Dört Anlaşma’da hissettiğim, zihnime yeni açılacak pencereler varmış gibi bir beklentim vardı; ama olmadı.
172 sayfalık kitabı adeta zorla bitirdim. Zaten bir süre ara vermiştim; yarım bırakmayı sevmediğim için tekrar devam ettim.
Aynı kelimeler, aynı cümleler… Sanki “aynı cümleyi kaç farklı şekilde yazabilirim?” diye çalışılmış. Toplasanız bir ya da iki sayfaya sığacak mantıklı cümleleri var.
İlk defa inceleme yazıyorum; o da kitabı okurken yaşadığım sinirden. Sürekli iç sesim, arka tarafta fon müziği gibi “yine aynı cümle, yine aynı cümle” diye yükseldi.
Hani uyumak istersiniz de mutfakta lavaboya şıp şıp düşen su sesi vardır ya, verdiği o rahatsızlık…
İşte tam olarak şu an o rahatsızlığın içindeyim.
Bitirmeye çalışarak bunu kendime yapmamalıydım.