Bekir Yıldız yine bir toplumsal yaraya parmak bastığı romanı Darbe'de, 12 Eylül dönemindeki işkenceleri, zulümleri, ölüm oruçlarını, idamları tüm bedeni felce maruz kalmış Ali'nin beyninden geçen yansımalar olarak anlatıyor bize.
Eşi Narin tarafından, inandığı değerler ve şerefi adına devlet tarafından öldürüldüğü sanılan, oysa pişmanlık yasasından faydalanarak itirafçı olup en yakın arkadaşı Kamer Can'ı ele vererek idam sehpasına gönderen ve yeni adı olan Yavuz Aslantürk kimliğiyle yeni bir yüze, yeni bir kimliğe ve yeni bir hayata başlayan Hamdullah Şimşek'in hikâyesinin anlatıldığı eserde ayrıca bahsi geçen önemli bir konu da Avrupa ve Amerika'da refah içinde yaşayan işçi sınıfının yoksul ülkelerdeki ezilen işçi sınıfının sömürülmesinden dolayı rahat yaşadıklarının vurgulanması.
Filistin askıları, tabutluk denilen dar ve zifiri karanlık hücreler ile her türlü insan hakkı ihlalinin olağan karşılandığı cunta yönetimine bağlı askeri hapishanelere daha yakından tanık olduğumuz Darbe, bir yakın dönem romanı olarak Bekir Yıldız'ın usta kalemine bir kez daha hayran olmamızı sağlıyor.