Kaçakçı Şahan

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.143
Gösterim
Adı:
Kaçakçı Şahan
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898998
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kaçakçı Şahan
Kaçakçı Şahan
Kaçakçı Şahan
Kaçakçı Şahan
"Şahan'ın hayatı şimdi yokla var arasındaydı. Toprağa basan ayağında hayat, havada korkuyla titreyen öteki ayağında ise ölüme, yok olmaya hazırlanış vardı. Üç beş saniyelik duraklamadan sonra havadaki ayağını da toprağın karanlık suratına koydu. Bekledi. Şimdi iki ayağının altında ölüm yoktu. Sevinir gibi oldu. Fakat bu sevinci, inceden esen yel, hemencecik ötelere taşıdı sanki."

Kaçakçı Şahan'da Anadolu halkının sonu gelmez yoksulluğunu, ezilişini ve bunlara rağmen kaybetmediği umudunu anlatıyor. Kitapta yer alan öykülerde; ağalık sistemine başkaldırıştan, erkek egemen toplumlardaki kadın imgesine, ekmek parası uğruna vatanını, ailesini terk edip gâvur topraklarından medet umulmasına kadar çeşitli olaylarla kırsal kesimin hayatta kalma mücadelesi gözler önüne serilip okuyucuya adeta ibretlik yaşam kesitleri sunuluyor.

Kitaba adını veren "Kaçakçı Şahan" adlı öyküde ise, fukaralığın ölüm korkusunu yenisini ve yoksulluğun çaresiz bıraktığı bir babanın oğlu karşısındaki aczini gözler önüne seren Bekir Yıldız, edebiyatın başka yaşamları aktarmadaki gücünü bir kez daha gösteriyor okurlara.
80 syf.
·2 günde·Beğendi
Yüksek dozda uzunluk ve yazar sevgisi içerir.

Bekir Yıldız, toplumdaki sorunları iyi görmüş, gurbete çalışmaya giden insanların hallerini ve arkalarında bıraktığı ailelerinin durumlarını gayet yalın ama çarpıcı bir dille kaleme almış bir yazar, diyerek incelemeye çok hızlı bir giriş yapmış olurdum. Onun için kitap ve yazardan önce başka bir yazarın Bekir Yıldız ile anısından bir iki kelam etmek istiyorum. Bu yazar: Hasan Ali Toptaş. Bazılarının çok şişiriliyor dediği, bazılarının da yere göğe sığdıramadığı bir yazar kendileri. Harfler ve Notalar kitabının incelemesinde okuduğu yazar ve kitaplarından kısaca bahsetmiştim ki Bekir Yıldız da bunlardan biriydi. Toptaş yazmaya yeni yeni başladığı dönemlerde Bekir Yıldız’ın şehrine geleceğini öğreniyor. Bu vesileyle hem yazdığı hikâyeleri Bekir Yıldız’ın beğenisine sunmak hem de Kaçakçı Şahan kitabını imzalatmak istiyor. Güç bela da olsa bir görüşme ayarlamayı başarıyor. Bundan sonrasını kendi dilinden nakletmek istiyorum. Özet defterime olduğu gibi geçmişim, şimdi kısalta kısalta yazıyorum: “Bekir Yıldız’a okutmak üzere, yazdığın hikâyelerin içinden birini seçip özene bezene daktiloya çekiyorsun bu arada. Sonra, okunmuşunu imzalatmak herhalde ayıp olur diye, kitapçı dükkânlarından birine gidip Cem Yayınları tarafından yayımlanan Kaçakçı Şahan’ın yenisini satın alıyor ve elinde kitap, Kuyumcu Oteli’nin önünde saatlerce volta atıyorsun. Buluşma saati gelip çatınca da, korka korka giriyorsun kapıdan içeri… Çaylarınızı yudumlarken, o büyük bir sabırla okuyor verdiğin hikâyeyi. Sen nefesini tutmuş, bekliyorsun. Güzel, diyor Bekir Yıldız… Sen, imzalatmak üzere Kaçakçı Şahan’ı uzatıyorsun ona. Bekir Yıldız, “Yeni bir umudun sevinciyle merhaba!” cümlesini yazıp imzaladıktan sonra, hangi kitaplarımı okudun, diye soruyor birden. Afallıyorsun tabii ve teessüf edercesine, hepsini üstat, hepsini okudum, diyorsun… Bekir Yıldız, beklemediğin bir şey söylüyor o sırada, gözlerinin içine bakıyor ve artık beni okuma, diyor, hiç okuma. Sen, onun neden böyle söylediğini o an anlayamıyorsun tabii… Gerçek, aylar geçtikçe, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Dergi yöneticileri, tıpkı Bekir Yıldız gibi yazıyorsun diye hikâyelerini geri çeviriyorlar…” İşte bu kitabın ve yazarın Toptaş ile ilgisi. Eğer böyle bir yazı okumasaydım yine Bekir Yıldız okur muydum? Hayır, okumazdım. Çünkü adını ilk defa duydum. Ne kimse bahsetmişti ne de ben araştırma gayretinde bulundum. Sonra işte böyle okuyunca da pişkin pişkin “kıyıda köşede kalmış nice yetenekli yazarlar varmış” diyorum.

