Tanrı’nın varlığının anlaşılmasıyla, insanlar kendi baş edemedikleri ölüm sorunuyla baş etmelerini sağlayacak ve bencil duygulardan kurtulmalarının gerekçesi olacak rasyonel bir temele kavuşurlar.
Tanrı’yı evrenin yaratıcısı olarak kabul eden görüşlerde; tanrının üstünlüğü, iradesi, gücü asli unsur olduğu için, ahlakın belirlenmesi de “tanrı” merkeze konularak gerçekleşir
…Pozitivist açıdan bakıldığında bir kişi neyin gerçek olduğunu belirleyemez. Yapabileceği tek şey içinde yaşadığımız evreni tanımlayan matematiksel modeli bulmaktır.
İnsanoğlunun karamsarlığını yemesini sağlayacak unsur, kendi öldükten sonra evrenin ebedi var olması değil, kendisinin ebedi yaşayabilmesidir. İnsanoğlunun bunu yapmaya gücünün yetmediği ortadadır. Öyleyse insanoğluna ümidi verecek olan, bu gücü keşfedebilmesidir.
Her an genişleyerek büyüyen bir evren, Herakleitos'un ( MÖ 540-480 ) "Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz" sözünü hatırlatmaktadır. Genişleyen evren her an farklı bir evren olmakta ve biz her an farklı olan bir evrende var olmaktayız. Bu evrenin içinde hiçbir an, birbirinin aynı olamaz.