Aldatıldım, ancak ondan nefret ederek avunabilirim.
Ah, evliliğin laneti!
Bu ince yaratıklara bizim diyebiliyoruz da,
Sahip değiliz onların doyumsuz isteklerine!
Kurbağa olup bir zindanın pis havasında çürüyeyim,
Yeter ki, sevdiğim şeyi paylaşmayayım başkalarıyla.
Ama bu lanet bütün büyük adamların başında,
Aşağıdakiler bu yönden daha şanslı yukarıdakilerden,
Bizim için bu kaçınılmaz bir gidiş, ölüm gibi.
Daha doğarken takarız biz bu boynuz lanetini.
Anlatsam Desdemona'nın atmaca gibi vefasız olduğunu,
Onu bana bağlayan köstek
Yüreğimin tellerinden de yapılmış olsa,
Onu çözer rüzgara salıveririm
Arayıp avlaması için kaderini.
Evet, karayım belki. O kibar züppeler gibi
Bilmiyorum konuşma inceliklerini.
Çok olmasa da, inmeye başladım ben
Ömrümün basamaklarını,
Belki de onun için uçmuştur elimden.
Böyle alçaklar çoğunluktadır çünkü
Kendi zorlarıyla baştan çıkardılar mı birini,
Ya da hoş ettiler mı bir yosmanın gönlünü,
Bunları anlatmaktan çekinmezler
Kabara kabara hindi gibi.
Ama kıskanç insanlar böyle söze kanmazlar.
Böyleleri bir nedene göre kıskanmazlar ki,
Kıskanç oldukları için kıskanırlar.
Bu kıskançlık denilen şey, kendi kendini peydahlayan,
Kendi kendini doğuran bir canavardır.