O küçücük öykülerde kocaman hayatları anlatmak, tam bir usta işi. Anadolu insanının gelenek ve göreneklerini, inançlarını, yaşamını öyle içten anlatıyor ki Bekir Yıldız, hayran kalmamak elde değil.
Reşo Ağa, taze kazılmış mezara yaklaşmak istemeyen kızını kolundan tutup çekti. Kız, o kadar adamın arasından bir yere kaçamayacağını, bir şey yapamayacağını çoktan anlamıştı.
Fakat can korkusu mezarla arasına girmiş, kızı mezardan uzak tutmaya çalışıyordu. Boşuna...
Kitapları ilk yayımlandığı günden başlayarak usta bir öykücü, usta bir romancı olarak çağdaş Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Bekir Yıldız tüm eserleriyle Everest Yayınları'ndaki yerini alıyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dilini beğendim. Güneydoğudaki namus ve kan davalarını,sosyal adaletsizlik,sosyal haksızlık gibi konuların anlatıldığı kısa öykülerden oluşuyor.
Reşo AğaBekir Yıldız · Cem Yayınevi · 1972168 okunma
Bekir Yıldız kısa hikayeler konusunda çok başarılı bir yazar. Bir kaç sayfa süren bazen bitmemiş gibi gelen içinizde bir yeri acıtan hikayeler. Dönemi anlamak açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Çok genç yaşta okuduğum kitaplarını tekrar okumaya başladım yazarın. Bence hakkını verecek yaşta değildim çünkü. Hikayelerden özellikle dönem hikayelerinden hoşlanıyorsanız mutlaka şans verin. Keyifli okumalar dilerim.
Reşo AğaBekir Yıldız · Cem Yayınevi · 1972168 okunma
Hayatımda okuyup ve zaman ayırdığım en iğrenç kitap sırf doğu kültürünü ve yapılanmasını kötü lanse etmek için kendini yırtmasından yanı sıra yazarın tamamen bel altı ve cinayetlerle yazılmış bu eserin ne uğurda ne amaçla yazdığını merak ediyorum. Mümkünse merak edip okuyacak olan kim varsa yüzlerce kez düşünmeli! Kitabın 50. Sayfasına kadar bel altı konularını ele almış olup 50. Sayfadan sonra bir tık drama bağlayıp daldan dala atlayan bir konusu var pek tavsiye edilecek bir türde değil.
Ahmeد ♞Reşo AğaBekir Yıldız
#OkudumBitti
#ReşoAğa
#BekirYıldız
Bekir Yıldız'ı ilk defa okudum, ne çok eseri varmış. Bu kadar güzel hikaye yazan birinin kitapları niçin okunmaz anlamış değilim. ( Az okunan bir yazar) En çok okunan ise Reşo Ağa'ymış.
Yazar Şanlıurfa'da doğup Anadolu'nun çeşitli kentlerinde yaşamış. Daha sonra Almanya'ya göç edip çeşitli fabrikalarda çalışmış. Yurda dönünce matbaa kurmuş. 1951 de ilk öyküsü yayınlanmış.
On hikayeden oluşan kitap, ağalık ve aşiret sistemi, töre, gelin kaynana çekişmesi, yörenin geleneksel ve coğrafi yapısı anlatılmakta.Güneydoğu Anadolu'nun yaşam koşullarını çok iyi gözlemlemiş olan Bekir Yıldız iki de ödül almış.
Reşo Ağa : Kızı kaçırılan Reşo Ağa'nın, kaçıran ve kızına uyguladığı ceza anlatılıyor.
Töreniz batsın, gencecik insanlara yapılır mı bu?
Kesik El : Üç oğlandan sonra kız olunca, başına bela geldiğini düşünen baba ve ailesi.
Bu dünyaya eziyet çekmeye gelmiş kız çocuğu, cezan ağır oldu
Pala Hamo :Fırat Nehri kenarında on beş, yirmi haneli bir köy. Kerpiçten yapılmış, üstleri kavak ağacından, her tarafta akrepler. Kimini akrep sokar ölür, kimi kan davasından. Eceliyle ölen yok.
Düdüklü Tencere : Köyünden çıkıp Almanya 'ya giden Pehlivan Rüstem, koca bir arabayla çıkar gelir köye (hava bin beş yüz ) Anasına da düdüklü tencere alır. Bir heyecanla yemek yapmaya girişirlerse de tencerenin nasıl kullanılacağını bilmediklerinden sonları hazin olur.
