“Şefkat dolu gözlerini karısından ayırmıyordu. Orada olduğum sürece bir dadının çocuğa baktığı gibi baktı. Gözlerinde hem şefkat, hem tuhaf bir ürkeklik vardı. Karısının hastalığı onu iyice korkutmuştu; onu kaybederse hayatının tamamen anlamsızlaşacağını biliyordu.