Bizler, giysilerimizle değil, bilgilerimizle övünürüz. Siz bir burjuva kızının üzerindeki güzel giysilerini attığınız zaman, onun ne kadar boş olduğunu anlarsınız. Çünkü güzel giyinmekten başka tutkusu olmayan kız, ancak size yatakta hizmet eder. Fakat siz, onu yatağa çekinceye kadar o
sizin her şeyinizi alır. Sonunda güzel giysiler taşıyan kız, giysilerinin bedelini size çok pahalıya ödetir. Ve böylece fikir anlaşması yerine, giysi ticareti yapılmış olur âdeta. Biz istediğimiz zaman güzel
de giyinebiliriz, Ancak onlar istedikleri zaman sırtlarına geçirdikleri giysiler gibi; kolayca düsüncelerini zenginleştiremezler
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kirli giysilerimiz, toplumların arasına sızmamizı ve gerçek yönlerini öğrenmemizi sağlar. Dünyayı dolaşırken, insanlar bizi adam yerine koymuyorlar ve bu bakımdan bize karşı kendilerini zorlamadan, oldukları gibi görünmekten çekinmiyorlar. Biz de böylece, onları olduğu gibi gerçek yönleriyle tanımak
fırsatını buluyoruz.. Biz de öteki Amerikallar gibi sık giysilerimizle, cebimizde dolarlarla gelmis olsaydık, bugun bizimle alay eden insanlar, o zaman görünüşümüze hayran olacak ve
istediklerimizi kolayca yapacaklardı. Demek ki kusur, bizim kirli ve eski giysilerimizde değil, insanların koşullandırılmış davranışlarındadır.
Genç kızın babasız bir çocuğu
vardı. Henüz on üçünde iken karnını doldurmuşlardı. Taze bir kızın kaymağını, çoğu kez parası bol olanlar alıyordu. Onlara yeni kızlar gelince, getirilince, kaymağı alınmış bu kızlar önce randevuevlerine, oradan da genelevlere düşüyorlardı. Ve buralarda çalışan kadınlar yüzlerce, binlerce babayla yattıkları halde, çocukları için, bir baba bile bulamıyorlardı.
Oysa, evlendikten sonra, güzel gözler, adamı cebindeki paraya dikilmiş, kimi zaman kocaman kocaman olmuş, kimi zaman da böcek gözüne dönmüştü. Sevgi taşan dudaklarından bayağılık sızınca, Sucukçu'nun güzel bir yüzde aradığı umudu, karısının bacaklarına düşmüştü. Ve adam ilk kez, o zaman;.karısının ince ve çarpık bacaklarıı
farkedebilmişti.