Sucukcu : Sucuk servisinde çalışkan gencin ısrarla salam servisine geçmek isteyişi.
Aç-Kapa : Gece kondu yaşamı, açılan kapanan radyolar.
Yorulmayan Adam: Evde akşama kadar köşe bucak ev temizleyip, kocasına yaranamayan kadın.
Üç Bit : Kapitalizmin öğütemediği birkaç öğrencinin mücadelesi
Ağaya Dayak
Öl Ana : En kısa en etkili öykü. Anne ve eşinin arasında kalan adamın çaresizlik içinde,
Reşo AğaBekir Yıldız · Everest Yayınları · 2010168 okunma
Öyle bir yazar ki ne sinirimin önüne geçebiliyorum ne de kitaplarını elimdem bırakabiliyorum. Reşo Ağa'da okuduğum diğer iki kitabı gibi birbirinden ilginç hikâyelere tanık olmamı sağladı. Kitap "Doğunun insanı, sevdiği için ölür, yaşamak için öldürür. " cümlesiyle başlıyor fakat ilk üç hikâye "Doğu'nun insanı sadede öldürür. " mottosuyla devam ediyor. Kendilerinin belirlediği namus yasalarıyla insan öldürmenin ne kadar kolay, kadın olmanınsa ne kadar zor olduğunu görüyoruz.
Diğer ilgimi çeken unsursa Bekir Yıldız'ın kadın karakterlerin çoğunu para ve hırs düşkünü yapması. Okuduğum üç kitabında da buna fazlasıyla şahit oldum. Erkekler evdeki aptal eşlerinden kaçmak için bir genelev turu yapar ve her seferinde biz buna şahit oluruz :) Yani artık o kadar şahit oldum ki hikâyenin başında adamın nereye gideceğini çıkarabiliyorum. Yazarı bu konuda da tebrik ediyorum, o kadar gerçekçi yazıyor ki bir yerden sonra yıpranan sinirinizle baş başa kalıyorsunuz.
Genel olarak okumaktan keyif aldığım, memleketimin farklı yerlerindeki insanların yaşamı ve erkeklerin iç dünyasına yolculuk yapmamı sağlayan bir yazar Bekir Yıldız. Edebiyatımızda bu kadar arka planda kalmasını üzücü buluyorum.
●"Ödemeyi peşin yapın ama hükmü peşin vermeyin" derler. Ben hükmü peşin vermiştim Reşo Ağa için. Aslında sebep ilk iki hikayeydi. Sanki zaman öldürmek için yazılmış, özensiz gibi bir izlenim yarattı. Ne zaman ki diğer hikayelere geçtim işte o zaman önyargılı davrandığımı anladım.
●94 sayfa ve 10 kısa hikayeden oluşuyor kitap. Bu kadar az sayfalı olmasına rağmen en çok alıntı yaptığım kitaplardan biri oldu. Özellikle Üç Bit hikayesini çok beğendim. Sizlere spoiler vermemeye çalışarak bu 10 hikayeden bahsetmeye çalışacağım. Az sayfalı bir kitap ama içinde düşünmeye sevk eden hikayeler var.
■Reşo Ağa : Derinlere inmeden, hızla anlatılmış bir namus meselesi. Bu hikayede kadın namusu erkeği ne hallere getiriyor! onu okuyoruz. Bütün çileyi çeken kadınların hiç suçları yokken katledilmesi, erkek egemen toplumda kadının yerinin olmaması kısaca anlatılmış.
■Kesik El: Daha doğarken kız olduğu için hayata yenik başlayan, ailede değer görmeyen Fadime'nin hikayesi. Bu hikayede düşündüren kısım; kadınların yaşları ilerledikçe erkek düşüncelerini daha çok benimsemeleri oldu. Yaşamını erkeklerin baskısı altında geçiren ve tamamlayan kadınların hemcinslerine ve dahası kendi kız çocuklarına acımasızlık etmeleri doğu kültürünün büyük sorunlarından.
