Bekle Beni’yi okurken bir sevginin sessiz mücadelesine, söylenemeyenlere, yarım kalmış cümlelere ve zamana emanet edilmiş umutlara tanıklık ettim. Her sayfada özlemin kalp atışını duydum. Öyle bir özlem ki, yakmadan ısıtan, unutmadan yaşatan cinsten. Karakterlerin iç dünyası, o bekleyiş hali hem yorgun hem de dirençliydi. Bence Bekle Beni geçmişle, pişmanlıkla, ama en çok da umudun tükenmeyen direnciyle yüzleşmeyi gösterdi. Kitap bittiğinde içimde bir sessizlik kaldı, ne tamamen hüzün ne de tam bir huzur. İkisinin arasında, insanı uzun süre düşündüren bir sükunet gibi. Unutmak kolay sananlar, bekleyenin kalbinde zamanı hiç duymamışlardır.