Toplum tarihi yasalarının incelenmesinde, anahtar olarak, insanların aklını, toplumun görüş ve fikirlerini değil, herhangi bir tarih döneminde toplumun uyguladığı üretim biçimini, toplamın ekonomik yaşamını anlamamız gerekir.
Üretim biçimi nasılsa, toplumun kendisi, toplumdaki fikir ve teoriler politik görüş ve politik kurumlarda esas olarak öyledirler. Ya da, sorunu daha kabaca koyarsak, insanın yaşama tarzı nasılsa, düşünme tarzı da öyledir.
Dünyanın ve onun yasalarının bilinebileceğini İnkar eden, bilgilerimizin değerine inanmayan, objektif gerçeği kabul etmeyen ve dünyanın bilimle anlaşılamayacak "kendinde şeyler"le dolu olduğunu savunan idealizmin tersine, Marksist felsefi materyalizm, dünyayı ve onun yasalarını tümüyle bilinebilir, deneyim ve pratikle doğrulanmış olan doğa yasaları üzerine bilgilendirmezin objektif gerçeğin tutarlılığını taşıyan geçerli bilgiler olduğunu kabul eder.
Gerçekten yalnız bilincimizin var olduğunu, maddi dünyanın, varlığın, doğanın, ancak bizim bilincimizde, duygularımızda, fikir ve algılarımızda bulunduğunu savunan idealizmin tersine, marksist materyalist felsefe, maddeyi, doğayı, varlığı bilincimizin dışında ve ondan bağımsız olarak var olan objektif bir gerçek olarak kabul eder