■Pala Hamo: Kan davası hikayesi ama sonu değişik. Pek bir sona bağlanmamış ama sanırım Palo Hamo'nun amacı kısır döngüyü kırmaktı. Bir sizden, bir bizden şeklinde ilerleyen kan davası ritüelini "hadi bu sefer sizden olmasın" deyip bitirebilmeyi amaçlamış olabilir.
■Aç-Kapa: Bu hikaye yoksul halklara isyan içermekte. Başkaldıramayan toplumlar yoksulluk içinde debelebirken, yöneticilerin zevki sefa sürmesinin ve halkın buna sesini çıkarmamasının hikayesi. Aynı zamanda emekçilerin çalışma koşullarının eleştirildiği, insanın eşyadan daha az
Reşo AğaBekir Yıldız · Habora Kitabevi Yayınları · 1971168 okunma
Başarılı hikayelerden oluşan bir kitap. Diğer kitaplarında da olduğu gibi yazar, anadolu insanının fotoğrafını çekmiş. Özellikle kitaba ismini veren hikayeyi çok beğendim. Tavsiye ederim.
Reşo AğaBekir Yıldız · Cem Yayınevi · 2000168 okunma
.
Bu hikayelerdeki dramlara dayanılmaz. Hüzne, kedere boğdular beni okurken, iştahımı kestiler. Sık sık oruç tutmalıyım diye düşündüm yaşamdaki bu yaşanmış ve hala da çeşitli şekillerde yaşanmakta olan kederlerin dinmesine destek olmak, katkı sunmak için zira tokluk, rahatlık, serbest hareket etmek ve şehvetler içinde içinde yaşamak, bu acılara karşı bir duyarsızlık, “Bunlar umurumda bile değil!” diye düşünmek gibi de geldi bana.
Bir şekilde yaşamdaki acıların yanında olmak gerekiyor. Ateşin düştüğü her yerde doğrudan olmamız imkansız ve de gereksiz olduğuna göre oruç tutmak yoluyla kendine yokluğu, mahrumiyeti ve acıyı yaşatmak bir başka eşlik etme yoludur acılara. Bununla birlikte de gerektiğinde ateşin düştüğü yer ve insanların yanında olmak;;;; yüz yüze ya da uzaktan bir destekle...
Kitaplarıyla doksanlı yıllarda tanıştığım Bekir Yıldız’ın hikayeciliğini seviyorum. Yerel unsurlar üzerinden konuşup yazsa da onun hikayelerinin işaret ettiği konular oldukça evrensel geliyor bana. Bununla birlikte çıplak ve cesur anlatımı da beni ürkütmüyor yazarın, çünkü kendisini anlattıklarının içinde öngöremiyorum. O sadece resmediyor olarak geliyor bana.
[[[Öyle ya; siz öyle olmadığınız ve olma ihtimalinizin de gözükmediği bir durumda daha yüksek bir gaye uğruna kalkanınızı da kuşanarak ve gayenizi okura hissettirerek cinselliğe yer verebilirsiniz yazılarınızda, cinayetleri de ele alıp işleyebilirsiniz roman ve hikayelerinizde istiyorsanız.]]]
Edebiyat ne güzel bir şey; gerçek ya da kurgu bizi hayatların üzerinde ve içinde dolaştırıyor. Ayna tutuyor hayata ve bizler de kendi algımız üzerinden anlayabildiğimizce anlayıp hüzünleniyor, şaşırıyor, kızıyor, ders çıkartıp uyanıyor, dumura uğruyor, yerine göre de gülüp eğleniyoruz. Yaşamı bize yakın kılıyor edebiyat; hikayesiyle,
Bekir Yıldız (d. 1933 - ö. 8 Ağustos 1998), Türk öykü ve roman yazarı.
1933 yılında Urfa'da dünyaya geldi. Matbaa'cılık okulunu bitirerek, işçi olarak Almanya'da çalışmaya gitti. Yurda döndüğü zaman, Asya Matbaası'nı açan Bekir Yıldız, hikâyelerinde Güney Doğu insanlarının yaşamlarını anlattı. Hikâyelerinden bazıları senaryolaştırıldı ve filme alındı. May, Halkın Dostları, Yeni a, Yazko Edebiyat dergilerinde görev aldı. Birçok yazısı "Zaman İçinden" adlı kitapta toplanmıştır.1971 yılında Kaçakçı Şahan eseri ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı. 8 Ağustos 1998 yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedilmiştir.