Kaçakçı Şahan

8,0/10  (5 Oy) · 
9 okunma  · 
5 beğeni  · 
540 gösterim
"Şahan'ın hayatı şimdi yokla var arasındaydı. Toprağa basan ayağında hayat, havada korkuyla titreyen öteki ayağında ise ölüme, yok olmaya hazırlanış vardı. Üç beş saniyelik duraklamadan sonra havadaki ayağını da toprağın karanlık suratına koydu. Bekledi. Şimdi iki ayağının altında ölüm yoktu. Sevinir gibi oldu. Fakat bu sevinci, inceden esen yel, hemencecik ötelere taşıdı sanki."

Kaçakçı Şahan'da Anadolu halkının sonu gelmez yoksulluğunu, ezilişini ve bunlara rağmen kaybetmediği umudunu anlatıyor. Kitapta yer alan öykülerde; ağalık sistemine başkaldırıştan, erkek egemen toplumlardaki kadın imgesine, ekmek parası uğruna vatanını, ailesini terk edip gâvur topraklarından medet umulmasına kadar çeşitli olaylarla kırsal kesimin hayatta kalma mücadelesi gözler önüne serilip okuyucuya adeta ibretlik yaşam kesitleri sunuluyor.

Kitaba adını veren "Kaçakçı Şahan" adlı öyküde ise, fukaralığın ölüm korkusunu yenisini ve yoksulluğun çaresiz bıraktığı bir babanın oğlu karşısındaki aczini gözler önüne seren Bekir Yıldız, edebiyatın başka yaşamları aktarmadaki gücünü bir kez daha gösteriyor okurlara.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2011
  • Sayfa Sayısı:
    80
  • ISBN:
    9789752898998
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 21 Tem 23:02 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yüksek dozda uzunluk ve yazar sevgisi içerir.

Bekir Yıldız, toplumdaki sorunları iyi görmüş, gurbete çalışmaya giden insanların hallerini ve arkalarında bıraktığı ailelerinin durumlarını gayet yalın ama çarpıcı bir dille kaleme almış bir yazar, diyerek incelemeye çok hızlı bir giriş yapmış olurdum. Onun için kitap ve yazardan önce başka bir yazarın Bekir Yıldız ile anısından bir iki kelam etmek istiyorum. Bu yazar: Hasan Ali Toptaş. Bazılarının çok şişiriliyor dediği, bazılarının da yere göğe sığdıramadığı bir yazar kendileri. Harfler ve Notalar kitabının incelemesinde okuduğu yazar ve kitaplarından kısaca bahsetmiştim ki Bekir Yıldız da bunlardan biriydi. Toptaş yazmaya yeni yeni başladığı dönemlerde Bekir Yıldız’ın şehrine geleceğini öğreniyor. Bu vesileyle hem yazdığı hikâyeleri Bekir Yıldız’ın beğenisine sunmak hem de Kaçakçı Şahan kitabını imzalatmak istiyor. Güç bela da olsa bir görüşme ayarlamayı başarıyor. Bundan sonrasını kendi dilinden nakletmek istiyorum. Özet defterime olduğu gibi geçmişim, şimdi kısalta kısalta yazıyorum: “Bekir Yıldız’a okutmak üzere, yazdığın hikâyelerin içinden birini seçip özene bezene daktiloya çekiyorsun bu arada. Sonra, okunmuşunu imzalatmak herhalde ayıp olur diye, kitapçı dükkânlarından birine gidip Cem Yayınları tarafından yayımlanan Kaçakçı Şahan’ın yenisini satın alıyor ve elinde kitap, Kuyumcu Oteli’nin önünde saatlerce volta atıyorsun. Buluşma saati gelip çatınca da, korka korka giriyorsun kapıdan içeri… Çaylarınızı yudumlarken, o büyük bir sabırla okuyor verdiğin hikâyeyi. Sen nefesini tutmuş, bekliyorsun. Güzel, diyor Bekir Yıldız… Sen, imzalatmak üzere Kaçakçı Şahan’ı uzatıyorsun ona. Bekir Yıldız, “Yeni bir umudun sevinciyle merhaba!” cümlesini yazıp imzaladıktan sonra, hangi kitaplarımı okudun, diye soruyor birden. Afallıyorsun tabii ve teessüf edercesine, hepsini üstat, hepsini okudum, diyorsun… Bekir Yıldız, beklemediğin bir şey söylüyor o sırada, gözlerinin içine bakıyor ve artık beni okuma, diyor, hiç okuma. Sen, onun neden böyle söylediğini o an anlayamıyorsun tabii… Gerçek, aylar geçtikçe, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Dergi yöneticileri, tıpkı Bekir Yıldız gibi yazıyorsun diye hikâyelerini geri çeviriyorlar…” İşte bu kitabın ve yazarın Toptaş ile ilgisi. Eğer böyle bir yazı okumasaydım yine Bekir Yıldız okur muydum? Hayır, okumazdım. Çünkü adını ilk defa duydum. Ne kimse bahsetmişti ne de ben araştırma gayretinde bulundum. Sonra işte böyle okuyunca da pişkin pişkin “kıyıda köşede kalmış nice yetenekli yazarlar varmış” diyorum.