Şimdi gelelim Bekir Yıldız ve kitaba. Bekir Yıldız Urfa’da doğup büyümüş. İnsan nasıl doğal olarak çevresinin özelliklerini ediniyor ve onu farklı mecralarda yansıtıyorsa Bekir Yıldız’ın da doğup büyüdüğü yerin özelliklerini, insan ilişkilerini eserlerinde yansıtması bir nevi doğaldır. Bu kitapla birlikte 4 kitabını okumuş oldum. Kitabı okuduktan sonra kitabın arkasına 4 tane de cümle düşmüşüm yazarla ilgili: “1-Güneydoğu insanının kendine haslığını, sadece bu değil zalım ağa-maraba ilişkilerini, kan davalarını, geçim sıkıntılarını kendince bir üslup geliştirerek okuyucusuna yansıtıyor. 2-Almanya’ya giden ya da orada olan Türk vatandaşlarının çektiği yabancılığı, gâvur karşında yaşadıkları sıkıntıları samimi ve biraz da iç burkan bir anlatımla yine okuruyla buluşturuyor. 3-Çoğu hikâyesinin sonunda oluşan kekremsilik diğer kitaplarının okunması için başlı başına bir sebep. 4-Toplumsal sorunları bazı yazarlar gibi sadece birilerini eleştirmek için değil insana hissettirmek için yazıyor.” Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da, derler ya benim için de Bekir Yıldız da ister iyi yazsın ister kötü. Okumuşum artık. Saydığım cümleler hangi kitabını okursam okuyum okurunu hep doğrulayacak nitelikte. Yazar hakkında söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Kitapta 5 hikâye var. Her biri birbirinden güzel, her biri birbirinden anlamlı. Zaten en çok bu kitaptaki hikâyelerini sevdim. Hikâye okumayı sevdiğimden midir nedir bazı okurların çok saçma bulduğu hikâyelere ben ayılıp bayılıyorum. Bu kitap Türk Edebiyatı’nın bana göre en büyük hikâyecisinin adına verilen ödülü, 1971 Sait Faik Hikâye Ödülü’nü, kazanmış. Bu bakımdan da okunabilecek bir kitap.

Bu kitabın ve yazarın önemi başta da yazdığım gibi Hasan Ali Toptaş’ın anılarına yer etmiş olmasıydı. Hem çok sevdiğim bir yazarın sevdiklerini okuyorum, hem yeni yazarlar ve kitaplar keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum hem de Bekir Yıldız gibi yazarlar hakkında farkındalığımı geliştiriyorum. Bilmiyorum ben mi olaya çok duygusal yaklaşıyorum ama öyle. Şimdilik Toptaş’ın sevdiklerinden daha az kapsamlı olanlarını okuyorum. Ama zamanla, belki bir iki yıl içinde, Proustların, Joyceların, Borgeslerin kitaplarını da okuyup bitirmek istiyorum. Bu iki Türk yazar da katiyen okunabilir. Minnetle…
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Bekir Yıldız’ın okumuş olduğum 3. Kitabı. Diğer ikisi romandı. ( Halkalı Köle ve Darbe ) Bu hikaye kitabı. Ben ki hikaye okumalarına çok ısınamamış biri olarak söylüyorum hikaye olacaksa böyle olacak. Hayatın içinden, gerçekçi.
Toplumun sorunlarına gözlerini kapamayan yazarları daha bir çok seviyorum.
Çok eski bir röportajında yazar şu sözlerle özetliyor sanatçının nasıl olması gerektiğini. Önemli bir gerçek var günümüz sanatçısı için; yerleşmemiş umutların, yaşanmamış sevgilerin, verilmemiş hakların alacaklıları yanında olmak.” Katılmamak mümkün değil.

