‘Şimdi içime bir ürkeklik geldi. Sonumuz nereye varacak acaba? İnsanın görevine dört elle sarılıp da, beceriksizliği, iradesizliği yüzünden başaramaması diye bir şey söz konusu mu?’
‘Ne yapayım ki, ondan gelen acı bile beni mutlu ediyor. Ona mutluluk bulmak için mi gidiyorum sanki… Onun yanında beni neler beklediğini, neler çekeceğimi şimdiden biliyorum. Beni sevmeye yemin etmiş türlü vaatlerde bulunmuştu. Hiçbirine inanmıyor, değer vermiyorum.’
‘Senin için söylediklerinden sonra onu nasıl sevebiliyorsun? Aşkına inanmıyorsun ama dönmemek üzere ona gidiyor, uğruna hepimizi üzüyorsun. Bunu nasıl yapabilirsin? O sana, sen de ona ömrünüz boyunca acı vereceksiniz. Gereğinden fazla seviyorsun onu. Böyle şey olmaz. Bunun adı aşk değil, hastalık! Sen hastasın!’