Kitap, unutuşa karşı kolektif belleği, tarihsel aktörlerin hüzünlü ve dirençli hikayelerini ve insan portreleri üzerinden geçmişe bakmanın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, sadece kuru bir siyaset tarihi anlatmıyor; her bir ismin ardındaki insanı, hayalleri, kırılganlıkları ve mücadeleleri önümüze seriyor. Bir yanda Ehmedê Xanî’nin, Feqiyê Teyran’ın edebi ve felsefi arayışları, diğer yanda yakın dönemin siyasi aktörlerinin fırtınalı yaşam öyküleri... Şunu derinden hissettim: Tarih dediğimiz şey, büyük harflerle yazılan o soğuk metinlerden ibaret değil. Tarih; sesleri kısılmak, hafızası silinmek istenen insanların nesilden nesle aktardığı yaşam öykülerinin ta kendisidir.