Adeta bu sözleri kanıtlarcasına yazdığı bu kitapta ilk hikayesi ile adeta duygu yoğunluğu içinde yüzdürdü beni.
Gaffar ile Zara hikayesi. Bölge insanının ne zorluklarda yaşadığını çok güzel anlatmış. Toprak ağasının baskısına baş kaldıran Gaffar’ın hikayesi. O dönemlerde sıkça başvurulan yurt dışına işçi olarak gitme durumunu anlatıyor. Ancak anlatırken o gidişlerin nasıl, hangi şartlarda, geride kimlerin bırakılarak gidildiğini çok güzel yansıtmış. Benim içim burkuldu açıkçası. Kendi vatanından gitmek her ne olursa olsun kolay bir şey değil. Ancak var olmak için, yaşamak için gerekli ise yapılacak fazla bir şey yok.

Diğer bir hikayede Kaçakçı Şahan.
Bu hikayeyi okuduktan sonra aklıma direk Uludere Olayı geldi. Hepiniz biliyorsunuz anlatmaya gerek yok.
Şahan sınırda kaçakçılık için mayınlı tarladan geçmek zorunda. Sonrası hazin son. Yoksulluk ve çaresizliğin insanları hangi şartlara sürüklediğini gözler önüne seriyor.
Diğer hikayelerde de yine toplumsal sorunlar olan töre cinayetleri, kadınların uğramış olduğu haksızlıklar, şiddet gözler önüne seriliyor. Bekir Yıldız okumaya devam.
67 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Çok etkileyici bir öykü Kaçakçı Şahan. Diğerleri de yeterince iyi. Okunmayı hak eden kitaplardan. Anadolu insanları bu kitapta karşınızda. Beş öyküden oluşan kitabın etkisi sürecektir.
80 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Gaffar ile Zara- Büyük Yas- Zırhlı Şamı- Kaçakcı Şahan...
Harika bir Anadolu yaşam öykülerinin oluşturduğu dört hikaye...
1971 de üçüncü baskısı. 45 yıl önce de okuduğum Bu kitap Gerçek en 1971 Yılı Sait Faik Hikaye ödülünü hak etmiş.
Örf- Adet geleneksellik ve toprağa dayalı o günlerin feodal yaşam tarzını ele alan ve inceden eleştirerek yöre insanının tüm yaşam zorlukluğunu gerçekliliği ile çok arı bir dile bize anlatıyor Bekir Yıldız Tüm Kitaplarını 40 yıl belki daha öncesinden okudum. Görev yaptığım yıllarda, Tüm anlatılanları bire bir olmasa da çok çok yakın bezer yaşanmışlıklarını, hatta O günlerde olmayan bazı şeyleri, bugünlerin gerçekliğinde yaşanan şeylere şahit olan ben. Sizlere sadece naçizane olarak okumanızı tavsiye edebilirim.
80 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Yazarın bu kitabında beş adet kısa kısa öyküler bulunuyor.Bu öyküleri veya benzerlerini bir şekilde okumuş olmamın nedeni olsa gerek ,kitabın dilinin akıcılığını da eklersek,kısa sürede okunmasını sağladı.
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
80 syf.
·5/10 puan
Üstad #hasanalitoptaş önerisiyle okuduğum 80 sayfa ve 5 hikayeden oluşan kitap büyük puntolarına bakılırsa belli ki kağıdın ucuz olduğu zaman basılmış:)
Şanlıurfa doğumlu #bekiryıldız (1933-1998) bu kitapla 1971'de Sait Faik ödülünü almış.

