uludağ ve Marmara Üniversitelerinde lisans ve lisansüstü eğitimlerini tamamlamıştır. Suriye uzmanı olan Ahmet Emin Dağ'ın Uluslararası İlişkiler Diplomasi Sözlüğü, Suriye: Bilad-ı Şam'ın Hazin Öyküsü gibi kitapları bulunmaktadır. Bir süre boyunca çalışmalarını Güney Afrika Cumhuriyeti'nde yürüten Dağ, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) üyesidir.