Şimdi gelelim Bekir Yıldız ve kitaba. Bekir Yıldız Urfa’da doğup büyümüş. İnsan nasıl doğal olarak çevresinin özelliklerini ediniyor ve onu farklı mecralarda yansıtıyorsa Bekir Yıldız’ın da doğup büyüdüğü yerin özelliklerini, insan ilişkilerini eserlerinde yansıtması bir nevi doğaldır. Bu kitapla birlikte 4 kitabını okumuş oldum. Kitabı okuduktan sonra kitabın arkasına 4 tane de cümle düşmüşüm yazarla ilgili: “1-Güneydoğu insanının kendine haslığını, sadece bu değil zalım ağa-maraba ilişkilerini, kan davalarını, geçim sıkıntılarını kendince bir üslup geliştirerek okuyucusuna yansıtıyor. 2-Almanya’ya giden ya da orada olan Türk vatandaşlarının çektiği yabancılığı, gâvur karşında yaşadıkları sıkıntıları samimi ve biraz da iç burkan bir anlatımla yine okuruyla buluşturuyor. 3-Çoğu hikâyesinin sonunda oluşan kekremsilik diğer kitaplarının okunması için başlı başına bir sebep. 4-Toplumsal sorunları bazı yazarlar gibi sadece birilerini eleştirmek için değil insana hissettirmek için yazıyor.” Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da, derler ya benim için de Bekir Yıldız da ister iyi yazsın ister kötü. Okumuşum artık. Saydığım cümleler hangi kitabını okursam okuyum okurunu hep doğrulayacak nitelikte. Yazar hakkında söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Kitapta 5 hikâye var. Her biri birbirinden güzel, her biri birbirinden anlamlı. Zaten en çok bu kitaptaki hikâyelerini sevdim. Hikâye okumayı sevdiğimden midir nedir bazı okurların çok saçma bulduğu hikâyelere ben ayılıp bayılıyorum. Bu kitap Türk Edebiyatı’nın bana göre en büyük hikâyecisinin adına verilen ödülü, 1971 Sait Faik Hikâye Ödülü’nü, kazanmış. Bu bakımdan da okunabilecek bir kitap.

Bu kitabın ve yazarın önemi başta da yazdığım gibi Hasan Ali Toptaş’ın anılarına yer etmiş olmasıydı. Hem çok sevdiğim bir yazarın sevdiklerini okuyorum, hem yeni yazarlar ve kitaplar keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum hem de Bekir Yıldız gibi yazarlar hakkında farkındalığımı geliştiriyorum. Bilmiyorum ben mi olaya çok duygusal yaklaşıyorum ama öyle. Şimdilik Toptaş’ın sevdiklerinden daha az kapsamlı olanlarını okuyorum. Ama zamanla, belki bir iki yıl içinde, Proustların, Joyceların, Borgeslerin kitaplarını da okuyup bitirmek istiyorum. Bu iki Türk yazar da katiyen okunabilir. Minnetle…

Selman Ç. 
 21 Haz 10:23 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bekir Yıldız’ın okumuş olduğum 3. Kitabı. Diğer ikisi romandı. ( Halkalı Köle ve Darbe ) Bu hikaye kitabı. Ben ki hikaye okumalarına çok ısınamamış biri olarak söylüyorum hikaye olacaksa böyle olacak. Hayatın içinden, gerçekçi.
Toplumun sorunlarına gözlerini kapamayan yazarları daha bir çok seviyorum.
Çok eski bir röportajında yazar şu sözlerle özetliyor sanatçının nasıl olması gerektiğini. Önemli bir gerçek var günümüz sanatçısı için; yerleşmemiş umutların, yaşanmamış sevgilerin, verilmemiş hakların alacaklıları yanında olmak.” Katılmamak mümkün değil.
Adeta bu sözleri kanıtlarcasına yazdığı bu kitapta ilk hikayesi ile adeta duygu yoğunluğu içinde yüzdürdü beni.
Gaffar ile Zara hikayesi. Bölge insanının ne zorluklarda yaşadığını çok güzel anlatmış. Toprak ağasının baskısına baş kaldıran Gaffar’ın hikayesi. O dönemlerde sıkça başvurulan yurt dışına işçi olarak gitme durumunu anlatıyor. Ancak anlatırken o gidişlerin nasıl, hangi şartlarda, geride kimlerin bırakılarak gidildiğini çok güzel yansıtmış. Benim içim burkuldu açıkçası. Kendi vatanından gitmek her ne olursa olsun kolay bir şey değil. Ancak var olmak için, yaşamak için gerekli ise yapılacak fazla bir şey yok.
Diğer bir hikayede Kaçakçı Şahan.
Bu hikayeyi okuduktan sonra aklıma direk Uludere Olayı geldi. Hepiniz biliyorsunuz anlatmaya gerek yok.
Şahan sınırda kaçakçılık için mayınlı tarladan geçmek zorunda. Sonrası hazin son. Yoksulluk ve çaresizliğin insanları hangi şartlara sürüklediğini gözler önüne seriyor.
Diğer hikayelerde de yine toplumsal sorunlar olan töre cinayetleri, kadınların uğramış olduğu haksızlıklar, şiddet gözler önüne seriliyor. Bekir Yıldız okumaya devam.