Güneydoğu insanının çektiği yoksulluk, töre baskısı ve acılar betimlenmiş.
İlk hikayede yoksulluktan Almanya'ya gitmek zorunda olan Gaffar'ın, ikinci hikayede rastgele patlayan silahların sonunda bir düğünün cenazeye dönmesinin, üçüncüde köy yerinde yaşanan anlamsız rekabette gözde güvercinin telef olmasının, dördüncüde bölge kadınının küçük bir yardım uğruna kocası tarafından dövülebilmesi ve değersizliğinin, beşincide ise Suriye sınırında kaçağa çıkan Şahan'ın bir mayınla sönen hayatı ve babasının yaşadığı dramın hikayeleri var.

Kitaba adını veren #kaçakçışahan en çarpıcı olanı kesinlikle ve oğlunun ölüsü önünde babasının tüm köy gibi jandarmalara "tanımıyorum" cevabını içi kan ağlayarak söylemesi ve önceden kendisine bir şey olması durumunda kaçakçılıktan kazanacağı altın liraları ağzının içine koyacağını bilip, jandarmalara görünmeden gece ölüsüne yanaşarak oğlunun düşmeyen çenesi içinden altınları ( o da iki tane) almaya çalışıp gelini ve çocuklarına götürmeye çalışması büyük dramdı doğrusu.

Hikayelerde gerektiği yerlerde betimleme kullanılmış, son hikaye hariç sürpriz yok ve yaşanan acılar durum kurgusu boyutunda tüm çıplaklığıyla verilmiş.

Bu hikayelerin Meksika versiyonu olan #juanrulfo nun #ovaalevalev 'i de okuyup paylaşacağım.

Şu kadarını söyleyim ki, yoksulluk ve mecburiyet dünyanın her köşesinde aynı. Ve Bekir Yıldız 'ın Kaçakçı Şahan hikayesine başlarken düştüğü not da çok anlamlı : "Çalışma fermanları hükümetten mühürlü kaçakçıların kulakları çınlasın "
78 syf.
·32 günde·Puan vermedi
Bana 13 yaşımda Hüseyin edilmiş ancak tam 34 yıl sonra okuduğum bir kitap şarktan hikayeler anlatıyor. 13 yaşımda iyi ki okumamışım çünkü hikayaler biraz yüksek yaş grubuna hitap ediyormuş.
89 syf.
·1 günde
Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız'ın (1933 - 1998),  Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldığı hikayesidir. 1971 yılında yayımlanmıştır.
Bazen insana tebessüm ettirse de ama çoğu kez hüzün dolu kısa hikayelerini bir araya getirmiş. Anadolu insanın yoksulluk ve cehalet dolu hayatları şiveli dil kullanılarak anlatılmış.
Kitapta yer alan beş hikayenin adları; GAFFAR İLE ZARA, BÜYÜK YAS, ZIRHLI ŞAMI, GÜZEL PARMAKLAR, KAÇAKÇI ŞAHAN
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Olay ve betimleme birlikteliğine önem vererek yazmış. Uzun betimlemelerden kaçmış adeta. Dolayısıyla okuru sıkmadan akıcı bir üslupla olayları sıralamış. Bir kaç olay sonra kısa ama etkileyici bir betimleme.
80 syf.
Bugün kitap içinde keşfettiğim bir kitapla sizlerle beraberim
Hasan Ali Toptaş'ı ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz. Onun belgeselinde, söyleşilerinde bu kitabın adını sıkça duymuştum. En son Harfler ve Notalar kitabında görünce okumaya karar verdim.
Harfler ve Notalar kitabından direkt alıntılıyorum bu kısmı.
“Bekir Yıldız’a okutmak üzere, yazdığın hikâyelerin içinden birini seçip özene bezene daktiloya çekiyorsun bu arada. Sonra, okunmuşunu imzalatmak herhalde ayıp olur diye, kitapçı dükkânlarından birine gidip Cem Yayınları tarafından yayımlanan Kaçakçı Şahan’ın yenisini satın alıyor ve elinde kitap, Kuyumcu Oteli’nin önünde saatlerce volta atıyorsun. Buluşma saati gelip çatınca da, korka korka giriyorsun kapıdan içeri… Çaylarınızı yudumlarken, o büyük bir sabırla okuyor verdiğin hikâyeyi. Sen nefesini tutmuş, bekliyorsun. Güzel, diyor Bekir Yıldız… Sen, imzalatmak üzere Kaçakçı Şahan’ı uzatıyorsun ona. Bekir Yıldız, “Yeni bir umudun sevinciyle merhaba!” cümlesini yazıp imzaladıktan sonra, hangi kitaplarımı okudun, diye soruyor birden. Afallıyorsun tabii ve teessüf edercesine, hepsini üstat, hepsini okudum, diyorsun… Bekir Yıldız, beklemediğin bir şey söylüyor o sırada, gözlerinin içine bakıyor ve artık beni okuma, diyor, hiç okuma. Sen, onun neden böyle söylediğini o an anlayamıyorsun tabii… Gerçek, aylar geçtikçe, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Dergi yöneticileri, tıpkı Bekir Yıldız gibi yazıyorsun diye hikâyelerini geri çeviriyorlar…”

Bu cümleleri okuduktan sonra içimden şuan benziyor mu acaba düşüncesiyle merak edip okudum. Benziyor mu diye soranlarınız olacak. Benzemiyor. Geçen zamanda Hasan Ali Toptaş kendine özgü bir dil oluşturmuş.
Kitaba dönecek olursak. 1950'lerin Doğu Anadolu topraklarında buluyoruz kendimizi. Tamamen doğu şivesiyle yazılmış kitabımız tam bir yeşilçam filmi havasında. Köy ağaları, kadına değer verilmemesi, yoksulluk, cahillik, sefalet, toplumsal sorunlar ve daha bir çok konuya ev sahipliği yapıyor. Günümüz için şükretmemizi sağlayan, daha güzel bir gelecek nasıl tasarlama konusunda bizi üzerek de olsa ilham veren akıcı bir eserdi. Anadolu'ya hayran olan herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
#kaçakcışahan

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaçakçı Şahan
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898998
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kaçakçı Şahan
Kaçakçı Şahan
Kaçakçı Şahan
Kaçakçı Şahan
"Şahan'ın hayatı şimdi yokla var arasındaydı. Toprağa basan ayağında hayat, havada korkuyla titreyen öteki ayağında ise ölüme, yok olmaya hazırlanış vardı. Üç beş saniyelik duraklamadan sonra havadaki ayağını da toprağın karanlık suratına koydu. Bekledi. Şimdi iki ayağının altında ölüm yoktu. Sevinir gibi oldu. Fakat bu sevinci, inceden esen yel, hemencecik ötelere taşıdı sanki."

Kaçakçı Şahan'da Anadolu halkının sonu gelmez yoksulluğunu, ezilişini ve bunlara rağmen kaybetmediği umudunu anlatıyor. Kitapta yer alan öykülerde; ağalık sistemine başkaldırıştan, erkek egemen toplumlardaki kadın imgesine, ekmek parası uğruna vatanını, ailesini terk edip gâvur topraklarından medet umulmasına kadar çeşitli olaylarla kırsal kesimin hayatta kalma mücadelesi gözler önüne serilip okuyucuya adeta ibretlik yaşam kesitleri sunuluyor.

Kitaba adını veren "Kaçakçı Şahan" adlı öyküde ise, fukaralığın ölüm korkusunu yenisini ve yoksulluğun çaresiz bıraktığı bir babanın oğlu karşısındaki aczini gözler önüne seren Bekir Yıldız, edebiyatın başka yaşamları aktarmadaki gücünü bir kez daha gösteriyor okurlara.

Kitabı okuyanlar 79 okur

  • Deniz Can Erdoğan
  • ecem
  • Elif ECVET
  • Mehmet Yıldız
  • Faik kahraman
  • Hayat Bu
  • Mehmet Çetintaş
  • Kürşat Akpınar
  • Samet Yılmaz
  • Umut Can Çap

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (1)
9
%8.6 (3)
8
%28.6 (10)
7
%17.1 (6)
6
%2.9 (1)
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%2.9 (1)
2
%0
1
%0