Halil Yavuz KAYA 
 20 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Gaffar ile Zara- Büyük Yas- Zırhlı Şamı- Kaçakcı Şahan...
Harika bir Anadolu yaşam öykülerinin oluşturduğu dört hikaye...
1971 de üçüncü baskısı. 45 yıl önce de okuduğum Bu kitap Gerçek en 1971 Yılı Sait Faik Hikaye ödülünü hak etmiş.
Örf- Adet geleneksellik ve toprağa dayalı o günlerin feodal yaşam tarzını ele alan ve inceden eleştirerek yöre insanının tüm yaşam zorlukluğunu gerçekliliği ile çok arı bir dile bize anlatıyor Bekir Yıldız Tüm Kitaplarını 40 yıl belki daha öncesinden okudum. Görev yaptığım yıllarda, Tüm anlatılanları bire bir olmasa da çok çok yakın bezer yaşanmışlıklarını, hatta O günlerde olmayan bazı şeyleri, bugünlerin gerçekliğinde yaşanan şeylere şahit olan ben. Sizlere sadece naçizane olarak okumanızı tavsiye edebilirim.

Kitaptan 13 Alıntı

Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Anam deyi ki, düğünden berisi göz açıp kapamayla geçer, işin çetini uzun yoldadır."

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 42)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 42)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Doğup büyüdüğü obayı terk etmek babayiğide yakışmaz. Ayağını kır ve bu sevdadan vazgeç Gaffar. Er olan ancak asker ocağına, ya da namusu yere düşende , kan akıtıp mapushaneye gitmek için obasını boşlar. Yoksa senin gibi keyfi gurbete çıkmak soyumuzu lekeler.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 10)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 10)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Korku, Şahan'ın canındaydı. Ne ettiyse onu, toprağa gömemedi. Başını kaldırdı. "Allah," dedi duyulur bir sesle. " Ya korkuyu al, ya canımı."

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 65)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 65)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bir yandan Fırat, incecik suyunu ötelere sürüklemeye çabalıyor, Bir yandan da, sabah güneşinin altına düşmüş toprak, gece vakti üzerine bulaşan teri kurutuyordu. Ve bu sıra insanlar harman yerine varıp, doğanın bereketini topluyor, dövüyor, buğday ya da arpayı cılık yelin ağzında seliyorlardı.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 27)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 27)
Halil Yavuz KAYA 
 20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Desene kız Elif, anan devenin büyüğünü ahırda unutmuş. Kulağına küpe olsun, kocanın, gece koynunu gündüz tabakasını boş bırakma.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 58)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 58)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Yeni günün ilk işareti horozların ağzından duyuldu. İnsanlara yatak batmaya başladı. Kıpırdandılar. Fakat güneş gelmemişti henüz.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 18)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 18)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kış mevsimlerinde, koca adamları ürkütüp kıyısından baktırmayan Fırat, şimdi el kadar çocukların ayakları altında çiğneniyordu.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 7 - Sinan Yayınları)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 7 - Sinan Yayınları)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Şimdi daha yakından duyulan it ulumaları, gecenin karnına sıkılan mermi gibiydi. Şahan ulumaların batısına yöneldi.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 65)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 65)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kadının keder yüklü yüzünde, törelerin keskin darbeleri vardı. Bu darbeler az sonra analık duygusunun sıcaklığıla eriyip kayboldu sanki. Ve kadın tatlı bir sesle oğlunun gönlüne uzandı.
"Gaffar," dedi. "Git buradan... Git emme, tez gel..."

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 26)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 26)
Halil Yavuz KAYA 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bir çuval buğday karşılığı çalışmak, ağanın gölgesinde yalanmak, Gaffar'ın babasını yatağa vurmuştu..Toprak, şimdi, yıllardan beri kendisini deşen, dölleyen bu adamı cezalandırıp altına almak sabırsızlanıyordu adeta.

Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 8)Kaçakçı Şahan, Bekir Yıldız (Sayfa 8)
2 /